Oca 26 2018

'Obama'nın salladığı beyzbol sopasından da beter'

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Afrin operasyonu nedeniyle gergin bir havada geçen telefon konuşması sonrasında yaşanan karşılıklı yalanlamaların damga vurduğu süreç medyanın gündemine oturdu.

Görüşmenin içeriğine dair Beyaz Saray ile Ankara'nın açıklamaları arasındaki bariz farka dair kaleme aldığı yazısında Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Takan, "Johnson mektubundan da kötü, Obama'nın salladığı beyzbol sopasından da beter oldu" yorumu yaptı.

Ankara'nın görüşmenin içeriğine dair açıklamasının Beyaz Saray tarafında, "görüşmenin içeriğini tam yansıtmıyor" ifadeleriyle yalanlandığına dikkat çeken Takan, Beyaz Saray'ın açıklamasının Türkiye'yi alenen tehdit anlamına geldiğine dikkat çekti.

Takan görüşmeye dair yorumunu şöyle sürdürdü:

"Ülkeler arasında yapılan bu tip diplomatik trafikler ardından görüşme tutanakları açıklanmaz. İçeriğin kıyısından diplomatik ve kamuoyunun bilmesi kadarıyla geçilir. O yazılı açıklamalar da görüşmelerden sonra yapılan iç değerlendirmeler sonucunda mesaj trafiğine de devam edilir. Yani "bizimkilerin" "görüşmede konuşulmadı" savunması boştu. Belki içeriyi kandırırsınız ama karşı taraftakiler çok güler!.. Beyaz Saray açıklamasına bakılırsa, Trump adeta talimat verir gibi konuşmuş  tehditler de var... Trump, "Türk ve Amerikan güçleri arasında çatışma riskine yol açabilecek her türlü eylemden kaçınılması çağrısında bulundu" ifadesi diplomatik lisanla da olsa çok ağır bir tehdit.. . Ağır uyarıları da devam ettirmiş."

Görüşmenin içeriğine dair, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, "ABD bize Suriye sınırı boyunca 30 kilometrelik güvenli hat oluşturma önerisi"nin aslında Binali Yıldırım'ın operasyon başlarken söylediği bir şey olduğunu hatırlatan Takan, bu önerinin yıllar önce de gündeme getirildiğini ancak ABD'nin dikkate almadığını da kaydetti.

Takan yazısının devamında ise Cahit Armağan Dilek'in şu analizlerini aktardı:

"Şimdi ABD ön ayak olduğu güvenli bölge uygulamasında işbirliğinin gereği destek vaad edecek, vaad edeceği destek askeri olacak, güvenli bölgenin korunması, denetlenmesi vs için. Böylece askeri olarak da Fırat'ın batısını kullanma imkanı elde edecek. Güvenli bölge ilan ettiğiniz de yabancı güçlerin karadan ve havadan bu bölgeye girmesi önlenmesi gerekecek. Peki kim bu yabancı güçler? Tabi ki Rusya ve Suriye. Onların böyle bir şeyi kabul etmesi mümkün mü? Tabi ki değil. Öyleyse ABD ile Türkiye'nin böyle bir güvenli bölge işbirliği girişimi Türkiye-Rusya ilişkilerine vurulacak darbe olacaktır. Şam yönetimiyle de yeniden ilişki kurma düşüncesi de tamamen hayal olacaktır."