ABD ambargosu yeni not indirimlerinin habercisi

Dış politikaya endeksli yeni ve daha önce pek de fiyatlanmamış bir risk faktörü sakinleşmeye çalışan piyasaları tehdit etmeye başladı. Suriye politikası, ‘FETÖ’ye yataklık suçlaması, Reza Zarrab - Halkbank Davası, S-400 alımı, Kudüs konsolosluğu  gibi  konularla zaten gergin olan Türk-Amerikan ilişkileri bir yerden sökün etti. ABD Başkanı Trump ve yardımcısı Pence ayrı ayrı twet attı. Türkiye’de ‘FETÖ’ davası nedeniyle iki yıldır tutuklu bulunan ve daha dün mahkeme tarafından bir ‘iyi niyet-pazarlık’ göstergesi olarak ev hapsine alınan Amerikalı Papaz Andrew Brunson’un acilen salıverilmesini istedi.

Tweetlerdeki ‘Bırakmazsanız Türkiye’ye mali ambargo uygularız’ tehditleri ise etkisini piyasalarda gösterdi. TL güniçi zirvesinden yüzde 2 aşağıya düştü. Keza borsa da öyle. Saatler ilerledikçe Türkiye tarafından kavgayı büyütecek sözler, ABD tarafından da Türkiye’ye Uluslararası Mali Kuruluşları’nın kredi vermesini tıkayacak yasa taslakları geliyor. ABD Senato Dış ilişkiler Komisyonu Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarıyı kabul etti. 

Bütün bunlar olurken dolar önce 4.88’i geçip ardından 4.85’ geriledi. Ülkede doların fiyatı aylık bazda Mart sonundan bu yana kesintisiz yükseliyor. Paradaki bu değer kaybı cari açık ve geçmiş kredilerin ödenmesi için yıllık 200 milyar dolarlık finansman ihtiyacı duyan Türkiye’de aynı anda yaşanan ikili bir ekonomik krize dönüşüyor.

Krizin bir ucunu son 15 yılda alınan döviz borçlarını döviz kazanamayacak iç piyasa yatırımlarına dönüştüren şirketlerin çöküş riski oluşturuyor. Türkiye’de pek çok büyük ve ünlü şirket bu yıl içinde ‘kur farkı zararı’nı gerekçe göstererek battı. Ayrıca bankalardan saç traşı (anaparadan feda) içeren, kredi affı gibi yapılandırma istekleri giderek artıyor.

Bir yerde mecburiyetten müşterilerini sübvanse eden bankaların döviz ihtiyaçları giderek büyüyor. Bu hem kredi derecelendirme kuruluşları hem de Türkiye’ye borç sağlayan yabancı yatırım bankalarının dikkatini çekmiş durumda. Bu yüzden borsada banka fiyatları 2001 krizinden sonraki en düşük değerinden fiyatlanıyor. Bu aynı zamanda Türkiye ekonomisinin geçmişte görmediği bir kriz türü. Çünkü Türk şirketleri hiçbir zaman bu kadar yaygın ve çok döviz borçlusu olmamıştı.

Krizin öteki ucunu ise Türkiye’nin 1990’larda yakından tanıdığı ‘enflasyon-kur-faiz’ sarmalının yeniden canlanması. Ülkede son 5 yıldır döviz, faiz ve enflasyon birbirlerini besleyerek yükselişini sürdürüyor.

Bu etkenlerin döviz piyasasında yarattığı stres ise doların, Türkiye’nin dış borç ödemelerinin en rahat olduğu Temmuz’da bile, rahatlamasının önüne geçiyor. Ülkede fakirleşme artıyor.

Türkiye açısından işin önemini artıran yeni gelişme olan Brunson davasına yönelik kriz mali ambargo tehditleri ise henüz fiyatlanan bir risk değil. Son olarak Türkiye ve bankaların notlarının düşüren Moody’s ve Fitch gibi kuruluşlarının değerlendirmelerinde de ‘ambargo riski’nden bahsedilmedi. Oysa Trump’ın twetlerinin ardından Kongre’de yasalaşma süreci hızlandırılan Türkiye’nin ‘Uluslar arası Mali Kuruluşlar’dan kredi almasını engelleyecek tasarı bile ülkenin 400 milyar dolarlık toplam döviz açığının yüzde 10’undan fazlasını doğrudan etkiliyor.

ABD yönetimi, insan hakları şikayetlerine rağmen, temel kuruluş amaçları demokrasiyi koruma olarak belirlenen Dünya Bankası, IFC, IBRD, IDA gibi Birleşmiş Milletler bağlantılı mali kuruluşların Türkiye’ye uzun vadeli ve düşük faizli kredi yağdırmasına bugüne kadar ses çıkarmamıştı. Ancak tıpkı S-400’lerin alınması nedeniyle ABD silahlarının Türkiye satışının askıya alınması gibi, Uluslar arası Mali Kuruluşlar yoluyla yapılacak bir ambargo giderek somutlaşıyor.

Kuşkusuz bu karar ABD özel sektörü ve Avrupa ülkelerinin ya da bütün Batı Bloku’nu kapsayan bir yaptırım değil. Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu kolaylaştırmadığı, bu kuruluşlardan kredi çeken onbinlerce şirket ve Türk devlet kurumunu finansal olarak etkileyeceği kesin.

Mart sonundan bu yana uluslar arası kredi kuruluşlarının not indirimiyle değer kaybeden TL ve Türk ekonomisi için sepetten çıkan bu risk daha zor günlerin habercisi. Tabii şartlar altında yakın zamanda Papaz Brunson’un tamamen serbest bırakılması bu manzarayı tersine de çevirebilir. Piyasa şimdi bu umudu taşıyor. Ancak o durumda bile,  ABD ve Türkiye arasındaki kavga konuları o kadar fazla ki, Türkiye piyasalarının seyri doğrudan ABD yönetiminin iki dudağı arasında olacak.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.