'Türkiye ile ABD ilişkileri hızlıca düzelmez'

Türkiye ile ABD arasındaki sorunların liderler düzeyinde görüşülmesi Haziran’daki NATO Zirvesi’ne erteledi. S-400 hava savunma sistemi nedeniyle ikili ilişkilerde hem uzlaşma hem de çözümsüzlük seçenekleri masada görünüyor.

ABD Başkanı Joe Biden, seçimleri kazandıktan sonra uzun bir zaman Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ı aramamış ancak 23 Nisan'da hem kutlama hem de ertesi gün Ermeni Soykırımı'nı tanıyacağını belirtmek için telefon açmıştı. Biden ayrıca sorunları NATO Zirvesi'nde görüşmeyi önermişti.

Washington – Ankara hattındaki S-400 hava savunma sistemi, F-35 askeri uçak programı, Suriye, Doğu Akdeniz, Halkbank gibi pek çok başlıktan oluşan sorun yumağı Haziran’a kadar askıda beklemede.

Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtlayan Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof Dr Hüseyin Bağcı ile Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof Dr İlhan Uzgel farklı görüşlerine karşın ikili ilişkilerin düzelmesinin kolay olmadığını belirtiyor.

ABD - Türkiye ilişkilerinde S-400 hava savunma sistemi, CATSAA yaptırımları, F-35 askeri uçak projesi gibi gerilim başlıklarına rağmen, Biden ve Erdoğan’ın konuşmasında karar aldığı üzere bu anlaşmazlıklar daha iyi nasıl yönetilebilir?

Prof Dr Bağcı: Türkiye ile ABD arasında birçok konularda görüş ayrılıkları var. Şimdi iki türlü bakılmalı. Birincisi Türkiye ile ABD arasındaki ikili ilişkiler, ikincisi Türkiye ile ABD arasında NATO ittifakı içindeki ilişkiler. Biz bazen ikisini karıştırıyoruz. İkili anlamda ilişkilere baktığımızda, Türkiye-ABD ilişkileri genelde iniş-çıkışlı olmuştur tarihsel açıdan ve önümüzdeki dönemde de farklı düşünceler olacak ama bu farklı yaklaşımların arasında benzer çıkar ilişkileri de olacak. O nedenle farklı görüş ayrılıkları tartışmayıp onların bir kenara bırakılacağını ve üzerinde ortaklaşa mutabakata varılacak çıkarlarda işbirliği yapılacak diye düşünüyorum. Bu konuda Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın da belirttiği üzere Türkiye’nin ABD ile ilişkileri kesmesi bu anlamda söz konusu değil. S-400 hava savunma sistemi konusunda ise ABD’nin Türkiye’yi ne derece ikna edip-etmeyeceği sorusu ayrı tartışma konusu. Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın yaptığı açıklamalar itibariyle Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmesini talep eden beklentileri var. Ama bu fazlasıyla NATO ile ilgili bir konu. Bunun NATO içerisinde tartışılması gerekiyor. O nedenle 14 Haziran'da yapılacak olan toplantı bu açıdan önemli ama ABD ile Türkiye arasındaki gergin ilişkilerin önümüzdeki dönemde bazı konularda devam edeceğini söylemek mümkün. Kuzey Suriye olayı bunlardan birisi ve S-400 sistemine de şu aşamada bir çözüm olacağını düşünmüyorum.

Prof Dr Uzgel: Maalesef Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerinde elinde kullanabileceği çok fazla araç kalmadı. O yüzden de yönetecek fazla bir şey yok. Türkiye bunun şokunu atlatacak ama içinde bulunduğu koşullar itibarıyla hem ekonomik sıkıntıları var hem de bölgesinde yalnızlığı var. Avrupa Birliği ve Rusya’yla da ilişkileri çok iyi durumda değil. Dolayısıyla hareket alanı çok daralmış durumda. O yüzden de bundan sonrası artık Türkiye’nin bununla yaşamayı kabulleneceği bir süreç görünüyor. İlişkiler kaldığı yerden bu şekilde devam edecek. Çünkü AKP yönetiminin ilişkileri tek başına biçim değiştirecek başka bir seviyeye taşıyacak elinde gücü ve imkanı şu anda yok maalesef.

