ilhan Tanir
Mar 22 2018

ABD-Türkiye ilişkilerinde Erdoğan için olumlu bir gün yaşandı

24 Ocak'ta yapılan ve ABD Başkanı Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Menbiç için uyarı yaptığı, 'çatışmadan uzak durunuz' çağrısı da dahil olmak üzere, oldukça soğuk geçen telefon görüşmesinden sonra perşembe günü yapılan telefon görüşmesi açıklaması olumlu göründü.

Beyaz Saray telefon görüşmesinde Trump ''NATO müttefiki ve stratejik ortak olarak iki ülke arasındaki güçlü ilişkinin önemini teyit etmek ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunmak üzere bugün Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda görüştü.'' dendi.

Çok kısa olan telefon açıklamasının ikinci ve son cümlesinde ise ''İki lider ortak stratejik sorunlara ilişkin işbirliğini kuvvetlendirecek çabaları sürdürmeyi ve iki ülkenin de ilişkileri etkileyen endişeleri gidermeyi taahhüt ettiler'' diyerek bitirildiği görüldü.

24 Ocak tarihinde iki başkent, telefonda ne görüşüldüğü konusunda dahi bir anlaşma sağlayamamış, Ankara, Beyaz Saray'ı 'sahte haber' üretmekle, konuşulmayan konuları açıklamaya dahil etmekle suçlamıştı. Kısacası telefon görüşmesi adeta bir 'tren kazası' ile bitmiş, günlerce Ankara Washington'ı suçlamaya devam etmiş, ABD Sözcüleri Beyaz Saray'ın yaptığı açıklamanın ardında durmuştu.

Diğer taraftan ABD'nin 1.3 milyar dolarlık federal bütçesinin içinde bulunan ve Türkiye'deki Amerikan papaz Andrew Brunson ve diğer üç konsolosluk çalışanının tutuklanmasından dolayı Türkiye'ye ambargo öngören maddelerin de Kongre bütçe kanunundan düşürüldüğü öğrenildi. 

Bu şekilde bir taraftan Trump ile Erdoğan'ın telefon görüşmesi önceki görüşmeye göre -şimdilik- skandalsız olarak gerçekleştiği görülürken, diğer taraftan ise Amerikan vatandaşları ve ABD hükümeti için çalışanları tutuklamakta rolü olduğu varsayılan Türk hükümeti yetkililerine getirilmesi düşünülen ambargo da son dakikada bütçeden çıkarıldı.

Bu göreceli olarak 'olumlu' görülen gelişmeler, iki ülke arasında bulunan diğer sorunların nasıl aşılacağı hakkında bir işaret vermiyor. 

Amerikan denizaşırı kuvvetlerinde yeralan subaylar ile Dışişleri bakanlığı yetkililerin Suriye'nin kuzeyinde bulunan Manbiç kasabasını ziyaret ettikleri görüntüler bugün sosyal medyada yer almıştı. 

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Heather Nauert ise Perşembe günü bakanlıkta yapılan toplantıda, Menbiç'e yönelik olarak Türkiye'nin yaptığı tehditler hatırlatıldığında ''ABD ve Koalisyon güçlerinin meşru müdafaa hakkı bulunmaktadır'' demesi ve sonra da ''buradan ayrılmaya niyetimiz yok' demesi dikkatlerden kaçmadı.

Gerek Afrin, gerekse Menbiç ve K.Suriye'de Türkiye ve ABD'nin Suriyeli Kürtler üzerine anlaşmazlıkları sürüyor.

Fethullah Gülen'in iadesi ile ilgili olarak bir gelişmenin yaşanması pek öngörülmüyor. 

Kıbrıs açıklarında Eylül ayında başlaması beklenen ve ABD enerji devi Exxon tarafından yapılacak gaz sondajlama takvimi yaklaşıyor.

Erdoğan Rusya'dan aldığı S-400 savunma sistemleri ile ilgili bir geri adım atar gibi görülmüyor.

Bütün bunlar olurken ABD'nin Türkiye'deki eski büyükelçisi Jeffrey James'in başını çektiği bazı düşünce kuruluşları uzmanları, ABD'nin Türkiye ile ilişkilerini koparmaması ve Erdoğan ile yakınlaşılması üzerine bazı yazılar yazmaktalar.

ABD Dışişleri koltuğuna oturacak 'şahin' Mike Pompeo'nun, İran'ı hedefe oturtmasına kesin gözüyle bakılırken, buna karşılık Türkiye'yi kendi yanına çekmek için ''Erdoğan sorunlarını'' sineye mi çekecek yoksa Ankara'ya 'tatlı sert' bir politika ile mi yaklaşacak.

Bütün bunlar önümüzdeki aylarda belli olacak.