ilhan Tanir
Haz 07 2018

Senato'nun F-35 ambargo yasası da açıklandı: Menbiç balayı uzun sürmeyebilir

Senato'nun Silahlı Hizmetler Komitesinde Türkiye’ye gönderilecek F-35 jetlerini engelleme yasatasarısı ilk kez kamuoyu ile paylaşıldı. Komite’de geçtiğimiz Mayıs ayında kabul edilen yasa tasarısı Genel Kurul aşamasında. Burada, 4 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü tatilinden önce kabul edilmesi bekleniyor.

Senato'nun Silahlı Hizmetler Komitesinde 5 Haziran akşamı açıklanan ve Senato genel kuruluna geçen yasa tasarısının bir benzeri de Temsilciler Meclisinde geçmişti. Böylece Savunma Bakanlığının final bütçesinde Türkiye'ye F-35 jetleri ile ilgili bir ambargo maddesinin bulanacağı neredeyse kesinleşti.

Yasatasarısında F-35'leri hedefleyen dilin çok açık ve katı bir şekilde yer aldığı görülüyor.

Yasatasarısı, ABD Savunma Bakanlığının, bütçenin kabul edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde bir rapor sunmasını istiyor. Rapor, Türkiye’nin F-35 yeni nesil savaş jetlerinin üretim zincirinden çıkarılması yönünde bir planı da içericek.

Böylece, birçok kesimin Türkiye’nin üretim zincirindeki rolü nedeniyle bu projeden çıkarılmasının zorluğunun dile getirildiğinin farkında olunduğu ve buna göre düzenlemelerin yapılması için ABD Savunma Bakanlığına emir veriliyor.

Türkiye'nin F-35 üretim zincirinden çıkarılması planında, bu yönde atılacak adımların da açıklıkla Kongre'ye bildirilmesi isteniyor. İkinci olarak da Türkiye'nin projeden çıkarılmasının getireceği ek maliyetinin hesabının yapılması. Hatta Türkiye’nin bu üretim zincirinden hangi zaman aralıklarında çıkarılacağının dahi takviminin bildirilmesi isteniyor.

1269 yasalı yasa tasarısı, 21 Haziran’da Türk pilotlara ABD’de teslim edilecek ama ABD topraklarında kalacak uçağa da dolaylı atıfta bulunuyor.  Buna göre Türkiye’nin sahibi olduğu ve uçurduğu uçakların da ABD topraklarından ayrılması yasaklanacak. Böylece ABD'de Türkiye'ye devir-teslimi yapılsa da, bu uçağın da ABD topraklarından ayrılması yasaklanmış olacak.

Senato Komitesinden geçen tasarıda da Papaz Brunson’ın durumunun referans verildiği görülüyor.

Senato yasatasarısının ile kez açıklanması, Çavuşoğlu'nun Pazartesi günü ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmesinden 2 gün sonrasına denk geldi. Çavuşoğlu o görüşmesi sonrasında F-35 ile ilgili olarak planın aynı şekilde sürdüğü ve kendilerinin endişelerini Pompeo'ya ilettiğini öğrenmiştik. Çavuşoğlu F-35 ile ilgili ambargo ihtimalinin kabul edilemez olduğunu söylemişti.

Tabi bu gibi durumlarda muhatabın Çavuşoğlu'nun bu söylediğine karşılık ne cevap verdiğini bilemiyoruz. Örneğin, Pompeo'nun bu konu açıldığında Çavuşoğlu sözlerini bitirdikten sonra ona şöyle bir cevap vermiş olabileceği ihtimali büyük, ''bakın Sayın Çavuşoğlu, ABD Kongresinde Erdoğan’a yönelik büyük bir tepki var, Kongre’nin her iki kanadı onadıktan sonra Başkan Trump, sadece F-35 uçağı için koca Savunma Bütçesini ret etmez. Bu bütçelerde parça parça ret de sözkonusu değil. Trump hepsini ret etse, Senato'da 66 senatörün Erdoğan'a mektup yazıp, rehin papaz Brunson’ın özgür kılınmasını istediğini biliyoruz. Yani Erdoğan’In Kongre’de dostu yok. O senatörler Trump Türkiye için ret etse bile yeniden o tasarıyı geri gönderebilirler. Kısacası Sayın Çavuşoğlu, bu ambargo geliyor.’’

Kongre'de ortaya çıkan F-35 yasatasarıları kafa karıştırıcı düzeyde olmaya başladı. Kongre'deki F-35 takvimi ve bundan sonraki beklentiler şöyle işleyecek.

