Oca 07 2018

Türkiye için kara tablo çizenler gerekçe bulmakta zorlanmıyor

 

2017, Suriye ve Irak başta olmak üzere tüm Orta Doğu için tam bir kriz yılı oldu. 2018 de bu kötü mirasla yoluna devam edecek.

Suudi Arabistan’da Veliaht Prens Muhammet bin Salman, içeride kadınlara verilen haklar, yolsuzluk operasyonları ile reformist bir görüntü çiziyor ve radikalizme savaş açmış durumda. Son olarak ABD destekli olduğu anlaşılan Katar’a yönelik terör suçlaması ile uygulanan ambargo, bunun göstergesiydi bir anlamda.

İran’da halk, rejime karşı ekonomik ve fikri özgürlük söylemiyle sokaklara indi ve hak talep etti.

Peki Türkiye, tüm bunlar yaşanırken kendini nerede konumlandırıyor?

Öyle ki, 2017 biterken Ulusal Güvenlik Danışmanı MacMaster’in bölgede radikal ideolojinin baş sponsorlarının artık Türkiye ve Katar olduğunu söylediği bir ortamda bu soru daha fazla önem arz ediyor.

Gazete Duvar’daki yazısında bu konuyu irdeleyen Aydın Selcen, ‘Medine Müdafii’ olarak anılan Fahreddin Paşa’yı hırsızlıkla itham eden Birleşik Arap Emirlikleri’nin Suudi Arabistan’la yakınlığına ve Trump’ın damadı Kushner ile olan sıcak ilişkine dikkat çekiyor ve şu hatırlatmayı yapıyor:

“Orta Doğu’da istikrar; Mısır, İran ve Türkiye aynı masa etrafında oturabildiği sürece sağlanabildi.”

Türkiye’nin Mursi’yi darbeyle deviren Sisi’nin oturacağı bir masada oturmak istemeyeceği bir kehanet değil. Veliaht Prens Muhammedi’in Suudi Arabistan’da iktidarı ele geçirmesine ve ABD bağıntısına mesafeli durduğu da aşikar Türkiye’nin.

İran’daki protestolarda Ankara, verdiği mesajlarla Tahran’ın yanında konumlandırdı kendini. Suudi Arabistan, BAE ve Mısır’ın algısının bu yönde şekillendiğini söylüyor Selcen ve ekliyor:

“Bizim açımızdan tüm Ortadoğu siyaseti Suriye’ye ve Suriye Kürtlerinin siyasi çözümde edineceği konuma gelip kilitleniyor. Bunun için top yapamıyoruz, savunmadan çıkamıyoruz. Abu Dabi, Riyad ve Kahire’den ne bize gelip giden var, ne bizden oralara.”

ABD ile ilişkilerdeKİ Fethullah Gülen krizinin yerinde durduğunu hatırlatıyor sonra. Hakan Atilla’nın mahkûmiyeti ve bunu izleyen başka davalar açılabilecek olması da cabası…

“Kongre’nin S-400 alımı ve Zarrab davası kaynaklı bir yaptırımlar demeti üzerinde çalıştığı sızdırıldı” diyen Selcen, “ABD Savunma Bakanı Fırat’ın doğusunda daha fazla diplomat görüleceğini açıkladı. Ruslar İdlip’te kim var kim yok bizim kapımıza süpürüp atmak üzere, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin bir an önce toplanması ve Kürtlerin temsili için de bastırıyorlar” diye sıralayıp şöyle noktalıyor sözlerini:

“Özcesi, 2018 belalara gebe bir yıl olacağa benzer.”

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/01/07/trump-radikal-islamcilik-bolgemiz-ve-biz/