Türkiye F-35  programından çıkarıldı, şimdi ne olacak?

Çarşamba günü Beyaz Saray ve Pentagon, Türkiye'nin F-35 ortak avcı uçağı programına katılımının “askıya alındığını” açıkladı. Pentagon yetkilileri ısrarla “sonlandırma” kelimesinden kaçındı. 

Daha önce iki kez ertelenen duyuru; Beyaz Saray ile Pentagon arasında zorlu bir pazarlık yaşanmış olabileceği ve tartışmaların sonunda Pentagon’un ağır bastığı anlamına geliyor.

Duyuruyu, iki savunma müsteşarının, satın alma kanadından Ellen Lord ve politika kanadından David Trachtenberg'in katıldığı bir basın toplantısı takip etti. İkili, Türkiye’nin S-400 satın alma kararından geri atım atması durumunda programa yeniden katılmasının kapısını kapatmadılar. 

Ama bu sürecin geriye döndürülebileceğini hiç sanmıyorum. Alınan bu kararın Türkiye ve ABD için muhtelif sonuçları var. 

Türkiye için bu sonuçlardan en barizi, en gelişmiş savaş uçaklarından birini envanterine katamayacak olmasıdır. Bu bir olumsuzluk, ancak Türkiye'nin hava savunması bu nedenle çökmeyecektir. İlk olarak, çünkü F-35 bir saldırı uçağıdır. Türkiye yakın bir zamanda herhangi bir ülkeye saldırmayı öngörmüyorsa, bu uçakları kullanmak için acil bir gereksinimi yoktur. Tabii ki, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye gibi bir ülkenin, uzun bir süre saldırı uçağı olmadan kalması mümkün değildir. Bu nedenle, süreç içinde bu ihtiyacını bir şekilde karşılamak zorunda kalacaktır. 

İkincisi, S-400 Türkiye'nin ihtiyacını belli bir dereceye kadar karşılayacaktır, ancak S-400 bir savunma silahıdır. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli vesilelerle, Türkiye’nin, Rusya’nın yeni nesil hava savunma sistemi S-500’ün imalatına katkıda bulunmakla da ilgilendiğini söyledi. Rusya'nın hassas hava savunma teknolojisini bir NATO ülkesiyle paylaşmaya ne kadar istekli olacağı bir başka konu, ancak Erdoğan’ın niyeti gerçekleşirse, Türkiye Rus yapımı bir hava savunma sistemine doğru sürüklenecektir. 

ABD için en önemli sonuç, Türkiye'nin NATO’dan uzaklaşması olacaktır. ABD ve diğer NATO ülkelerindeki bazı analistler, Türkiye'nin ittifak için değerli bir ortaktan çok, kurtulunması gereken bir yük haline geldiğini iddia etti. Kuşkusuz, Türkiye, özellikle Ortadoğu'da NATO için önemli bir müttefiktir. Ancak bu, NATO’nun, Türkiye’nin işbirliği olmadan Ortadoğu’da hedeflerini gerçekleştiremeyeceği anlamına gelmemektedir. Bu hedeflere yine de ulaşılabilir, ancak Türkiye’nin işbirliği ile maliyet ve sonuçlar açısından daha etkin bir şekilde olacağı kesindir. 

Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşmasının sürmesi, Ortadoğu’da ve belki Balkanlar ile Orta Asya’da güç dengesinde bir değişikliğe yol açabilir. Stratejik açıdan önemli ve belirsizliklerle dolu bir bölgede bulunan, Türkiye büyüklüğünde bir ülkenin uzun süre sürüncemede kalmayacağı kesindir. Başka bir deyişle, Türkiye’nin F-35 programına katılımının “askıya alınması”, Pandora’nın kutusundan hesaplanamayacak sonuçların çıkmasını beraberinde getirebilir.

Türkiye’nin programdan askıya alınması aynı zamanda bir dizi karmaşık yasal ve teknik problemi de beraberinde getirecektir, çünkü Türkiye F-35’lerin ortak üreticilerinden biridir. Türk şirketleri tarafından F-35’in yaklaşık 900 farklı parçası üretiliyor. Bu bileşenlerin bazıları için, Türk şirketleri tek üretici durumunda. Bu firmaları programdan çıkarmak, pek çok yasal sorun yaratacaktır. Türkiye bu sektöre 1,2 milyar ABD doları yatırım yapmıştır. Bu tutarın iade edilmesi gerekecektir. Türk şirketlerinin üretimden geri çekilmesi, sipariş edilen uçakların teslimatında da gecikmelere neden olacaktır.

Türkiye 100 adet F-35 almak için bir sipariş vermişti. Askıya alınma işlemi, ABD endüstrisine de milyarlarca dolar zarar verecek. F-35’lerin dördü hali hazırda Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterine eklendi, ancak eğitim için hala ABD’de bulunuyorlar ve muhtemelen ABD onları teslim etmeyecektir. Ve bu da başka bir tartışmalı konu haline gelecektir. 

ABD’nin 1970’lerde Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri operasyonu nedeniyle Türkiye’ye dayattığı ambargo, Türkiye'nin kendi savunma sanayisini geliştirmesine yardımcı oldu. Mevcut askıya alma işlemi de Türkiye'nin savunma sanayisini daha da güçlendirmek için olumlu bir etki yaratabilir. 

Karmaşık doğası nedeniyle, bu sürecin duygusallıktan uzak değerlendirilmesi ve büyük bir özenle yönetilmesi gerekiyor. Eğer bu başarılabilirse, her iki taraf da bu atışmanın sonuçlarını daha rasyonel bir şekilde yeniden değerlendirebilir ve gelecekteki ilişkileri daha sağlam ve makul gerekçelere oturtabilir.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.