'AB’nin Erdoğan ile ilişki kurup Türkiye’yi kucaklaması gerekiyor'

2004-2008 yılları arasında Financial Times’in Türkiye muhabiri olan Vincent Boland The Irish Times’da yayınlanan analizinde son seçimlerle birlikte oluşan “Yeni Türkiye”yi ve bunun arkasındaki motifleri değerlendirdi. Boland, “Şimdiyse Avrupa’nın kendini affettirme zamanı. Erdoğan ile yeniden ilişki kurup belki de onu olağanüstü hali kaldırmaya ikna ederek belki de yeniden normalleşilebilir” diye yazdı.

O yazı şöyle:

"En akla gelmeyecek olan gerçekleşti. 15 Temmuz 2016 gecesi bir grup asker darbe başlattı. Zırhlı tanklar İstanbul köprüleri ve sokaklarında dolaştı, savaş jetleri Ankara üzerinden uçtu ve parlamentoyu bombaladı.

En az 250 insan harekatın başlamasının ardından yaşanan birkaç kaotik saatte öldürüldü. Askerler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tutuklayıp hükümeti devirmeyi dakikalarla kaçırdı. Askerlere kafa tutmak için sokaklara çıkan onbinlerce Türk’ün cesareti sayesinde darbe başarısız oldu.

Darbe girişiminin iki çarpıcı yönü vardı. İlkini herkes bekliyordu: Daha önceki darbelerde olduğunun aksine Türkiye siyasi ya da sosyal bir kaos içinde değildi. Diğeriyse sadece birkaç içinde darbe girişiminin sona ermiş olmasıydı. Önceki darbeler öyle ya da böyle başarılı olmuş, birçok Türk ordunun ülkenin nihai siyasi hakimi olduğunu kabul etmişti. Bu kavram şimdi gözden düştü. Sonuç olarak darbenin ardında kimin olduğu, sebeplerinin ne olduğu sorusunun cevabı derin bir karanlıkta kaldı.

Hükümeti devirme çabası gibi travmatik bir olayın ardından toplumun bölünmesi ya da belki de birleştirmesi beklenebilir. O kaçınılmaz gecenin ardından Türkiye’de daha karmaşık bir sonuç oluştu. Ülke her anlamda darbe girişimi ve sonuçlarından bunalmış durumda.

En az 50 bin darbe şüphelisi tutuklandı, belki de hiç çıkarılmayacakları mahkemeleri bekliyorlar. Aralarında öğretmenlerin, memurların, hakimlerin, polislerin ve akademisyenlerin olduğu 150 bin kişi işlerinden atıldı. Kanıt olmaksızın, şüphelilerin ailelerinin hesapları donduruldu. Muhalif medya susturuldu, 150 gazeteci Türkiye cezaevlerinde. Birçok Türk’ün günlük hayatı tepetaklak olmuş vaziyette.

Bu deneyimden zarar almadan kurtulan Erdoğan darbe girişiminin “Yeni Türkiye”yi yaratmasına izin verdiğini söyledi. Bu ay yapılan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin sonucunda Türkiye’nin Kemal Atatürk’ten sonra gelen en güçlü lideri haline geldi. Parlamentoda mutlak çoğunluğu sağlayamasa da Erdoğan artık Rusya’da Vladimir Putin’in, Çin’de Xi Jinping’in olduğu gibi dokunulmaz durumda.

Darbecilerin takip edilmesi kaçınılmaz ve haklıydı. Ama Erdoğan’ın son iki yılda yaptığı şey bir karşı-darbeydi. Parlamenter demokrasiyi kaldırdı, cumhurbaşkanına geniş yetkiler verilmesini sağladı. Bugün Türkiye darbe sonrası olağanüstü hal rejimi altında çürürken neredeyse tek adam rejimi altında acımasız bir otokrat tarafından yönetiliyor. Yeni Türkiye’ye hoşgeldiniz!

Erdoğan iktidara gelmesinden yaklaşık 10 yıl sonra Türkiye’yi dünyaya açmıştı. Büyük batı kentlerinin dışındaki muhafazakar orta sınıfa siyasi bir ses, ekonomik ve dini otonomi verdi. Ekonomi canlandı. Kürt azınlığın medeni haklarını geliştirdi. Hatta bir süreliğine Türkiye’nin AB’ye girmesini istiyormuş gibi hareket etti.

Bugün, her şeye gücü yeten hezeyanların saltanatı altında, Erdoğan gittikçe artarak devam eden stratejik hatalara eğilimli hale geldi. İlk hatası Fethullah Gülen ile önce yakınlaşıp sonra arasının açılmasıydı. Erdoğan darbeden Gülen’in sorumlu olduğu konusunu saplantı haline getirmiş durumda.

Diğer bir hatasıysa siyasi ve sosyal reformlarla Kürt ayrılıkçılara yeniden hayat vermek oldu. Başka bir tanesiyse,  yanı başındaki Suriye’deki iç savaşı yanlış okuyarak Erdoğan’ın İslam Devleti tehdidini küçümsemesi ve Kürt ayrılıkçılığı arttırması oldu.

Belki de en büyük hesaplama hatası bir zamanlar Belediye Başkanı olduğu İstanbul’un sokaklarında gerçekleşti. 2013 yılında bir parkın yeniden inşa için kapatılma planlarına karşı gençlerin liderliğinde protestolar patlak verdi. Protestolar ülke geneline yayıldı. Gereksiz bir zorla karşılık verdi. On bir kişi öldürüldü. Henüz 20’lerinde olan Türk nesli Erdoğan yönetimi dışında kimseyi bilmiyordu, şimdi Erdoğan ebediyen onları kaybetmiş olabilir. Bu Erdoğan’ın Aşil topuğu.

AB ve ABD Türkiye’yi çoğu zaman cepte sanmaları ve iki tarafta da oluşan yanlış anlaşılmalar ve önyargılar nedeniyle yanlış değerlendiriyor. Darbe girişimini kınama ve bir NATO müttefikleri olan ülkeyle dayanışma konusunda yavaş davrandılar. Erdoğan bunu unutmadı.

Şimdiyse Avrupa’nın kendini affettirme zamanı. Erdoğan ile yeniden ilişki kurup belki de onu olağanüstü hali kaldırmaya ikna ederek belki de yeniden normalleşilebilir. Bunun karşılığında Brüksel, bugün var olan kolaylıkların ötesine geçen  bir şekilde Türkiye ile ilişki kurmalı.

Ankara’daki bin odalı sarayında soyutlanmış olan ve yeni Osmanlıcı illüzyonlar ve yandaşlarla çevirili haldeki Erdoğan’ın arkadaşlara ihtiyacı var. Erdoğan, son 16 yılda büyük oranda iyi yönde olmak üzere Türkiye’yi dönüştürdü. AB, onunla tekrar bağlantı kurarak Erdoğan'ı bu başarıları geri almak yerine bunların üzerine inşa etmeye ikna edebilir.

YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