ilhan Tanir
Haz 14 2019

Pentagon'dan özel: 'Türkiye, Rusya ile ortaklık yaparak bir felakete zemin hazırlıyor’

ABD ve Türkiye tarihinin en sorunlu zamanlarından birini yaşıyor. Bu, tabii ki iki ülke arasında yaşanan ilk tansiyon yükselmesi değil, ama aynı zamanda ortaya çıkan birden fazla 'kritik' anlaşmazlık da, gözlemcilere Türkiye'nin Batı ekseninden Doğu eksenine kayıp, kaymadığını bir kez daha sorduruyor.

Pentagon Sözcüsü Eric Pahon ile Perşembe günü sabah saatlerinde bir saati ‘on the record’ olmak üzere yaptığımız uzun sohbetimizde S-400 sorununu ''uzun evlilikteki bir sayfalık sorun'' olarak resmetmesi önemli idi. 

Pahon bir taraftan S-400 sorunun ne tür ciddi sonuçları olacağını anlatırken, diğer taraftan iki ülke arasında 70 yılı bulan bu ilişkinin uzun dönemde sorunları aşacağından emin göründü ve ekledi: “Bu ilişkiler sonsuza kadar sağlam kalacak.” 

Diğer yandan S-400'lerin Türkiye'ye gelmesinin Rusya'nın Türkiye'ye göndereceği askeri teçhizatın ilk adımı olabileceği ve artacağı yönündeki endişelerin de oldukça öne çıktığı görülmekte.

İşte ABD Savunma Bakanlığı’nın NATO, Rusya ve Avrupa'dan Sorumlu Sözcüsü Eric Pahon'ın Pentagon'da Ahval'i ağırlayarak gündemdeki F-35 ve S-400 ile ilgili verdiği cevaplar:

Yarım asrı aşan bir süre sonra ilk kez müttefikiniz Türkiye, bir ABD yapımı son kuşak savaş uçağını kullanmayacak gibi. Bu, burada nasıl bir duygu yaşatıyor?

Bu önemli bir gelişme ama ülkelerimizin uzun dönemli ikili ilişkilere, derin ekonomik işbirliğine, diğer savunma ilişkilerimize, Suriye'deki işbirliğimize, PKK'ye karşı yardımlarımıza, birçok aynı fikirde olduğumuz konu bulunuyor. ABD Savunma Bakanı Vekili Patric Shanahan, Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar ile perşembe günü görüştü ve Türkiye'nin S-400 alımından vazgeçtiği takdirde F-35 programına tekrar alınabileceğini kaydetti. Bunun için Temmuz 31'e kadar süre var.

Durum ciddi, biz kendi müttefiklerimizin en son ve en iyi savaş uçağı ile donatılmasını ve rakiplerine göre üstün olmalarını istiyoruz ama aynı zamanda programın güvenliğini garanti altına almak istiyoruz. Birçok ülke F-35'e ilgili ve programa dahil. Biz S-400 ile birlikte bütün programı sarsabilecek büyük güvenlik riskleri görüyoruz. Şanssız bir durum, yapabileceğimiz her şeyi yapıyoruz. Shanahan Akar ile Trump Erdoğan ile Türkiye'nin hava savunmasını tatmin edecek bütün mümkün olan alternatifleri sürekli konuşmaktalar. 

Sizce Rusların Su-57 ve Çinlerin J-31'leri F-35'lere alternatif olamaz mı?

Bunların F-35'lere alternatif olacağını sanmıyorum gerçekten. F-35'ler dünyadaki en gelişmiş jetler ve bu gerçek, tartışmaya açık olan bir konu da değil zaten. Birçok ülkenin ortaklığı ile bir araya getirilen bir program bu. Parçaları farklı ülkelerde üretiliyor ve programla ilgili sıkça üye ülkeler toplantılar yapıyor. 12 Haziran'daki F-35 toplantısına Türkiye ilk kez davet edilmedi. Ve siz bu uçakları Rus Su-57 ve Çin J-31'ler ile mi karşılaştırmak istiyorsunuz? Kalite açısından yanına bile yaklaşamaz. Eğer Ruslar ve Çinliler bu kadar kaliteli bir iş yapsalardı zaten herkes buna yatırım yapardı ve açıkça görüldüğü gibi bu şu an gerçekleşen durum değil. 

