Haz 11 2018

'AKP, Menbiç Yol Haritası'nda da gerçeği çarpıttı'

Dışişleri Bakanı Mehmet Çavuşoğlu, 4 Haziran tarihinde ABD'li mevkidaşı Mike Pompeo ile görüşmesinin ardından, Kürt milis güçlerinin Menbiç'ten çıkarılması konusunda ABD ile bir yol haritası üzerinde anlaştıklarını açıkladı. 

Ancak, Çavuşoğlu tarafından kamuoyuna bir zafer gibi duyurulan Kürtler'in Menbiç'ten çıkarılacağı konusunda ABD ile anlaşıldığı açıklaması gerçeği ne kadar yansıtıyor?

T24 yazarı Akdoğan Özkan, iki bakanın görüşmesi sonrasında ABD-Türkiye arasındaki buzların eritildiği ve uzlaşmaya varıldığı imajı çizildiğine dikkat çekiyor ve Amerikalılarla bir “yol haritası” üzerinde anlaşıldığını hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde vurgulandığını hatırlatıyor.

"Ancak 4 Haziran görüşmesi akabinde yapılan ortak açıklama metnine dikkatli bir şekilde bakıldığında, üzerinde anlaşılan – ve hedefe giden yolun safhalarını ayrıntılı olarak ortaya koyan- bir “yol haritası” görmek pek mümkün değil" yorumunu yapan Özkan, "Ortadaki metnin bir yol haritasından ziyade “çalışma grubu çalışmalarını sürdürecektir” şeklinde bir niyet belgesi olduğunu söylemek mümkün" tespitini paylaşıyor.

Yol haritası olarak sunulan metinde, meselenin çıkış noktası ile varış noktası gibi unsurların olmadığına işaret eden Özkan, gözlemlerini şu satırlarla paylaşıyor:

"Menbiç’in güvenliği ve istikrarı” ile ilgili konulardaki mevcut pürüzlerin aşılması için çalışmalar yapan “çalışma grubunun çalışmalarını sürdüreceği' şeklinde bir açıklama. Aslına bakılırsa ortak açıklama metninde, daha ziyade 'şu konuyu çözsek ne iyi olur' şeklinde özetleyeceğimiz bir niyet beyanı ve yaklaşım var."

ABD ile işbirliği içinde, Menbiç'i IŞİD'ten temizleyen Suriye Demokratik Güçleri'nin süreci farklı okuduğuna işaret eden Özkan, SDG'nin 6 Haziran tarihli açıklamasında Menbiç'te zaten Kürt milis gücü bulunmadığını, 2016'da tüm savaşçıların çekildiğini aktarıyor.

Özkan, bu noktada ABD'nin niyetlerine dair ipuçları da veriyor:

"Washington Kürtleri Menbiç’ten tamamen çıkarmayı düşünen Türkiye’nin bölgeye dönük kaygılarını gidermeyi hedefleyen bir yol haritası çıkarmaktaymış gibi bir görüntü verirken, bir yandan da Kürtlere güvenceler vermeyi sürdürüyor.

Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yakınlığı ile bilinen ve şehrin güvenliğinden sorumlu olan Menbiç Askeri Konseyi’nin sözcüsü Şirvan Derviş, bu “güvence” lafını en son telaffuz eden isimlerden. Derviş, geçtiğimiz cuma günü (8 Haziran’da) yaptığı açıklamada, ABD ve IŞİD’e karşı koalisyondan Menbiç’i dış saldırılara karşı koruyacakları konusunda somut güvenceler aldıklarını söyledi. Derviş, The Defence Post’a yaptığı söz konusu açıklamada, “Verdikleri güvencede, Menbiç’in Suriye’nin kuzeyindeki en güvenli şehirlerden biri olduğunu, bunun korunmasında yardımcı olacakların belirterek, ‘Menbiç’teki varlıklarıyla burayı güvenli kılacaklarını ve diğer saldırılardan koruyacaklarını’ yazdılar. Dolayısıyla Menbiç Askeri Konseyi, Menbiç’in dış saldırılardan korunması konusunda güvenceler almıştır" dedi.

Kısacası Menbiç meselesinin nasıl çözüleceği – özellikle Washington’un her iki tarafa da “mavi boncuk” dağıtmayı sürdürdüğü bir dönemde henüz netleşmiş görünmüyor. Anlayabildiğimiz, Washington yönetimi belli ki, 24 Haziran seçimleri öncesinde Ankara’ya iç politikada kullanacağı bir malzeme vermek istemiyor. En azından böyle bir malzemeyi “bedavaya” vermek istemiyor. Belirli bir “bedel” biçtiyse de bunun ne olduğunu bizler bilmiyoruz. Önce 30 gün olarak ifade edilen yol haritası birinci evre süresi için daha sonra 6 ay gibi lafların telaffuz edilmesi de bunun en net göstergesi.

Muhtemelen hal böyle olduğu için de, Ankara “Menbiç olmazsa bari Kandil olsun” şeklinde bir tutum benimsemiş gibi görünüyor. Zaten Ankara Afrin’den sonra Menbiç gibi Kandil’i de hedefe koymuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Afrin'de zaferi yakaladık, sıra Kandil'e gelecek..." sözleriyle Kandil'e olası bir operasyon düzenlenebileceğini daha önce ifade etmişti."