Tiny Url
http://tinyurl.com/y5apc7rb
Şub 16 2019

ABD'nin yeni Türkiye büyükelçi adayı David Satterfield

Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara’daki son büyükelçisi John Bass geçen ekim ayında, tam da iki ülke arasındaki vize krizinin ortasında Türkiye’ye veda etmişti.

Hürriyet yazarı Cansu Çamlıbel'e göre, John Bass arkasından teneke çalınan ABD’nin Türkiye’deki ilk büyükelçisi değildi. Ankara-Washington hattındaki ilişkilerin son beş yılda geçirdiği büyük türbülanslar düşünüldüğünde Bass’in yerine kim gelirse gelsin bıçak sırtında görev yapacağına şüphe yok.

Çamlıbel "Ancak Ankara’da o koltuğun böylesine kritik bir dönemden geçerken uzun süre boş bırakılması yine de Türk tarafında çok sempati toplamayacak yeni bir ismin gönderilmesinden çok daha iyi bir seçenek değil" diyor. 

Hürriyet'te yayımlanan 'Yeni ABD büyükelçisi adayını tanıyalım' başlıklı yazısında Cansu Çamlıbel, aktardığına göre, üç gün önceki yemin töreni vesilesiyle Trump’ın başkan olduktan sonra ilk kez Dışişleri Bakanlığı binasına adım atmasını sağlayan Amerikan siyasetinin yeni yıldızı Mike Pompeo, Tillerson döneminde diplomatların üzerine çöken ataleti dağıtmak için kolları sıvadı:

"Pompeo’nun aylardır boş duran kilit pozisyonlara hızla atama yapması bekleniyor. Listeler hazırlanmış bile.

Sağlam kaynaklardan edindiğim bilgiye göre Türkiye’deki büyükelçilik pozisyonu da Pompeo’nun hızla doldurmayı planladığı noktalardan biri... Hem de bir kariyer diplomatıyla.

İlk haber aslında bu; Trump yönetiminin Türkiye’ye atayacağı ilk büyükelçinin kariyer diplomatları arasından seçilecek olması. Yakın zamana kadar Washington’da konuşulan Ankara’ya siyasi bir atama yapılmasının düşünüldüğüydü. Bu ismin iş dünyasından ya da eski bir vali olma ihtimali vardı.

Hatta bir ara Beyaz Saray, Türk asıllı bir Amerikalının Ankara’daki büyükelçilik görevine atanması seçeneğine yoğunlaştı. Muhtar Kent’in ismi geçti. Trump’ın kızı Ivanka ve damadı Jared’ın bu tartışmalar sırasında doktor Mehmet Öz’ün ismini dahi gündeme getirdiği dedikoduları aldı yürüdü."

Çamlıbel', aldığı duyumlara göre Pompeo’nun Türkiye büyükelçiliği için değerlendirdiği isim halihazırda Dışişleri Bakanlığı’nın Yakın Doğu (yani Ortadoğu) İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı David Satterfield.

"Ankara’nın yakından takip ettiği bir isim olan 64 yaşındaki Satterfield geçen ağustos ayından beri ABD Dışişleri’nin Suriye dosyasına bakan önemli birkaç isminden biri olarak görev yapıyor. George W. Bush döneminin Neocon’larından Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’nın üst düzey danışmanı ve Dışişleri’nin Irak konusundaki özel koordinatörü olarak görev yapan Satterfield, Irak ve Suriye’deki dengeleri avucunun içi gibi bilen bir diplomat. Görev yaptığı yerler arasında Suudi Arabistan, Mısır, Lübnan ve Tunus var. İsrail-Arap ihtilafı üzerine de uzun mesai yapmış.

Satterfield’i son aylarda Ankara’nın radarına sokan şeylerden biri 11 Ocak tarihinde ABD Senatosu’nun Dışişleri Komisyonu’ndaki oturumda PKK’nin Suriye kolu YPG’lilerin çoğunlukta olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) sahip çıkan sözleri olmuştu.

"Aynı oturumda Satterfield Amerika’nın Suriye’deki varlığına ilişkin olarak tam olarak şöyle demişti: ‘Zafer ilan edip öylece çekip gitmeyeceğiz. Bu benim fikrim değil, Başkan’ın stratejik kararı’" sözlerini aktaran Cansu Çamlıbel, şöyle devam ediyor:

"Satterfield’in bahsettiği stratejik kararın Başkan Trump’a değil de yerleşik Amerikan güvenlik bürokrasisine ait olduğunu son haftalarda net bir biçimde gördük. Büyükelçi Satterfield’in de nihayetinde yerleşik Amerikan bürokrasisi içinde kariyer basamaklarını tırmanmış bir diplomat olarak aynı argümanı savunmasında şaşırtıcı bir yön yok. Mesele bundan sonraki süreci nasıl yöneteceğinde. Ankara’ya büyükelçi olarak atanırsa – ki önce Trump’ın ardından da kongrenin onayına bağlı – Satterfield’in kucağında bulacağı ilk dosya Menbiç müzakeresi olacak.

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz