Oca 15 2018

AB'den Türkiye'ye B planı: Tam üyelik yerine proaktif işbirliği

15 Temmuz darbe girişimi ardından Olağanüstü Hal ilanı ve ilan edilen Kanun Hükmünde Kararnameler Türkiye'de yüzbinlerce insanı etkiledi.

İşkence, kaçırılma, haksız tutuklama ve keyfi gözaltı, işten atmalar gibi pek çok yaşanan hak ihlali sonrası Türkiye Batı ülkeleri tarafından sert şekilde eleştirildi. Ortaya çıkan tabloya göre Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden uzaklaştığı ifade edildi. Türkiye ile müzakerelerin sonlandırılması da önerildi. Avusturya'nın yeni Başbakanı da Türkiye'nin AB'de yeri olamayacağını açıkladı.

Avrupa'da Türkiye için farklı formüller geliştirilmeye devam ediyor. Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık arasında varılan uzlaşının, Ankara'ya da bir rol modeli olabileceğini savunmuştu. Gabriel, İngiltere ile yapılacak 'akıllı' bir Brexit anlaşmasının, Avrupa Birliği'nin Türkiye ve Ukrayna ile kurduğu ilişkilere model teşkil edebileceğini söyledi daha önce.

Son olarak ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa ziyaretinde Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Türkiye’nin AB üyeliğinde ilerleme sağlanabilirmiş gibi bir ikiyüzlülüğün yapıldığını söylemesi benzer tartışmalara yol açtı.

Ziyaretin ardından Türkiye için AB üyeliği yerine stratejik ya da imtiyazlı ortaklığa dayalı ‘B Planı’ vurguları yoğunlaşıyor.

Brüksel’de umutlar tükenme aşamasında. Ancak henüz üyelik sürecinden de tamamen vazgeçilmiş de değil. Bunun yerine bir B planı geliştirildiği ifade ediliyor Hürriyet'in haberinde...

Habere göre Mevcut konjonktürde süreçte ilerleme şansının ‘sıfır’ olması AB kanadını ‘A planı (katılım) içinde B planı (proaktif işbirliği) oluşturmaya’ itiyor.

Brüksel’de Türkiye konusuna hakim AB yetkililerinin verdikleri ana mesajlar şöyle özetleniyor:

STATÜ DEĞİŞİKLİĞİ: Türkiye’nin statüsünde herhangi bir değişiklik yok. Her ne kadar kronik bir ilerlememe durumu olsa da Türkiye, AB’yle katılım müzakereleri yürüten bir aday ülke. Bunu değiştirmeye yönelik alınmış resmi bir karar ya da bu yönde bir hazırlık en azından şimdilik yok.

MÜZAKERE SÜRECİ: Sürecin tıkandığı bir gerçek. Türkiye’nin hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları alanında mevcut tavrını koruması halinde tıkanıklığın aşılmasının imkânı yok. Türkiye, AB adaylığına bağlı yükümlülükleri doğrultusunda hareket etmediği sürece müzakerelerde yaprak kıpırdamaz.

B PLANI: Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen şu aşamada iki tarafın da tek taraflı olarak masadan kalkma niyeti yok. Müzakere süreci bağlamında mevcut durumun sürdürülebilirliği olmadığından iki tarafın da yararına olacak alanlarda daha yakın işbirliği çerçevesinde somut adımlar atılabilir. Üyelik sürecinin koparılmasından yana olan ülkelerin varlığı bir gerçek. Tam kopuş halinde Türkiye için benzer bir sürecin yeniden başlatılması pratikte imkânsız olacağından şu aşamada yeni adımların mevcut statü değiştirilmeden atılmasına çalışılıyor. İlişkilerin statüsünü ve formatını radikal şekilde değiştirmek için Türkiye’nin de ikna olması gerekir. Son açıklamalar üyelik dışında statü kabul etme niyetinde olmadıklarını gösteriyor.

8 ALAN: Türkiye ile sekiz alanda işbirliği seviyesi artırılabilir. Bu alanlar, dış politika, güvenlik, terörle mücadele, göç, insani yardım, enerji, ulaştırma ve ekonomik ilişkiler.

Türkiye, kendisinden beklenen yönde adım atmaksızın AB ile ilişkilerde ilerleme sağlama beklentisi içinde. Yapılan görüşmelerde Ankara’dan kısa vadede Brüksel’in endişelerini giderme ya da beklentilerini karşılama yönünde adım atılacağına yönelik sinyal gelmiyor.

TEMAS EKSİKLİĞİ: Diyalog toplantıları için iki üç saatliğine Brüksel’e gelen bakanlar dışında AB ile Türkiye arasında üst düzey temasta ciddi eksiklik var. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk arasında 25 Mayıs’ta yapılan görüşmeden bu yana temas olmadı. Buna telefon teması da dahil. AB Bakanı Ömer Çelik, altı aydır Brüksel’e uğramadı.

http://www.hurriyet.com.tr/abden-turkiyeye-b-plani-mi-geliyor-40709975