ilhan Tanir
Tem 07 2018

Türkiye'ye gelecek Maslahatgüzar adayı ve keskinleşen Trump yönetimi

Başkan Donald Trump perşembe günü Ankara'da bir yıla yakındır büyükelçi olmadığından dolayı maslahatgüzarlık yapan kıdemli diplomat Phillip Kosnett'i Kosova'ya büyükelçi adayı gösterdi. Kosnett'in bundan sonraki aylarda ABD Senatosunda onanması beklenecek ve Türkiye'den de yakın bir zamanda ayrılacak. Kosnett'in bu yaz mevsiminde ayrılması bekleniyordu.

Ahval'in Washington kaynaklarına göre Kosnett'in yerine ise yakın zamana kadar ABD'nin Berlin'deki maslahatgüzarı olan Jeffrey Hovenier'in gelmesi bekleniyor. 

Hovenier'in son birkaç aydır Türkiye görevi ile ilgili hazırlıklara başladığı öğrenildi. Hovenier hakkında ABD Dışişleri Bakanlığı sayfasında kamuya açık bir özgeçmiş bulunmuyor. Hovenier'in LinkedIn profiline göre, ABD Dışişleri bakanlığında 28 yıldır çalışıyor ve Georgetown Universitesinde uluslararası ilişkiler bölümünde yüksek lisansı yapmış. Daha önce Yunanistan, Avusturya, Hırvatistan, Paraguay ve Panama'da görevlerde bulunmuş olan Hovenier'in dört çocuğu var. Hovenier Peru Büyükelçiliğinde narkotik ve kolluk kuvvetleri konsolosluğu yapmış. 

jeffrey Havenier

Jeffrey Hovenier, Photo by Laurie Williams Sowby 

Daha sonrasında Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyinde merkezi ve güneydoğu Avrupa işlerinde direktör olarak Başkan Obama'ya danışmanlık yapmış. Hovenier, Balkanlarda da birçok konuda görevlerde bulunmuş, 2000 yılında Belgrad'daki ABD Büyükelçiliğinin yeniden açılmasında görev almış.

Hovenier'in dindar bir Mormon üyesi olduğunu yaptığı görevlerde kendi mezhebinden ilham ve yardım aldığını anlattığı 2011 yılındaki bir konuşmasından anlıyoruz. Hovenier'in aday süreci başka kaynaklarca henüz doğrulanmadı. 

Yeni bir büyükelçinin aday olarak sunulmadığı bir dönemde hiç şüphesiz Ankara'ya gelmesi tahmin edilen iki numaranın da önemi artıyor ve maslahatgüzarlık Ankara için önemli bir pozisyon haline geliyor.

Aynı Washington kaynakları, uzun süredir ismi dillendirilen ve seçimden önceki hafta kaynağı belirsiz şekilde Türk basınında Ankara büyükelçiliği adaylığı kesinleştiği yönünde haberler çıkan ABD Dışişleri bakanlığının Ortadoğu işlerinden sorumlu müsteşar yardımcılığı vekaletini yürüten David Satterfield'in ise Türkiye'ye gidişinin halen kesinleşmediğinde ısrarcılar. Satterfield'in bazı ailevi durumlardan dolayı Ankara görevini istemediği duyumları da var. 

En son ABD Dışişleri Bakanlığının politika planlama ekibinin Türkiye uzmanı üyesi olan Albay Richard Outzen tarafından başkentteki bir düşünce kuruluşu toplantısında bir kez daha Satterfield'in Ankara'ya bu yaz mevsimi gideceği laf arasına sıkıştırılmıştı. Daha önce bir büyükelçinin Beyaz Saray tarafından resmi olarak aday olarak duyurusunun yapılmadan asker kökenli veya değil ama bir dışişleri bakanlığı yetkilisi tarafından zikredilmesi duyulmamış olabilir. 

Bu durumla ilgilli Washington'daki bir Ortadoğu uzmanı, Beyaz Saray ve diğer kurumlarda olan sürekli kıdemli görevlilerin değişimi ile birlikte gelen kaos nedeniyle bu şekilde pek de alışılagelmeyen gelişmelerin yaşandığını kaydetti.

Diğer taraftan Satterfield'in bölgesel perspektifi nedeniyle Türkiye için iyi tercih olduğunu düşünen Batılı diplomatik kaynaklar da bulunuyor Washgington'da. Türkiye'nin bugün Suriyeli Kürtler, Menbiç, Afrin, Irak ve birçok bölgesel sorunu ile anıldığı düşünüldüğünde, Satterfield'in gelişinin olumlu etki yapacağı yönünde oy kullananlar az değil.

Satterfield'in Ankara'ya gidişinin zorluğundan bahseden bir başka emekli ABD diplomatı ise onun 10 yıl kadar önceki Irak görevinde, zamanın ABD Büyükelçisi Ryan Crocker'ın maslahatgüzarı olarak çalıştığı zamanda Irak ve İran konularında Kongre ile bazı ciddi sorunlar yaşadığını hatırlattılar. Aynı kaynaklara göre Irak yıllarından kalan bazı senatörler halen Satterfield'in Bağdat görevindeki derin bazı sorunlar nedeniyle onanma toplantılarında çok zorluk çıkarabilir. 

