Yaşar Yakış
Mar 30 2018

Türkiye-AB ilişkileri gelecekteki bir atılım umuduyla uykuda

26 Mart’ta Bulgaristan’ın Varna kentinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iki üst düzey AB yetkilisi olan AB Konseyi Başkanı Jean-Claude Juncker ve Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk arasında bir zirve gerçekleşti. AB tarafı toplantıyı “Liderlerin Biraraya Gelişi” olarak adlandırmayı tercih ediyor. Toplantının sonucu ise hem Türkiye hem de AB’nin beklentilerinin en azı oldu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıya girerken, inatla Türk toplumu ve AB’yi Varna’da AB’nin Türkiye’ye yönelik tavrındaki tutarsızlıkları somut örnekleriyle açıklayacağını konusunda bilgilendirdi. Belli ki dediğini de yaptı. Avrupalı gözlemcilere göre bu konuda başarılı oldu. Buna rağmen AB’nin pozisyonu değişmedi, çünkü Juncker ve Tusk AB kurumlarının daha önce üzerinde anlaştığı noktaların ötesine geçemedi.

Türkiye’nin çabaları şu üç mesele üzerine odaklanıyordu:

İlk olarak Türkiye’nin AB ile birlikte 1996’da imzaladığı gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi. Sonraki yıllarda AB üç ülkeyle daha benzer anlaşmalar yaptı, ama bu anlaşmalar AB’nin halihazırda Türkiye’ye uyguladığı yükümlülükleri içermiyordu. Bunun sonucu olarak bu üç ülkede imal edilen ürünler Türkiye pazarına herhangi bir gümrük vergisi ödemezken Türkiye’de mal edilen ürünler gümrük vergisiz bu ülkelere giremiyor. Bu ticaretin Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’sı üzerinde yol açtığı zararın 16 milyar dolar civarı olduğu tahmin ediliyor. AB bu uygulamanın Türkiye için adaletsiz olduğunu kabul etti ama AB de Avrupa Parlamentosu seçimleri yaklaşırken bu durumu düzeltebilecek bir konumda değil ve şu anki durumun devam etmesini tercih ediyor

İkinci konuysa Türk vatandaşlarına uygulanan vize kolaylığı Bu konuda hiçbir ilerleme sağlanamadı çünkü AB 72 kriterden 5’inin hala yerine getirilmediği konusunda ısrar ediyor. Bu kriterler arasında Türk mevzuatındaki “terör eyleminin tanımı” da var.Türkiye mevcut koşullar altında daha fazlasını yapamayacaklarını söylüyor.  

Üçüncüsüyse AB’nin AB’nin Suriyeli mülteciler için ödemeyi taahhüt ettiği 3 milyar Euro’dan bugüne kadar sadece 1.85 milyar dolarını ödemiş olması. Bir grup Avrupa Parlamentosu Üyesi, AB liderlerine yazdıkları ortak mektupta Türkiye'ye vize kolaylığı ve Türkiye-AB Gümrük Birliği anlaşmasını güncelleme sözü vermekten kaçınılması gerektiğini söylediler.

AB tarafının altını çizdiği hususlar, Türk yargısının bağımsızlığı, demokrasideki gerileme, insan hakları ihlalleri, tutuklu gazeteciler, Ege Denizi’nde Yunanistan ile yaşanan sorunlar ile petrol ve doğal gaz arama çalışmaları nedeniyle Türkiye ile Kıbrıs Rum Yönetimi arasında yaşanan rahatsızlığı da içeriyordu. 

Kıbrıs Rum Yönetimi ile petrol ve doğal gaz arama çalışmaları konusunda ya da Ege Denizi mevzusunda Türkiye’nin tutumunu değiştirmesi beklenmiyor. Bununla birlikte, demokrasi, insan hakları ve yargı bağımsızlığı konularında şimdi değilse bile ileride bir şeyler yapması gerekiyor. AB üyelik sürecinin yeniden başlamasına dair umudunu yitirse bile, Türkiye kendi vatandaşlarının standartlarını yükseltmek için bunu yapmak zorunda kalacak.

Bu görüşme Türkiye Afrin'deki askeri harekatını tamamladıktan hemen sonra gerçekleşti. Bu nedenle Türkiye askerî bir harekatta dediği şeyi yapabilecek bir ülke görüntüsü verdi. Suriye krizinde bu kadar net bir mesaj verebilen az sayıda aktör var. Bu gelişme Türkiye' in Ortadoğu'da olumlu bir rol oynayabileceği anlamında Türkiye- AB ilişkilerinde Türkiye'ye avantaj sağladı.

Öte yandan soğuk savaş sinyallerinin güçlü bir şekilde hissedildiği bir uluslararası ortamda Türkiye, mümkün olduğu kadar çok sayıda ülkeyle iyi ilişkilere sahip olmanın öneminin daha da çok farkına vardı. Türkiye aynı zamanda AB'nin belli ölçütlere tatmin edici bie şekilde uyduğundan emin olmadan AB'nin adım atmayacağını da anladı .

Zirvede somut bir gelişme elde edilmese de ilişkilerin daha da kötüye gitmesinden kaçırıldı. Başka bir deyişle, taraflardan her ikisi de yaşamsal destek ünitesinin fişini çekme cesaretini gösteremedi ve bu sebeple ilişkiler ileride güçlü bir iyileşme umudunu koruyarak devam edebilir.