Haz 01 2019

İlerleme raporuna göre Erdoğan müdahale ettikçe ekonomi bozuldu

Bu yılki AB İlerleme Raporu'na göre ekonomi Cumhurbaşkanı Erdoğan müdahale ettikçe bozuldu. Bu yılki raporun ekonomi bölümü ile geçen yılki ekonomik tespitler arasında çok ciddi bir fark bulunuyor. Geçen yıl Nisan’da açıklanan rapor Türk ekonomisini işleyen pazar ekonomisi olarak tespit ediyor ve 2016’da darbe teşebbüsünden sonraki daralmaya rağmen büyük oranlarda büyüdüğü tespiti yapıyor.

Bu yılki rapor ise ‘işleyen piyasa ekonomisi’ tespitinin tehlikede olduğuna işaret ediyor. Aday bir ülkenin ‘işleyen piyasa ekonomisi’ne sahip olması çok önemli zira bir ülkenin AB’ye üye olup olamayacağını ölçen Kopenhag Kriterleri’nden birisi söz konusu ülkenin işleyen piyasa ekonomisine sahip olması. 3 Kopenhag kriterinden diğer ikisi demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve azınlık haklarını teminat altına alan siyasi kriterler ile AB müktesebatını uygulayabilecek idari kapasiteye sahip olmak.

Bu yılki rapor Türk ekonomisinin gayet gelişmiş olduğunu tespit etmekle birlikte yıllar sonra ilk defa işleyen piyasa ekonomisi statüsünün tehlikede olduğu uyarısı yapıyor. Böylece Türkiye üyelik müzakerelerine başladığı 2005’teki seviyenin gerisine düşme riski ile karşı karşıya kalıyor. Rapor şöyle diyor:

‘Türk ekonomisi gayet gelişkin düzeyde ancak ciddi geriye gidiş bu yılda sürdü ve ülkenin işleyene piyasa ekonomisine sahip olduğu ile ilgili endişelerin derinleşmesine yol açtı.’

Yıllardır devam eden yapısal sorunların dış borçlanmadaki ciddi bozulma ile gün yüzüne çıktığına işaret eden rapor Türk yetkililerin cevaben geniş kapsamlı tedbirler aldıklarına işaret ediyor.

Brüksel bu tedbirler arasında fiyat tespiti ile dövizin serbest kullanımı ile ilgili adımlar olduğunu, bu adımların da piyasaya doğrudan müdahaleler olduğunu kaydediyor. Ekonomi bölümünün en can alıcı tespiti ise denge ve kontrol sisteminin bulunmadığı başkanlık sistemine geçiş ile bağımsız kurumlara doğrudan müdahale edilmeye başlandı. Rapor bu konuda şöyle diyor:

‘Özellikle denge ve fren sistemini aşındıran başkanlık sistemine geçildikten sonra kilit önemdeki iktisadi kurumların bağımsızlıkları ile ilgili endişeler derinleşti’.

Raporun bağımsız olması gereken ekonomik kurumlardan Merkez Bankası’na özel vurgu yapması dikkat çekiyor. 17. Fasıl olan ekonomi ve para politikasında Merkez Bankası’na yapılan siyasi müdahalelere geniş yer ayrılıyor. Bu başlığın hemen altında yer alan ilk cümle AB’nin merkez bankalarının bağımsız olmalarını talep ettiği ve merkez bankalarının kamu sektörünü finanse etmekten men edilmeleri.

MB’nın bağımsızlığının temini için ciddi adımlara ihtiyaç duyulduğunu kaydeden rapor, artan siyasi baskının bankanın operasyonel ve kurumsal bağımsızlığını zedelediği tespiti yapıyor. Bu konuda Erdoğan’ın enflasyonla mücadele için faiz oranlarının düşürülmesi gerektiğine dair yaptığı yorumlara yer veriliyor.

Kişisel bağımsızlık başlığında ise MB başkan ve başkan yardımcılarının artık doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atandığına dikkat çekiliyor. Rapor, tavsiyeler bölümünde MB’na siyasi müdahalelerin son bulması gerektiğini ifade ediyor.

© Ahval Türkçe