haluk yurtkuran
Oca 07 2018

Kaybedecek bir şeyi olmayan turist Türkiye’yi tercih ediyor

Her sabah saat 9.00 -9.30 civarında Maçka Parkında yürüyüşümü tamamlayıp, Teşvikiye’deki evime giderken, eski Maçka Oteli şimdi yenilenmiş hali ile lüks St. Regis Otelinin önünden geçiyorum.

Geçerken mesleki merak nedeniyle otelin Abdi İpekçi tarafına bakan kahvaltı salonuna ister istemez gözüm kayıyor…

Son iki yıldır salonda en fazla üç bilemedin dört masada en fazla ikişer-üçer kişinin kahvaltı ettiğini görüyorum. Bazen masada 2-3 çocuklu Arap aileleri kalabalık oluşturuyor.  

St.Regis Oteli İstanbul’un en prestijli konumunda, altında ve karşısında pek çok ünlü uluslararası markalı  mağazaların yer aldığı bir otel.

Haydi diyelim buraya bir elin parmak sayısını geçmeyecek zengin Arap turist dışında pek gelen olmaz, peki hiç yerli ya da yabancı Batılı iş insanı da mı gelmez?  

Fazla uzağa gitmeyelim, hemen bir kaç yüz metre aşağıdaki  Swissotel, ya da Beşiktaş’taki Barbaros İskelesinin karşısındaki Shangrilla ve Boğaz’ın girişindeki Four Seasons, Çırağan Kempinsky’nin durumu çok mu farklı?

Malesef hayır!

Otelci dostlarımızla iş azlığından giderek daha seyrek yaptığımız görüşmelerde aldığımız bilgiler hiç iç açıcı değil. Şu sıralarda elinde herhangi bir grup talebi olabilecek seyahat acentesi herhalde, otellerden en uygun fiyatı alabilecek durumda.

Geçen sene başında hasbelkader iptal olmamış uluslararası bir toplantı grubumuz için, adı bende saklı merkezi konumda çok prestijli bir otelden aldığımız oda fiyatı kahvaltı ve vergiler dahil gecelik 40 Euro idi.

Oysa 2010-2014 arası dönemde adı geçen otelin odasına gecelik 250-300 Euro ödemeye hazırken yer almakta güçlük çekiyorduk. Nereden nereye…!

Beş yıldızlı otellerde durum böyleyken, daha mütevazi otellerde durum farklı mı?

İşim gereği Taksim Talimhaneden çok sık geçiyorum, arada bir yine mesleki merak gereği Sultanahmet, Aksaray, Beyazıt civarında dolaşıyorum, oteller İstanbul’da kan ağlıyor.

Havaalanına yakın sahil yolunda ve civarında açılmış pek çok irili ufaklı lüks otel şu anda sadece yerli iş toplantıları, iş yemekleri veya yerli seminer, konferans toplantıları ile ayakta kalmaya çalışıyor.

Bu tür organizasyonlar için sunulan fiyatlarla müşteriler neredeyse kendi bünyelerindeki toplantı salonlarında bile söz konusu organizasyonları gerçekleştiremez!

Oteller sadece minimumua indirilmiş personel ve zorunlu giderleri karşılayabilmek için minimum fiyatlarla varlıklarını sürürmeye çalışıyorlar.

Turizm Bakanlığı, ya da hükümete yakın kaynaklardan sürekli servis edilen haberlere göre Türkiye’ye gelen turist sayısında artış kaydediliyor.

Haberler elbette doğru. Karşılaştırılan son iki seneye göre turist sayısında artış mutlaka var. Ancak son iki senede zaten yerlerde sürünen bir turist sayısı varken, sayının artması çok doğal.

Ne yazık ki bu turist sayısındaki artışlar, otel oda fiyatlarının çok düşük olmasından dolayı Türkiye’yi cazip kılıyor. Deyim yerindeyse ‘Kaybedecek bir şeyi olmayan turistler Türkiye’yi tercih ediyor.’
İstanbul gibi tarihi ve kültürel mirası yüksek bir metropolde Paris, Londra, Barselona vb gibi benzerlerini ziyaret eden turist sayılarına göre gerçekten kahredici bir gerileme var.
2010 yılının Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul, 2014 yılına kadar gelir ve kültür düzeyi yüksek yabancı turistleri cezbedip, sadece konaklama değil ancak, müze ve sanat galerileri ziyareti, katma değerli el sanatları ürünlerinin alışverişi,  restoran ve eğlence harcamalarından payını alıyordu.