Satterfield 2017 yılının nisan ayında ABD Dışişleri bakanlığının Ortadoğu işlerinden sorumlu müsteşar yardımcılığına getirildi ama bu görevi esnasında da Senato onayına sunulmadı. Onanma sürecine sokulmayan Satterfield, fiili olarak vekaletle bu görevi bir yılı aşkın süredir devam ettirdi. 

Washington'da Cumhuriyetçilerin Senato'daki lideri Mitch McConnell'in önceliği mahkeme atamalarına verilmesini istediği, Kongre'de özellikle kendilerini yorabilecek atamalara gidilmemesini Beyaz Saray'a tavsiye ettiğini de buraya eklemek gerekir. 

Bütün bunlar bir yılı aşkın bir zaman önce eski Ankara Büyükelçisi Bass'in Beyaz Saray tarafından Ankara'dan alınıp Afganistan'a gönderileceği ilan edildiği halde neden halen bir Amerikalı büyükelçi adayının aday olarak ilan edilemediği veya neden bazı Dışişleri bakanlığı yetkililerinin de kamuoyuna isimler zikrederek bu süreci hızlandırmaya çalıştığını açıklamaya yardımcı olabilir. 
 
Cuma günü itibariyle başkentteki bazı Batılı misyon görevlileri ise halen Satterfield isminin Ankara'ya gidecek diplomat olarak geçtiğini teyit ettiler. Ama bunun kuvvetli bir söylentiden öteye gidebilmesi ancak Beyaz Saray'dan basına dağıtılacak bir resmi duyuru ile mümkün olacak.

Satterfield'in yerine ise ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Washington'da İsrail politikalarına yakınlığı ve İran karşıtlığı ile bilinen şahin Washington Institute of Near East uzmanı olan David Schenker'i aday olarak gösterdi. 

Son olarak ABD Dışişleri Bakanlığında Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan dosyalarına da bundan bir süre önce Yuri Kim isimli bir yetkilinin Jonathan Cohen'den devraldığını eklemek gerekir. Dışişlerindeki ilk üst düzey görevini zamanın Dışişleri Bakanı Colin Powell'in ofisinde alan Kim geçtiğimiz yıllarda Türkiye'de 3 yıl Ankara Büyükelçiliğinde bulunmuş, uzak doğudan akdenize geniş bir yelpazede görev yapmış bir isim. 

diplomat
Fotoğraf: Huffington Post

Dışişlerine paralel olarak Beyaz Saray'da da Trump'ın henüz nisan ayında atanan ulusal güvenlik başdanışmanı John Bolton 'şahinlerin şahı' namına uygun iki önemli isimle ekibini daha keskinleştirdi. 

Bunlardan ilki daha önce ifade edildiği gibi Fred Feitz idi. Feitz Bolton'un baş müsteşarı oldu ve kendisi İslamcılığa karşı keskin duruşu, İslamofobik olarak bilinen bazı kuruluşlardaki görevleri ile biliniyor. Bolton bu hafta ayrıca Mira Ricardel'i kendisinin yardımcılığına atadı. Ricardel de Feitz gibi Müslüman Kardeşler gibi İslamcı gruplara ve genel olarak da İslamcılara sert duruşları ile bilinen yetkililer. 

Bir başka ifadeyle son 2, 3 ay içinde hem Beyaz Saray hem de ABD Dışişleri Bakanlığına atanan üst düzey yetkililer, tam da Erdoğan'ın temsil ettiği İslamcılık ve İslam muhafazakarlığı çizgisini kendilerinin düşmanı olarak kabul eden yetkililer. 

Washington'daki beklenti, Bolton'un görevinde imzası olacak bir iş yapmak istediği ve bu işin İslam dünyasında etkili olan ama son yıllarda Arab Baharında yenilgi alarak çıkan Müslüman Kardeşler'i terörist örgütler listesine eklemek olacağı konuşuluyor. Erdoğan'ın bölgede resmi olmayan liderliğini yaptığı Müslüman Kardeşler'in ABD yönetimince terörist örgüt ilan edilmesi, Washington ve Ankara arasına en büyük sorunlardan biri olarak eklenebilir. 

Bu arada Türkiye'ye gidecek F35'leri bir ambargo sürecine sokması beklenen Savunma Bakanlığı bütçesinin Senato ve Temsilciler Meclisinin görevlendireceği 'Konferans' grubu ile son şekli vermesi bekleniyor. Temmuz ayı bitmeden bunun gerçekleşmesi beklenti. Daha sonra ise Trump'ın önüne imza için gidecek. 

Türk Dışişleri Bakanının geçmiş haftalarda söylemesinin aksine, Trump ekibinin F35 için devreye gireceğine ait pek işaret görünmüyor. Onu bırakın, Beyaz Saray Trump'ın Erdoğan'ı telefonla arayarak tebrik ettiğinin açıklamasını dahi yapmadı. Basın toplantısında kendisine telefonun içeriği sorulan sözcü Sarah Sanders 'bir bakayım' demekle yetindi.