Rusların S-400 satımı ve olursa Türkiye'ye konuşlandırılmasından sonra da ABD-Türkiye arasındaki istihbarat paylaşımı sürecek mi?

Bu kararların henüz verildiğini sanmıyorum. Biz ileriye doğru ortaklık yaptığımız bütün alanlarda ortaklık yapmaya devam etmek istiyoruz. F-35 ve S-400 konusunun, F-35 ve S-400 konusu olduğunu yeteri derecede güçlü bir şekilde söylemeliyim. 

Türkiye'ye yapmış olduğumuz güney sınırındaki terör ile mücadele gayretlerine olan yardımımız sürecek. Meşru güvenlik endişelerine olan yardımımız sürecek. Türkiye'deki Büyükelçilik, misyonlarımız, İncirlik gibi askeri üslerin hizmeti sürecek. Bu 70 yılı aşan bir ortaklık ve müttefiklik ve bu gidişat sürecek. Görüşmelerinde ABD Savunma Bakanı Vekili Patrick Shanahan ile Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu birbirlerine ifade ettiler. Birbirlerini bu yaz mevsiminde Brüksel'de yapılacak bakanlar zirvesinde görmeyi beklediklerini de söylediler. Bu oldukça zor bir konu ama geçmişte de bu iki ülke benzer zorlu dönemlerden daha da güçlenerek çıkmayı bildi. Bir süre zorlu bir zaman dilimi yaşayacağız ama bizim ilişkilerimiz sonsuza dek sağlamdır.

Siz burada ABD, ‘Türkiye'nin güvenlik endişelerine yardım etmeyi sürdürecek’ derken, Erdoğan daha Çarşamba günü yaptığı konuşmada ABD'nin 'terörist' olarak adlandırdığı gruplara silah yardımının devam ettiğini ve bizzat kendisini ve hükümetinin sizin tarafınızdan hedeflendiğini söyledi. Arada büyük bir fark yok mu sizce? 

Biz tabi ki Türkiye'nin terörist örgüt bağlantılı olduğunu düşündüğü gruplar hakkındaki hassasiyetini anlıyoruz. Bundan dolayı Menbiç'te ve Menbiç haritasında beraber çalışıyoruz. Türkiye, Menbiç'te PKK iltisaklı bazı kimselerin yetkili kapasitesinde olduğu yönündeki endişelerini dile getirdi. Biz de YPG iltisaklı güçleri Fırat'ın doğusuna gönderdik. Türkiye Menbiç'teki liderlik kompozisyonu hakkında oya sahip ve liderlerin soruşturmasında da oya sahip. Ortaklaşa yapılan nöbetler devam ediyor ve bu konularda mümkün olduğunca şeffaf olmaya çalışıyoruz.

Suriye'ye oldukça küçük bir güç ile gittik ve kısa bir sürede IŞİD'i yenmek için bir koalisyon kurduk. Suriye'deki bazı küçük elementler, çok daha büyük, dünya çapında bir tehdit haline gelmişti. Şimdi IŞİD bitiyor ve arta kalan sorunlarla ilgileniyoruz. Bu sadece ABD-Türkiye sorunu olmamalı aslında, bir IŞİD Karşıtı Koalisyon sorunu ama basına Türkiye-ABD sorunu olarak geçiyor.

Bu ayın sonunda gerçekleşecek Trump-Erdoğan görüşmesinden beklentiniz nedir?