Temsilciler Meclisinde geçen yasa F-35'lerin transferini engelliyor. Türkiye'ye yapılacak tüm silah satımlarının ABD-Türkiye ilişkileri hakkında bir raporun 60 gün içinde teslimine kadar askıya alınmasını talep ediyor.

NDAA olarak da adlandırılan bu bütçe yasası, Pentagon'un bütün bütçesini kapsayan dev bir bütçe.

Senato'da ise bu bütçe yasa çalışmaları Temsilciler Meclisi'ne göre daha geç başlamıştı.

26 Mayıs tarihinde yasatasarısı hakkında bir brifing verildi ve Senato Komitesinden geçtiği açıklanmıştı. Ve o brifingde ilk kez Temsilciler Meclisindeki yasanın yanısıra, Senato'daki Savunma Bakanlığı bütçesinde de Türkiye'ye ambargo öngören maddeler olduğu, ve bu maddelerin içinde F-35'in de olduğu anlaşıldı. İşte bu yasa tasarısı ilk kez Haziran ayının 5’inde açıklandı.

1263 sayılı yasatasarısında S-400 ile ilgili satış işleminde rol alanların ambargoya uğrayacağı ifade edilirken, 1269 sayılı yasatasarında ise hem S-400 hem de F-35 uçaklarının hedeflendiği görülüyor. Böylece Savunma Bütçesinde Türkiye'ye ambargo öngören iki madde olduğu görülüyor.

Kongre’deki tarışmalarda, yasa gerekçelerinde Türkiye'ye F-35 jetlerinin teknolojilerinin verilmemesi yönünde iki temel neden ileri sürülüyor. Bunlardan biri Ruslardan alındığı ifade edilen S-400'ler ile 20 aya yakın bir zamandır Türkiye'de tutuklu bulunan Evanjelik Hristiyan Papaz Andrew Brunson'ın durumu.

Yani birisi Ulusal güvenlik açısında S-400'lerin Türkiye'de bulunması durumunda son model ABD ve Batı askeri teknolojisinin Rus radarlarına bilgi iletecek olmasıyken. İkincisi ise Erdoğan'ın undemokratik, otoriter tutumundan da kaynaklandığı ifade edilen Amerikalı Papazın 'rehine diplomasi' si ile esaret hali.

‘’Sahadaki gelişmelere bağlı olarak değişmesi mümkün olan’’ bir anlaşma olarak tanımlanan Menbiç yol haritası, seçim öncesinde Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından yeteri derecede ‘iyi’ bir haber olarak kabul edilerek, Türkiye’de tanıtıldı. Bu anlaşmanın sahadaki uygulanışı yakından izlenecek.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığından üst düzey bir yetkiliye Menbiç için yapılan bu işbirliğinin Kobani ve Rakka şehirleri için de yapılacağı yönündeki Türk yetkililerin sözlerini sorduğumda ‘bunu ilk kez senden duyuyorum’ demesi dikkat çekici idi. Yani ABD tarafının Menbiç gibi bir anlaşma ile YPG güçlerinin Fırat'ın doğusunda yerinden etmeye pek niyeti var gibi görünmüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığının Avrasya ve Avrupa işlerinden sorumlu yardımcısı A. Wess Mitchell, Salı günü Heritage Foundation isimli düşünce kuruluşunda katıldığı toplantıda Menbiç yol haritasını ‘’yaşanabilecek’ veya ‘idare edebilecek’ ‘’modus vivendi’ bir uzlaşma olarak tanıtması ilginç idi.

Menbiç yol haritası, Washington ve Ankara arasındaki ilişkilerde Ankara hanesine yazılan bir kazanç gibi göründü. Çok zorlaşmış, krizle sarmaş dolaş bir yumağa az da olsa bir nefes aldırdı. Ne var ki Türkiye-ABD ilişkilerinde yakın dönemde yaşanması veya artması beklenen tansiyonun yanında bu haftaki Menbiç uzlaşması çabucak unutulabilir.

Halkbank'a gelmesi beklenen ceza, F-35’leri engelleyecek yasaların işlemeye başlaması, Brunson’n uzayabilecek tutukluluk halinin getireceği yeni sonuçlar ve tabi ki İran'a konan ve sertleşmesi beklenen İran ambargolarının giderek Türkiye'yi daha fazla ilgilendirebilecek bir hal alması. Ayrıca Kıbrıs konuları ile İsrail ile kötüleşmeye devam eden ilişkilerin getirebileceği ek yükler.