Oca 16 2018

'Suriye'de, Türkiye ve ABD karşı karşıya gelebilir'

 

ABD'nin Suriye'de aktif bir işbirliğiyle YPG unsurlarının da içine dahil edileceği 30 bin kişilik bir ordu kurulacağını açıklaması, Türkiye-ABD ilişkileri açısından yeni bir gerilimin de kapısını araladı. 

Türkiye her fırsatta, Suriye sınırında "Sınır Güvenlik Gücü" adı verilen böylesi bir ordunun kabul edilemez olduğunu belirtse de, YPG'nin de yer alacağı ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) çatısı altında var olacak ordu için lojistik destek ve eğitimler verilmeye başlandı bile.

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana iki ülke arasında inişli-çıkışlı seyreden ilişkilerin, Suriye politikaları nedeniyle daha derin bir krize sürüklenme riski baş gösterirken, uzmanlar meseleyi nasıl okuyor?

DW Türkçe'nin haberine göre, Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'nun (GMF) Başkan Yardımcısı Ian Lesser, ABD'nin PKK ile PYD/YPG arasındaki bağlantıyı IŞİD'le mücadele uğruna görmezden geldiğini belirterek, Türkiye ile ABD arasında "Suriye sınırı boyunca bir ihtilaf tehlikesi” bulunduğunu belirtti. 

Son gelişmelerin iki ülke ilişkilerinde daha ciddi boyutta bir siyasi anlaşmazlığa yol açabileceğini söyleyen Lesser, Suriye sınırında muhtemel bir ihtilafa dikkat çekti.

"Türkiye ve ABD'nin Suriye'de karşıya geldiği bir sürece mi giriyoruz?" sorusuna Lesser şu yanıtı verdi:

"Çok ciddi bir gelişme olduğu açık. Bunun arka planında, ABD'nin Suriye'de YPG'ye bir kaç yıldır verdiği desteğin yol açtığı anlaşmazlık, hatta Kürtlere yönelik politika konusunda Amerika ile Türkiye arasında daha uzun bir geçmişi olan anlaşmazlık yatıyor. Daha ciddi boyutta bir siyasi anlaşmazlık, hatta sınır boyunca bir ihtilaf tehlikesi mevcut, bölgede Amerikalı askeri eğitimciler de bulunuyor...

Her iki tarafta liderler kullandıkları dile dikkat etmeli çünkü bu zaten riskli olan bir durumu daha da tırmandırabilecek tehlikeli bir aşamaya getirebilir. Bu üslup Washington'da çok da yapıcı olmayacak bir şekilde okunacaktır. Aynı şekilde, eğer ABD'nin bu adımlarını Türkiye ile kapsamlı danışmalar yapmadan gerçekleştirdiği doğru ise o zaman bunun da uygunsuz ve riskli olduğunu söylemek gerek."

Ankara'nın kurulacak ordu ve YPG'ye verilen ABD desteği karşısındaki çıkışının Washington'da geri adıma yol açıp açmayacağı sorusuna Lesser, Türkiye'nin konuya Kürt meselesi merceğinden baktığını ve paranoyaya varan bir hassasiyet bulunduğu yanıtını verdi.

ABD'nin, Türkiye'nin Kürt milislerle ilgili hassasiyetine rağmen Suriye'deki işbirliğinin süreceğini kaydeden Lesser, "Washington'da Ankara'nın itirazları çok iyi bilinse de, ABD güvenlik alanındaki bu işbirliğinden vazgeçmekte isteksiz" yorumunu yaptı.

"Türkiye-ABD ilişkileri daha güçlü bir zeminde olsaydı bu sorunu yönetmek daha kolay olurdu" diye konuşan Lesser, Türkiye'nin Afrin'e operasyon gerçekleştirmesi durumunda, ABD'nin tepkisiyle ilgili de şu yorumu yaptı:

"Her iki taraf da tek yanlı, ulusal çıkarları adına, başka hiç bir şeyi dikkate almayan politikalar konusunda ihtiyatlı olmalı. Özellikle Türkiye için durum iki kat daha hassas. Çünkü Türkiye'nin sınır ötesi politikaları Türkiye'nin kendi içinde yankılanıyor. Türkiye'nin Kürt meselesine ilişkin bir dizi, çok çetin sorunları var."

Erdoğan ve Başkan Trump'ın aynı fikirleri paylaşmadıklarını ve yapıcı bir diyalog geliştiremediklerine dikkat çeken Lesser, konuların genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları, ya da yereldeki üst düzey askeri yetkililer tarafından ele alınmasının da bir seçenek olduğunu ifade etti.

Tüm önerilere rağmen Lesser, "Şu anda en güçlü senaryo, sınır boyunca çok sıkıntılı, riskli bir sürecin olması" diyerek ABD ve Türkiye'yi ikili ilişkilerde zorlu bir sürecin beklediğine işaret etti.