Tiny Url
http://tinyurl.com/yc4dpzgj
Eyl 08 2018

‘Uzlaşma sağlansa da Trump-Erdoğan ilişkisi bir daha hiç eskisi gibi olamayacak’

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler tarihin en kötü günlerini yaşanıyor. İzmir’de ev hapsine alınan Rahip Brunson üzerinden başlayan gerilime çözüm bulunmuş değil. Hürriyet yazarı Cansu Çamlıbel “Amerikalı kaynaklarım bir noktada uzlaşma sağlansa dahi Temmuz 2018’de yaşanan kırılmadan sonra Trump-Erdoğan ilişkisinin bir daha hiç eskisi gibi olamayacağı düşüncesinde” diyor.

Çamlıbel’in bugünkü (8 Eylül tarihli) yazısı “Ankara’nın Trump realitesi ile imtihanı” başlığını taşıyor

Hürriyet yazarı, ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass’in Türkiye’ye vedasının üzerinden neredeyse bir sene geçmiş olmasına rağmen Ankara’daki elçilik koltuğunun hala boş olduğunu hatırlatıyor. Uzun süren büyükelçisiz dönemin Türkiye’ye özgü bir durum olmadığına dikkat çeken Çamlıbel devam ediyor:

“ABD’nin şu an yaklaşık 30 ülkede büyükelçisi yok. Ancak Trump yönetiminin atamalara dönük ataleti Türkiye açısından son derece talihsiz bir döneme denk geldi. Amerikan sisteminde büyükelçileri başkanlar aday gösteriyor fakat görev yerlerine ancak ABD Senatosu’nun onayından sonra atanabiliyorlar. Kongre onayı Amerikan büyükelçilerinin elini rahatlatan ve yetkilerini garanti altına alan önemli bir unsur. Türkiye’ye geçen ay atanan Maslahatgüzarı Jeffrey Hovenier’de olmayan bu.”

Elbette bu anlattıklarının Trump öncesi dönemin parametreleriyle bakıldığında bir anlamı olduğunu düşünüyor. Cansu Çamlıbel “Oysa bugün Trump’ın dünyasında klasik Amerikan bürokrasi şemasının ne ölçüde işlerliğini koruduğu, hatta bakanların bile ne kadar etkin olabildiği tartışmalıyken ‘Ankara’da büyükelçi olmuş, olmamış ne fark eder?’ sorusu pekala meşrudur” diyor.   

ABD’li rahip Brunson krizi koptuğundan beri Amerikan Dışişleri’nin Türkiye dosyasının direksiyonunu bugüne kadar hiç olmadığı kadar Trump’a kaptırmış durumda olduğunu belirten Çamlıbel, devam ediyor:

“Ve hayata hala işadamı gözlüğünden bakan Trump için mesele verdiğinin karşılığını alamamış olmakta kilitlenmiş gözüküyor. Bu saatten sonra ‘Biz Ebru Özkan’a karşılık Brunson demedik. Siz yanlış anlamışsınız’ diye izah etmeye çalışmanın hiçbir anlamı yok.

Trump ve Pence ikilisinin Brunson’ın tutukluğundan kasımdaki ara seçimler öncesi nemalanmak istediği o nedenle de çözüme yönelik bir arayışa aralık kapı bırakmadığı Türk tarafında yaygın kanaat. Ancak Trump’ın Brunson krizine dair ruh halini bilenler işin Başkan için her şeyden çok kişisel bir gurur meselesine dönüştüğünü anlatıyor. Dahası Amerikalı kaynaklarım bir noktada uzlaşma sağlansa dahi Temmuz 2018’de yaşanan kırılmadan sonra Trump-Erdoğan ilişkisinin bir daha hiç eskisi olamayacağı düşüncesinde.”

Cansu Çamlıbel’e göre, Washington’daki hava ile Türkiye kamuoyunda çok alıcısı olan ‘iki lider görüşürse gerilim biter’ görüşü arasında ciddi bir tezat var. Çamlıbel, 22 Eylül’de BM Genel Kurulu toplantıları için New York’a gelecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu ziyaret sırasında Trump’tan bir randevu talebinde bulunmadığını açıkladığını hatırlatıyor ve “Meselenin Trump açısından böylesine kişiselleştiği bir ortamda bir yüzleşmenin daha da istenmedik sonuçlara yol açabileceğini Cumhurbaşkanı Erdoğan da teslim etmiş olmalı” diyor.