Claire Sadar
Şub 15 2018

Tillerson ziyareti ABD-Türkiye ilişkilerini tamire yetmez

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un bu Perşembe günü Türkiye’ye yapacağı ziyaret öncesinde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu kaygı verici bir öngörüde bulundu.

Pazartesi yaptığı bir konuşmada gazetecilere "ABD ile ilişkiler çok kritik noktada. Ya ilişkileri düzelteceğiz ya da tamamen kopacak” dedi. Son altı aydır, ABD-Türk ilişkileri neredeyse kopma noktasına gelecek kadar gerildi.

Geçen sonbaharda, Amerikan diplomatik temsilciliklerinde uzun zamandır çalışan iki Türk’ün tutuklanmasından sonra, ABD Türk vatandaşlarına vize vermeyi geçici olarak durdurdu. Türkiye buna aynen karşılık verdi. Nihayetinde ABD geri adım attı ve her iki ülke Aralık ayı sonunda kısıtlamaları kaldırdı.

İki ülke arasındaki ilişkilere yönelik daha ciddi tehdit, ABD'nin Türkiye'nin güney sınırı boyunca uzanan bölgede bulunan Suriyeli Kürt askeri birimlerine verdiği destekle ilgili. Türk protestolarına ve ABD'nin sözlerine rağmen, ABD bu gruplara silah vermeyi sürdürdü.

Türkiye, bu grupların hem ABD hem de Türkiye tarafından terörist bir grup olarak görülen ve Türk devletinin yaklaşık 35 yıldır yurt içinde ve dışında mücadele ettiği PKK ile ilişkili olduğunu iddia ediyor. ABD ise Suriye'deki Kürt birimleriyle (YPG) PKK’nın farklı varlıklar olduğuna inanıyor.

Türkiye'nin Suriye'ye düzenlediği en son askeri harekat, ABD ve Türk askerlerinin kendilerini bir savaş alanının farklı taraflarında bulabilecekleri korkusunu gündeme getirdi. Geçtiğimiz günlerde Türkiye ABD'nin, çoğu Kürt olan yerel İŞID karşıtı güçlere yardım eden ve şu anda Suriye’nin Menbiç şehrinde bulunan askerlerini çekmesini talep etti.

Bipartisan Policy Center’dan kıdemli politika analizi uzmanı Nick Danforth Ahval'a "Her iki taraf da tam bir kopuşa neden olmayı beklemiyor, ancak bu durumda Menbiç hakkındaki söylemleri nedeniyle her iki tarafın da geri adım atacak yeri kalmıyor" dedi ve “Ankara'nın Kuzey Suriye'deki ABD askerleri ile çatışma riskine gireceğini hala beklemiyorum, ancak bunun yerine İncirlik hava üssüne [ABD'nin Ortadoğu’daki harekatlarına hava desteği sağlayan] kısıtlamalar getirmek gibi başka tedbirler alma zorunluluğu hissedebilir" diye sözlerine devam etti.

Suriye'deki ABD ve Türk politika ve stratejisi arasındaki kopukluğun, Tillerson'ın ziyareti süresince görüşmelerin ana gündem maddesi olması bekleniyor. Bu kopukluğun çözümü, ya da tem tersi, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun inandığı gibi ABD-Türkiye ilişkilerini düzeltme ya da kopma anı olacak.

"İlişkilerin durumundaki bu yüzde 50/50 algısı şimdilik hakim görünüyor. Kesinlikle her iki taraf da, ya bir tür ilişkileri düzeltme ya da bir tür felaket karşısında önlem alıyor" diyor Naval Postgraduate School’dan Doç.Dr. Ryan Gingeras. Bununla birlikte, ABD'nin yaptığı ile Türkiye'nin yapmasını istediği şey (YPG'ye yardımın durdurulması ve onların terörist ilan edilmesi) arasındaki büyük uçurum, kısa bir diplomatik ziyaret ile ilişkilerin düzeltilmesi ihtimalinin olmadığı anlamına geliyor.

Brookings Enstitüsündeki Robert Bosch kıdemli üyesi Amanda Sloat Ahval’e "Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, Tillerson ve [Ulusal Güvenlik Danışmanı] McMaster’in bu haftaki ziyaretlerinin ilişkilerin düzeltilmesi veya kopması noktasındaki etkisini abarttığını" söyledi ve “Türkiye'yi rahatsız eden her şeyi kapsayan bir ana planla gelmiş olmaları ihtimal dışı. Şayet Ankara, ziyarette ABD'li yetkililerin Suriye'de kesin bir yol sunmasını bekliyorsa, muhtemelen hayal kırıklığına uğrayacak." diye sözlerine ilave etti.

Türkiye'deki insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerindeki bozulma da, ilişkilerin düzeltilmesine yardım etmiyor. Amerikan konsolosluklarında çalışan iki Türk vatandaşının tutuklanması, münferit vaka olmaktan uzakta.

Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminden itibaren, aralarında önde gelen gazeteci, politikacı ve insan hakları savunucularının da bulunduğu onbinlerce kişi darbecilere yardım ve terörizm ile uğraşma gerekçesiyle tutuklandı. Son zamanlarda, Türkiye'nin Suriye'de düzenlediği askeri harekata karşı oldukları için yüzlerce kişi gözaltına alındı.

Johns Hopkins Üniversitesi School of Advanced International Studies’dan Doç.Dr. Lisel Hintz ise "Türkiye'nin rehine diplomasisi söylemi, ABD konsolosluk görevlilerinin tutuklanması, ve Rusya ile S-400 füzelerin satın alınması anlaşması (Afrin harekatına karşı çıkanlarına yapılan acımasız muameleyle birlikte) Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin bir müttefikten ziyade düşman konumuna yaklaştığına işaret ediyor” diye Ahval’e bilgi verdi.

Ahval’e konuşan uzmanların birçoğu, Türkiye'nin nihayetinde kötü bir dönemden sonra ABD ile ilişkilerini düzeltmekle ilgileneceği öngörüsünde bulunuyor, ancak doğru zamana kadar değil. Washington konuşlu Foundation for Defend of Democracies kıdemli üyesi ve eski milletvekili Aykan Erdemir "Çavuşoğlu’nun dramatik ‘ABD-Türkiye ilişkileri ya düzelecek ya da tamamen kopacak’ açıklamasının diplomasiden ziyade iç siyasetle daha çok ilgisi var" dedi ve "2019’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar, Ankara'nın diplomatik ilişkileri, Erdoğan'ın yeniden seçilme endişe ve taktiklerinin kurbanı olmaya devam edecek" diye sözlerine ilave etti.

Benzer şekilde Hintz Avhal'e "en azından belediye, milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılıncaya kadar, Erdoğan'ın Batı karşıtlığı tüm umudunu bağladığı seçim kampanyasında ona politik bir araç olarak hizmet edecek, ve bu yüzden baskı altındayken bile bundan vazgeçmesi ihtimali çok düşük." dedi.

O zamana kadar, ABD-Türkiye ilişkileri en iyi ihtimalle sallantıda olacak. Son olarak Erdemir "Türk Hükümeti’nin Washington ile ilişkileri ve ona yönelik söylemlerinde duygusal gelgitler olmaya devam edecek " öngörüsünde bulundu.