Türkiye için bir kötü haber daha: ABD, İran’ı vurmak için fırsat kolluyor

Amerikan medyasında haberler artarken bölgeden gelen bilgiler de bu gelişmeleri doğrular nitelikte görünüyor. Amerika, İran’ı işgal etmese bile ciddi bir şekilde vurma hazırlığında. Bunun için gerekçesi ise bölgedeki Amerikan güçleri ya da çıkarlarına saldırması veya yeniden nükleer silah çalışmalarına başlaması.

New York Times’ın haberine göre, Trump’ın üst düzey ulusal güvenlik danışmanlarıyla bir toplantı yapan Savunma Bakan vekili Patrick Shanahan, bölgeye 120 bin kişilik bir askeri güç gönderilmesini içeren bir plan sundu. Plan hazırlığının İran’a sertlik yanlısı grubun sözcüsü konumundaki John.R. Bolton’ın talimatıyla yapıldığı belirtiliyor.*

Bu gelişme için, bundan 10 yıl kadar önce İran’a saldırı talebi dönemin başkanı George Bush tarafından geri çevrilen Bolton’ın yönetimdeki artan gücünün göstergesi olarak yorumlanıyor. 120 bin kişilik gücün hazırlığı emri siyasi yorumcuları şoke etmiş durumda çünkü bu 2003’te Irak’ın işgali sırasında kullanılan güce yakın bir rakam.

Basra Körfezi’nde petrol taşıyan tankerlere yönelik saldırıların artması gerilimi tırmandırıyor. Son olarak Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında iki tankerine karşı sabotaj düzenlendiğini açıkladı.

Patlamalarda ölen ya da yaralanan olmazken BAE'den, farklı ülkelerin bandıralarını taşıyan dört geminin hedef alındığı açıklaması geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı ise, "endişe verici" diye nitelediği patlamalar hakkında soruşturma başlatılması çağrısı yaptı.

Amerikan yönetimi daha şimdiden bir uçak gemisi, B-52 bombardıman uçakları ve Patriot füzelerini bölgeye göndermiş bulunuyor. Kimi gözlemciler bunun İran’a gözdağı olarak yollandığını söylerken kimileri de İran’ı tahrik edip sıcak bir çatışma başlatma girişimi olarak yorumluyor.

Tahrik konusu Amerika’nın usta olduğu bir alan. New Yorker yazarı Robin Wright, derginin son sayısında Meksika’dan Libya’ya kadar ABD yönetimin savaş kışkırtıcılığının bir özetini yaptı.

Reagan başkanlığındaki Amerikan yönetiminin 1986 yılında Libya kıyılarında Kaddafi’yi tahrik amaçlı askeri tatbikatlar düzenlediğini hatırlatan Wright, ‘Bu açık bir provokasyondu. Belki her şey uluslararası hukuka uygundu çünkü manevralar uluslararası sularda yapılıyordu ama ABD Libya’yı vurmak için fırsat kolluyordu’’ değerlendirmesi yaptı.

Kaddafi zokayı yutunca Washington darbeyi indirdi. Libya ordusu Amerikan uçaklarına altı füze fırlatınca ABD isteğini elde etmişti. Kaddafi yönetimini yasadışı ve saldırgan ilan eden Amerika, Libya’nın bir devriye gemisini bombalayarak batırdı. Saldırıda kurtulan olmadı. İzleyen iki gün süresinde ABD iki Libya gemisini daha batırmakla kalmadı, Sirte’de bir füze üssünü de yerle bir etti.

Amerika’nın 2003’teki Irak Savaşı’nı sahte kitle imha silahları raporuyla başlattığını hatırlatan yazar, bir başka çarpıcı örneğin Vietnam Savaşı sırasında, 1964’te Tonkin Körfezi saldırısı olduğunu vurguladı. Bu olayda, iki Amerikan gemisine kuşkulu saldırılar gerçekleşmiş ve bu savaşı tırmandırmak için kullanılmıştı. Sonuç hem Irak’ta, hem Vietnam’da binlerce ölüydü.

Şimdi Amerika Lincoln uçak gemisini, B-52 bombardıman uçaklarını ve Patriot füzelerini İran çevresine konuşlandırıyor. Libya benzeri bir tahrik hazırlığı göze çarpıyor çünkü bunlar olurken Beyaz Ev Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton, detay vermeden İran’ı gerilimi tırmandırıcı eylemlerde bulunmakla suçluyordu.

İran’ın Avrupa Birliği üyeleri, Rusya ve Çin, Amerika’nın petrol ambargosu kararına uymaları halinde nükleer santral çalışmalarına başlayacağı ve Hürmüz Boğazı’nı tanker seyrine kapatacağını açıklaması gerilimi daha da yükseltiyor elbette. Ancak Wright, Washingon’da çok ciddi savaş tamtamları çalındığına işaret ediyor makalesinde.

Bölgeden gelen haberler de bunu doğrular nitelikte. Kürt kaynaklar, Amerika’nın hem PYD-PKK, hem de Barzani yönetimi üzerinde İran’a yönelik bir saldırıda oluşacak koalisyona katılmaları, destek vermeleri konusunda baskıyı artırdığı ve Devrim Muhafızları’ndan uzak durmaları, işbirliğinden kaçınmaları uyarısı yaptığı bilgisini verdi. Benzer bir baskının Ankara üzerinde olduğu da konuşuluyor.

Böyle bir gelişme, ekonomisi İran’a ihracat ve İran’dan yaptığı petrol ve doğalgaz ithalatına bağlı Türkiye için kötü bir haber. İran’da doğacak bir kaos, ekonomik krizdeki Türkiye’yi daha da zora sokmakla kalmayacak, bölünme paronoyasını da artıracak. Çünkü İran’da doğacak kaotik bir ortam, Kürtler için yeni bir alan kazanımının önünü açma fırsatı olacak.

Bunun ülke içindeki yansıması ise demokrasinin tamamen askıya alınması, daha fazla baskı ve yasak şeklinde olacak.

Özetle, İsrail ve Körfez ülkelerinin güvenlik kaygıları doğrultusunda hareket eden Trump yönetimi, İran ile aradığı çatışma ortamını yaratma konusunda kararlılıkla ilerliyor. Böyle bir gelişmenin başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri ve halkları için felakete yol açacağını ise tarih bize yaşatarak öğretti.

 

Basın mensuplarına gündemi değerlendiren Trump, bir soru üzerine, NYT gazetesinin dün yayımladığı ve "ABD'nin,  İran tehdidine karşı bölgeye 120 bin asker göndermeye hazırlandığı" iddiasını içeren haberine ilişkin, "NYT'nin haberi ise kesin yalan haberdir. NYT yalan haber yazıyor. (Bölgeye asker gönderme) Bunu kesinlikle yapardım ancak böyle bir şeyi planlamadık. Umarım planlamak zorunda da kalmayız. Eğer planlamış olsaydık bundan  daha fazla asker gönderirdik" dedi.

Trump'ın İran'a karşı 120 bin asker gönderme gibi bir plan yapmadıklarını belirtmesine rağmen, "eğer planlamış olsaydık daha fazla asker gönderirdik" şeklindeki açıklaması, ABD'nin İran'la askeri bir karşılaşma ihtimalini göz ardı etmediği şeklinde yorumlandı.

NYT'nin söz konusu iddiasını Trump yalanlarken, Pentagon'dan konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.