Ancak şu anda kentin yabancı  ziyaretçileri daha çok Ortadoğu ülkeleri ve bir miktar da Uzakdoğu ( Japonya hariç)  ülkelerinden gelmekte.

Onların da çok fazla seyahat alışkanlıkları olmadığı için gittikleri ülkenin, tarihi-kültür mirasını takdir edecek herhangi bir donanımları yok.  

Bu nedenle de İstanbul’un müzeleri, sanat galerileri, el sanatları atölye ve mağazaları maalesef mevcut turizm trafiğinden nasiplerini alamamakta.  

İlber Hocamızın kulağı çınlasın; Topkapı Müzesi müdürü iken gelen turist sayısından şikayetçi olup, Saraya günlük kontenjanla turist kabul edilmesini savunuyordu.

O zamanki şartlarda yerinde bir öneriydi. Şimdilerde ise müzelerimiz sinek avlıyor ve belki de günlük ücretsiz müze ziyareti kontenjanları oluşturmamız gerekiyor ki, boş kalmasınlar.

Sonuçta deyim yerindeyse ‘ Kuru bir kalabalık’ İstanbul sokaklarını doldurmakta, otel odalarını kullanıp yıpratmakta, en ucuz lokanta ve büfelerde karınlarını doyurmaktadır.

Otellerin pek çoğu kapanıyor, ya da sadece Ortadoğu ülkeleri pazarından pay almaya çalışıyor. Oysa Ortadoğulu turistlerin grup turlarına katılmak, önceden rezervasyon yapmak, organize bir turla şehir turu, yemek, eğlence ve alışveriş etkinliklerine katılmak gibi bir tüketim alışkanlığı yok.

Bu durum hem tur operatörlerini hem de otelcileri çok olumsuz etkiliyor. O nedenle de artık o tursitlerin kendi dillerinden anlayan, tüketim alışkanlıklarını bilen kendi seyahat acentaları kuruluyor kentte.

Türob (Türkiye Oteleciler Birliği)’un web sitesindeki son basın duyurusundan  alıntıladığım aşağıdaki bilgiler İstanbul’a gelen turist sayısında geçmiş iki yıla göre artış olmasına rağmen turizm gelirlerinde düşüşü işaret ediyor.

‘İstanbul kımıldadı
Şehir bazında bakıldığında, İstanbul'un Kasım 2016'da yüzde 55.8 olan doluluk oranı, Kasım 2017'de yüzde 18.3 artarak yüzde 66 olarak ölçüldü.

Kasım 2017’de doluluk oranlarında en yüksek artışı yaşayan destinasyon İstanbul oldu.

İstanbul’da Kasım 2017’de ortalama günlük satılan oda bedeli 69.5 Euro olarak, 2016'ya göre yüzde 9 düşüş gösterdi. Kasım 2016’da bu rakam 76.4 Euro olmuştu.

Toplam oda sayısı üzerinden odabaşı elde edilen gelirlerde ise geçen yıla oranla yüzde 7.6 artış yaşandı ve 45.9 Euro olarak ölçüldü. Bu rakam Kasım 2016’da 42.6 Euro olmuştu.

İstanbul’da Ocak-Kasım 2017 döneminde doluluk oranı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 49.5’ten yüzde 62.6’ya, oda başı elde edilen gelir 44.8 Euro’dan 48.1 Euro’ya yükselirken; ortalama günlük satılan oda bedeli 90.5 Euro’dan 76.8 Euro’ya geriledi.

2017 ilk 11 aylık döneminde oda fiyatlarında en büyük kaybı yaşayan Avrupa destinasyonu yüzde 15.1 düşüş ve 76.8 Euro ile ile İstanbul oldu.’

Pay-i taht bu girdaptan nasıl kurtulur? Çözüm var mı? Şimdilik ben göremiyorum, ama yine de umudumuzu kaybetmeyelim derim.