Şub 09 2018

ABD, Türkiye'ye yaptırım hazırlığında mı?

Türkiye-ABD ilişkileri çoklu krizlerle yönünü bulmaya çalışsa da, TSK'nın Suriye'de devam eden Afrin Operasyonu nedeniyle iki ülke ordusunun karşı karşıya gelme ihtimali, Zarrab davası nedeniyle Türkiye bankalarına görünen yaptırım tehdidi, yakın bir zamanda ilişkilerde iyileşme bekleme iyimserliğini de ortadan kaldırıyor.

Özellikle ABD medyasında bu konuda gün aşırı yazılar yayınlanıyor. Bir NATO müttefiki olarak Türkiye'yi 'ortaklığın gerekliliğini yerine getirmemekle' suçlayan yazılar kadar, ABD'nin Ankara'nın hassasiyetlerine daha fazla odaklanması gerektiği çağrısı yapan yorumlar da dikkat çekiyor.

İlişkilerdeki gerginliğin seviyesi, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın ve Ulusal Güvenlik Danışmanı General McMaster’ın da önümüzdeki günlerde Ankara'ya gerçekleştireceği ziyaretlerden de anlaşılabilir.

Ancak, zaten Rusya ile anlaşması imzalanan S-400 füze savunma sisteminin yanısıra şimdi bir de Rusya Federal Havacılık Kurumu (Rosaviatsiya) ve Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü arasında Rus yapımı Ka-32 helikopter alım anlaşmasının imzalanması ABD-Türkiye ilişkilerinde bir patlama anının yaklaştığına delalet.

Ahval ve Paraanaliz yazarı Güldem Atabay Şanlı da, Türkiye'nin NATO ruhuna aykırı bu anlaşmalarla, ilişkilerin gerilmesine katkı yaptığı görüşünde. 

Şanlı bu konuda şunları yazıyor:

"Kimi uzmanlarca Ruslardan S-400 hava savunma sisteminin satın alımının tamamlanacağı 2020 Türkiye’nin NATO üyeliğinin sonunun başlangıcı olacak. Sırf bu S-400 sorununun bile ABD tarafından ekonomik yaptırımlara neden olacağı kapalı kapılar ardında bolca tartışılan konulardan.

Rus devlet ajansı gibi çalışan Sputnik’te çıkan bir haber tüm bu gerginleşen hava içinde oldukça dikkat çekici. Optimar ve AGS Global’in yaptığı araştırmalarda Türk halkının ABD’ye olan desteği %5’lerde kalırken Yaratılan hava tam da böyle olunca, ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin 7 Şubat Çarşamba günü yapılan kapalı toplantısında ele alınan “Türkiye ve Önümüzdeki Yol” isimli rapor hayli önem kazanıyor. Washington merkezli düşünce kuruluşu “The Bipartisan Policy Center” (BPC) tarafından kaleme alınan toplantı hakkındaki notlarda öne çıkan, toplantıya ABD Hazinesi’nden yetkililerin de katılmış olması.

Hatta söz konusu Hazine yetkilisinin “yaptırımlar; kara para aklama/terörle mücadele finansmanı politikaları aracılığıyla ulusal güvenlik tehditlerinin finansmanını aksatmak” uzmanı oluşu ABD yönetiminin Türkiye aleyhinde cezalandırıcı mali ve ekonomik tedbirler almaya çok yaklaşıldığı olarak yorumlanmış durumda."

Şanlı'ya göre, Zarrab-Atilla dava sürecinin eninde sonunda adı geçen bankalara cezanın yanında -hafif ya da ağır- ekonomik yaptırımlara varabileceği üstü kapalı olsa da tartışılmıştı. Şimdi Afrin-Menbiç ekseninde iki ülke arasında yaşanan tersleşme bu tür yaptırımların belki de ilk kez bu kadar elle tutulur hale gelmesine neden oluyor.

