Yaşar Yakış
Ara 22 2017

Türkiye-ABD ilişkilerinin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor


Türk-Amerikan ilişkileri on yıldan fazla süredir düşüş eğiliminde ve tünelin sonunda bir ışık da görünmüyor.

Suriye'de en güçlü Kürt partisi Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) askeri kanadı olan Halk Koruma Birlikleri'ne (YPG) asker ve mühimmat sağlamaya devam eden ABD, Türkiye'yi büyük hayal kırıklığına uğrattı. 

Washington, Türkiye'ye IŞİD'in ortadan kaldırmaya yönelik Rakka operasyonunun ardından bu silahları geri alacağı sözü verdi. 

Başkan Donald Trump, mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan'a silah teminatının durdurulacağına sözü verdi ama açıkça ABD'nin YPG'nin domine ettiği Suriye Demokratik Güçleri ile işbirliği yapmaya devam edeceğini açıkça söyledi.

Türkiye, Rusya'dan S-400 havadan havaya füze alımı konusunda da NATO ile anlaşamıyor.

Birçok NATO üyesi Türkiye'yi bu füzelerin NATO'nun hava savunma sistemiyle çalışamayacağı uyarısında bulundu. 

Türkiye de haklı olarak kendi ulusal savunma önceliklerini müttefiklerinin nasihatlerinden önde tutuyor. NATO ülkeleri teknoloji transferi ve bu füzeleri Türkiye'yi tehdit eden yerlere konuşlandırmak gibi koşullar yaratmada isteksiz davrandı.

New York'taki bir dava da Türk-Amerikan ilişkilerini kızıştırıyor. Dava, Türkiye'nin İran'tan petrol ve doğalgaz alım bedelini altına ödemeye aracılık ederek ABD'nin İran'a yönelik ambargosunu ihlal etmekle suçlanan Türk işinsanı Reza Zarrab'a karşı açıldı. 

Zarrab ABD'de ihlalleri nedeniyle tutuklandığında suçunu kabul ederek Türkiye için bir baş ağrısı haline geldi, çünkü Zarrab rüşvet verdiği Türk kabine bakanlarının isimlerini deşifre etti. Bu yetmezmiş gibi eski bir Türk polis şefi kirli çamaşırları ortaya dökme konusunda Zarrab'a katıldı.  

ABD'de yaşayan Müslüman vaiz Fetullah Gülen'in Türkiye'ye iadesi meselesi de iki ülke arasında büyük bir anlaşmazlık olarak yer alıyor, çünkü Türkiye geçtiğimiz yıl Türk hükümetini devirmeye yönelik askeri darbe girişiminin ardında Gülen'in olduğuna inanıyor. 

ABD ise Türkiye'nin bugüne kadar gösterdiği kanıtların Amerikan yargısını Gülen'in darbe girişimine dahil olduğu konusunda ikna edebilmediğini iddia ediyor.

Amerikalı bir papaz, Andrew Brunson da iki yıl önce Türkiye'de casusluk suçlamasıyla tutuklandı. ABD yetkilileri bu tutuklamanın sebebinin Gülen'in, Reza Zarrab'ın ya da her ikisinin de ülkeye iadesine karşılık yapıldığına inanıyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu  izlenimle ilgili açıklama yaptı: “Sizin elinizde Türk papazı (Gülen) var. Bizde de sizin papazınız. Hadi değiş tokuş yapalım.”

ABD yönetimi, İstanbul'daki ABD Büyükelçiliği çalışanının tutuklanmasının ardından Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını askıya aldı. Türkiye de buna aynı şekilde karşılık verdi. Daha sonra buzlar erimeye başlasa da bu ABD tarafında oldukça ağırdan alınıyor.
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert R. McMaster yakın zamanda yaptığı bir açıklamada Türkiye'den -ve Katar'dan- “aşırılıkçı ideolojileri fonlayan ve sponsor olan ülkeler” olarak bahsetti. Daha sonra bu ifadesini netleştirmeye çalışsa da açıklamasının esası değişmedi.

Geçtiğimiz hafta açıklanan ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde de Türkiye'yle bir işbirliğine ilişkin hiç bir referans yok.

Sonuncusu ama en önemlisi, Trump'ın ABD elçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıma kararının ardından Türkiye'nin İslami İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) olağanüstü zirvesinin yapılması için inisiyatif almasıydı.

Türkiye teşkilatın dönem başkanı olarak zirveyi toplamadı, bu bir anlamda görev duygusuyla yapılmış bir hareketti. Erdoğan geçen Pazar günü, zirvede alınan karara uygun olarak

Türkiye'nin Doğu Kudüs'te büyükelçilik açabileceğini duyurdu. 

Eğer Türkiye bu kararı uygularsa, İsrail ile sıkıntılı bir durum ortaya çıkacak, çünkü İsrail askeri işgali altındaki bir bölgede Türkiye ile işbirliği yapmayabilir. 

Büyükelçiliğin açılması, İsrail'in işbirliği olmadığı takdirde hükümsüz kalabilir. Türkiye'nin böylesi bir inisiyatif alması ayrıca ABD ile ilişkilerine de negatif olarak yansıyacaktır. Nereden bakarsanız bakın, Türkiye'nin ABD ile gelecekteki ilişkileri umut verici görünmüyor.