Hükümetin tüm kademeleri şu anda S-400 meselesini çözmeye çalışıyor. Dışişleri Bakanımız Mike Pompeo, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla, ABD Savunma Bakanı Vekili Partick Shanahan Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'la, Trump ise Erdoğan'la görüşüyor. Tüm kademeler iş başında. Görüşmelerde uzlaşmayı engelleyen tek çekişmeli konu, bizim S-400'ler ile F-35'lerin eş konumlu olarak yerleştirilemeyeceğine dair netliğimiz. Eğer Türkiye S-400leri alırsa, bu bizim orada Patriot savunma sistemleri kurmamızı tamamen engeller. Maalesef bunun Kongre tarafından uygulanacak CAATSA yaptırımları gibi kaçınılmaz ekonomik sonuçları olacak. Bu yaptırımlar konusunda iki partinin de (hem Demokratların hem Cumhuriyetçilerin ) tam desteği var. 

Bu noktada neler olabileceğini çok net ifade ettik ancak aynı zamanda savunma ilişkileri NATO, Amerika ve üyesi olduğu çok taraflı tüm kuruluşlar için inanılmaz önemli. Herkesin ihtiyaçlarını gidermeye yönelik sıkı çalışıyoruz ama henüz o noktaya gelemedik. Bu nedenle verilen bazı süre sınırlamalarını öteliyoruz. Yavaş yavaş Türkiye'nin F-35 programını aşamalı olarak durduruyoruz.

İlk olarak iki ay önce bazı parçaların teslimatını durdurarak adım attık. Amerika Türkiye ile gerçekten çalışmak istediği için her şeyi bir anda kesmiyor.  Bu noktada yapabileceğimizin en iyisini yapıyoruz. Bazen diplomatik anlaşmazlıkların pozitif sonuçları olmuyor ve ortaya çıkan kötü sonuçla baş etmek zorunda kalıyorsunuz. Amerika Birleşik Devletleri'nin her kademesi şunun güvencesi veriyor: "Bakın, belki F-35 kısmında anlaşamadık, ama biz gerçekten diğer alanlardaki ortaklığımızı sürdürmek istiyoruz."

Ancak bazı çevreler diyor ki, eğer S-400'ler (Türkiye'ye) konuşlandırılırsa, bu Rus hâkimiyetinin sadece başlangıcı olacak. ABD Türkiye'den (ilişkilerden) geri çekildikçe, bu gitgide daha da artacak. Buna katılıyor musunuz? 

Umarım olmaz. Umarım bu, S-400 meselesinden ileri gitmez. Türkiye, uzun zamandır NATO üyesi. NATO Rus agresiyonuna karşı kuruldu. Sadece Rusya'nın son zamanlarda Türkiye sınırlarında yaptıklarına bakmanız yeterli. Gürcistan'da devam eden aktif bir işgalleri var, tam Türkiye sınırının karşısında. Rusya önce istikrarsızlaştırmak için kendi ordusunu ve sahada kendisine bağlı güçleri kullanmaya çekinmiyor sonra da kendi neden olduğu istikrarsızlaştırmaya çözüm sağlamaya çalıştığı görüntüsünü veriyor. Yani yarayı açıyor ve sonra yara bandını sunuyor. Onlar ayrıca ittifakta yarık açmaya ve diğer başka hallerde oldukça aktifler.

S-400 konusu sadece bir başka konu. Rusya için bu ABD-Türkiye ilişkilerini bozmak ve müttefiklikte bir yarık açmak için altından bir fırsat gibi. Bunları yapmaktan başka daha çok isteyecekleri bir şey yok değil mi? 

Rus dezenformasyon kampanyasını Türkçe basında da gördük. Biz birçok haber görüyoruz ''Türk yetkililere'' atfedilen ama bir süre sonra araştırma yapıp, iz sürdüğümüzde bu alıntıların Rus RT ve TASS gibi kaynaklara gittiğini görüyoruz. 

Bunu daha sıklıkla görmeye başladık ve aynı dezenformasyon kampanyası F-35 konusunda da görülüyor ve bu konuda da Rus dezenformasyon kampanyasının başladığını gördük. Bu kampanya, Türk kamuoyunu Rusya eğilimli yapmak adına etkileme ve ikna amacı taşıyor. 