ABD ve Türkiye yine Biden-Erdoğan görüşmesinde karar alındığı üzere hangi başlıklarda ilişkilerini genişletebilir? İlişkilerin geleceğinden umutlu musunuz?

Prof Dr Bağcı: ABD küresel bir güç, Türkiye de bölgesel bir güç. İkisi arasındaki ilişki, eşdeğer bir ilişki değil çünkü Türkiye bir nükleer bir güç değil. ABD ile de iyi bir stratejik ortak 2006 yılından beri. Şimdi günün sonunda her iki tarafta da jeostratejik ve ekonomik çıkarları ön plana çıkacak. Yani Türkiye ile ABD arasında Kafkasya’da, Akdeniz’de, Ortadoğu’da, Afrika’da farklı yaklaşımları olması yanısıra benzer yaklaşımları olan alanları var. O nedenle ilişkilerin geleceğinden karamsar olmak için bir neden yok. Çünkü yeni bir dünyaya doğru gidiyoruz. Corona virüsü salgını sonrası dönemde yeni aktörler, yeni yapılanmalar ortaya çıkacak. Bu yapılanmalar ortasında Türkiye var. Orta Asya’yı, Türk Birliği’ni ele alalım ABD’nin Türkiye ile de işi olacak. NATO üyeliği dolayısıyla Akdeniz’de Türkiye ile birlikte işbirliği yapmak zorunda kalacak. Türk-Amerikan ilişkileri felsefesi bakımından biz Türk-Amerikan ilişkilerini evli bir çifte benzetiriz, gündüz hırlar gece horlar tipi. Yani sürekli bir gerginlik havası vardır ama sonuçta akşamları bir araya gelinir, birlikte aynı mekanlarda. NATO ve diğer uluslararası örgütleri kast ediyorum, aynı mekanlarda bir arada bulunur. Yani birbirinden ayrışma söz konusu değil, aile içi kavga olarak tanımlayabileceğim bir olay. Yani iki ülke arasında bir meydan muharebesine girileceğini düşünmüyorum. İki ülke ilişkilerinin önümüzdeki dönemde yeni dünya yapılanması içerisinde özellikle daha iyiye gideceğini düşünüyorum. Çünkü ABD’nin Rusya ile Çin ile özellikle Uzakdoğu’da giriştiği rekabette Türkiye’siz bir politikanın olması çok zor. ABD’nin Türkiye’yi dışlaması teknik anlamda söz konusu değil. Teorik anlamda olabilir ama teknik anlamda söz konusu değil. Bütün hava, kara, deniz geçiş yolları bu coğrafyada. O nedenle bütün Amerikan başkanları günün sonunda Türkiye ile bir şekilde iyi geçinmek zorunda. Türkiye açısından da dünyanın halen en büyük askeri ve ekonomik gücüyle gerginlik veya görüş farklılığı olabilir. Ama bir çatışmaya girmemek de Türkiye’nin politikası diye düşünüyorum.

Prof Dr Uzgel: İlişkilerde geliştirecek çok fazla bir alan yok aslında bakarsanız. Sorunlu alanlar, işbirliği alanlarından çok fazla. İşbirliği yapılabilecek bir tanesi, Karadeniz jeopolitiğinde Türkiye, Ukrayna ve Amerika’nın Karadeniz’e çıkışı konularında gayet uyumlu, işbirliği içinde davranıyor. Buralarda işbirliği devam eder. Ama Suriye’de sorun var. Türkiye -Yunanistan ilişkilerinde Amerika Yunanistan’a daha yakın duruyor zaten bir süredir. Dolayısıyla da işbirliği alanları giderek azaldı iki ülke arasında. Bundan sonra yeni işbirliği açılma ihtimali çok düşük. Ancak ve ancak iki taraf daha önce de devam eden işbirliği konularını devam ettirebilirler şu an ki koşullar altında.

Haberin detayına buradan ulaşabilirsiniz