Türkiye kamuoyunda giderek artan ABD karşıtlığının da yaptırımları daha olası hale getirdiğine dikkat çeken Şanlı değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürüyor:

"Türkiye kamuoyunda ABD karşıtlığının giderek yükselmesi, ABD açısından Türkiye’ye olası yaptırımları bıçak sırtı tutuyor. Bir taraftan, ABD için stratejik ortaklıktan hızla uzaklaşarak askerleri burun buruna gelmek üzere olan iki ülke var. Diğer yandan Türkiye’deki seçimler de denklemi etkiler boyutta. Bildiğimiz üzere, Türkiye 2019’da kritik başkanlık seçimine yelken açmış durumda.

Hatta çoktan yazılıp çizilmeye başlandığı şekliyle Temmuz 2018 civarında bir erken seçim bile gündeme girmiş durumda.

Bu açıdan olası ABD yaptırımları seçime zaten milliyetçilik damarı üzerinden hazırlanan AKP-MHP bloğu için bulunmaz nimet haline dönüşme potansiyeline sahip. Türkiye için “otoriter istikrar” haline çok da karşı çıkmayan ABD açısından gücün kendine karşı da kullanılması işin rengini değiştirir boyutta.

Bu nedenle mevcut hasarlı ilişkilerde yeni bir bozulma dalgası yaratmadan Türkiye’ye İran’la yasaklı dönemdeki dış ticareti için Halkbank üzerinden ceza vermek işin en kolayı gibi görünüyor. Ya Fransız BNP Paribas’ya aynı nedenle verilen 9 milyar dolarlık cezanın bir benzeri gelecek Halkbank’a; ya da bu ceza ve beraberinde bir de Halkbank’ın ABD finansal piyasalarından çıkarılması tabi dolayısıyla küresel finans piyasalarından atılması söz konusu olabilecek."

Şanlı'nın dikkat çektiği bir diğer husus da, yasaklı Rus askeri firmalardan alınan S-400 savunma sisteminin, ABD kanunlarına göre, ABD’ Hazine’sinin Türkiye’ye ekonomik yaptırım uygulaması için geçerli bir neden olması. 

BPC raporuna atıfta bulunan Şanlı şu yorumu yapıyor:

"İşlerin artık kopma noktasını hızla geçmesine neden olacak bir olası adım da Türkiye’de hükümete yönelik yolsuzluk iddiaları üzerinden gelecek yaptırımlar yoluyla olabilecek boyutta. Geniş vize yasaklarından, devletle iş yapan medya sahipleri dâhil belli kişileri yolsuzluk ve insan hakları ihlalleri iddiaları üzerinden hedef alacak ekonomik yaptırımlar bu kapsamda söz konusu BPC raporuna göre.

Türkiye adının bolca geçtiği tüm bu korkunç olasılıklar, AKP iktidarı açısından ABD ile ilişkilerinin geri dönülemeyecek kadar bozulmuş bir noktaya çok yaklaştığını anlatıyor belki de. Diplomasi her zaman bu tür köşeli adımların atılmasını engelleyecek bir mekanizma olarak ortaya çıksa da, hem yaklaşan seçimlerin milliyetçilik zemininde bir yarışa döneceğinin kesinleşmesi hem de muhatap olarak Trump gibi bir ABD başkanının oluşu yumuşamanın ne kadar zor olacağının bir anlamda garantisi haline dönüşüyor.

Şimdi gözler Menbiç’te. ABD tarafında kimilerine göre NATO içinde veya dışında Amerikan-Türk model işbirliği artık çoktan bir mitten ibaretken, kimilerine göre hala bir orta yol bulabilmek olasılıklar dâhilinde.

İki ülke askerinin Menbiç’te karşı karşıya gelme hali, ABD açısından çeşitli derecelerde yaptırımları bir seçenekten çok bir zorunluluk haline dönüştürebilecek boyutta."

http://www.paraanaliz.com/2018/yazarlar/abd-turkiyeye-yaptirimlara-mi-gidiyor-20568/