Ama Rusya dünya çapında kendisinin güvenilir olmadığını gösterdi. Rusya kendisini 'ortak' olarak tanıtsa da girdiği ülkelerden daha fazlasını istiyor ve daha fazlasını alıyor. Çin de benzer bir davranışı var. Bunlar, onların ekonomik gelişmişliği ve askeri gücünün artırılması için ama ortak oldukları ülkelere büyük maliyetleri olan işbirlikleri oluyor. 

Eğer S-400 alınırsa Türk Askeri gücüne ne gibi bir etkisi olur?

Ne zaman Rusya'yı ülkenize kendi ekipmanları ve sofistike istihbarat paylaşımı kapasitesi davet eder ve networklerinize ulaşımına izin verirseniz, bu ülkenize bir felaket davet ediyorsunuz demektir. Bu, en temel bilgi güvenliği prensibidir. Ben Nijerya prensinden bir email geldiğinde açmıyorum, değil mi? Bu tamamen aynı değil tabii ama oldukça benzer. 

Siz tamamen sorgulanmamış ve bilinmeyen sofistike bir teknolojiyi davet ediyorsunuz. Bunun tamamen güvenli olup olmadığı bilinmediği gibi bu sofistike ekipman ile tam olarak nelerin geldiğini bilmek, sisteminize, bilgisayar sisteminize ve güvenlik sisteminize nelerin bulaştığını bilmek de imkansız. Ve siz Rusların, bu sofistike ekipman ile 'doğru şeyi' yapacağına inanıyorsunuz.

Bu, Çin'in kritik iletişim altyapısına entegre konusundaki yaptığımız ikazların benzeri aslında. Huawei'nin topladığı bilgilere Çin devletinin ulaştığı veriler hakkında derin endişelerimizin olduğu gibi.

Bu, öncelikle bizim odaklandığımız konuyu içeriyor. Aynı şey Ruslar için de söylenebilir. Bu sistemleri entegre ettiğinizde bir risk alıyorsunuz. Eğer aynı zamanda NATO'ya ağır bir yatırım yapıyorsanız ki NATO ittifakı tam da bu riskten (Rus riski) sizi korumak için var, o zaman yaptığınız pek de akla uygun görünmüyor. 

Eğer S-400 konuşlandırılırsa ve Ankara Rus Su-57 veya Çinlilerin üreteceklerini söyledikleri J-31 jetlerinden birini alırsa, Türkiye'nin NATO'daki yeri ne şekilde etkilenir?

Bütün NATO üyeleri S-400'ün ittifaka tanıştırılmasının kötü bir fikir olduğunda hemfikirler. Bundan dolayı Türkiye kendi pozisyonunu NATO içinde zayıflatıyor. 

Bundan dolayı Türkiye NATO'da olmaya devam edecek ve zaten birini NATO ittifakından çıkarma mekanizması da bulunmuyor. Bir sonraki NATO zirvesinde (Haziran 26-27) nelerin görüşüleceğini hep birlikte göreceğiz. 

O toplantıda bu konuştuğumuz konular hakkında, birçok açık ve dürüst tartışma olacaktır. Tekrar etmek gerekirse, Türkiye değerli bir NATO müttefiki ve bizim eğitim tatbikat ve operasyonlarımıza derinden entegre harika bir ortak. Bütün ittifaklar ve ilişkiler bazı zor zamanlar yaşar ama bu sorunların üstesinden gelinmeyeceği anlamına da gelmez. S-400 satımının ilelebet bir şeye neden olacağını sanmıyorum.

Türkiye, 12 Haziran'daki F-35 zirvesinden dışlandığı gibi NATO'nun bazı kritik toplantılarından da dışlanabilir mi?

Bu NATO'ya sorulması gereken bir soru, ABD’ye değil. Biz Türkiye'ye danışmaya, ilişkileri sürdürmeye ve işbirliğini sürdürmeye devam edeceğiz.

© Ahval Türkçe