Claire Sadar
Haz 05 2018

Washington lobicilerine milyonlarca dolar akıtıyorlar -1-

2016 yılında, Amerika’daki başkanlık seçimlerinin yapıldığı gün The Hill gazetesinde emekli General Mike Fynn imzasıyla sıradışı denebilecek bir görüş yazısı yayınlandı.

1999 yılından beri Pennsylvania’da sürgünde yaşayan Türkiyeli dini lider Fethullah Gülen’in işlediği iddia edilen suçlara ve onun radikal ideolojisine odaklanan bir yazıydı bu.

Gülen 20 yıldan beri Amerika’da yaşıyor ve dinler arası organizasyonlardan ve okullardan müteşekkil, tüm küreye yayılmış, geniş bir sivil toplum örgütleri ağını doğrudan veya dolaylı olarak yönetiyordu ama Amerika’da adı pek de bilinen bir şahsiyet değildi.

Buna karşın, Türkiye hükümeti açısından Gülen halen bir numaralı halk düşmanı olarak görülüyor ve takipçilerinden müteşekkil ağını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmiş hükümetini 15-16 Temmuz 2016 gecesi devirmeleri için yönlendirmiş olmakla suçlanıyor.

Darbe girişimi başarısız oldu ama ondan önce Flynn TSK’nın laik ana omurgasına ait olduğunu zannettiği darbecileri coşkuyla alkışlamış ve bu sözleri kayıtlara geçmişti bile.

Flynn’in Gülen’i coşkulu bir şekilde kınaması ve Türkiye hükümetine birden bire destek sunmaya karar vermiş olması, Türkiye siyasetini yakından takip eden gözlemciler tarafından, en hafif ifadeyle, garip karşılanmıştı.

Flynn’in yazısı, Amerika’daki Başkanlık seçimlerinin heyecanı arasında, başlangıçta pek dikkat çekmedi ama bir kaç gün içerisinde, St. Lawrence Üniversitesi’nden Howard Eissenstat gibi Türkiye Siyaseti Uzmanları, yazının “Türkiye’nin halkla ilişkiler firması tarafından yazılmış gibi bir görüntü verdiği” şeklinde yorumlar yapmaya başladılar.

Sonraki aylarda Flynn’in aralarında Türkiye hükümetini destekleyen kurumların da bulunduğu lobicilik faaliyetleri ile geniş bağlantıları ortaya çıkınca, Eissenstat’ın değerlendirmesinin ne kadar isabetli olduğu anlaşıldı.

Halihazırdaki Amerikan yönetiminden neredeyse her gün ortaya saçılan skandallar, Flynn’in halen sürmekte olan hukuki sorunlarını bir kenara itmiş olsa da, onun kısa bir süre için de olsa oldukça aleni bir şekilde rol aldığı lobicilik savaşları sürüyor.

Bu,Türkiye hükümetinin, Gülencilerin ve diğer Türk-Amerikan kuruluşlarının Amerika’daki lobi faaliyetlerini araştıran bir yazı dizisinin ilk bölümü.

Türkiye hükümetiyle ve Gülenciler’le ilişkili kurum ve kuruluşlar, kendi mesajlarını yönetime iletebilmek ve rakiplerinin çabalarını boşa çıkarabilmek için çok büyük kaynaklar akıtıyorlar.

Her iki tarafın da birincil hedefleri, Trump yönetimi ile doğrudan bağlantısı olan lobi firmaları ve Flynn gibi isimler. Her iki taraf da mesajlarının Başkan’a ve onun en üst düzey danışmanlarına ulaşması için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.

İki taraf arasındaki ana ihtilaf konusu, Türkiye hükümetinin darbe girişiminden bu yana Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesini talep etmesine rağmen, Gülen’in yasal bir biçimde Amerika’da ikamet etmeye devam etmesi.

Türkiye hükümeti Gülen hareketini bir terör örgütü olarak görüyor. Türkiye hükümetinin aracılarına verdiği görev, Amerikan hükümetini ve genel olarak Amerikan kamuoyunu Gülen’in ve onun takipçilerinin yönettiği kurumların, özellikle de Gülen’in destekçileri ve şemsiye örgütleriyle bağlantılı özel okulların, bir suç şebekesinin parçaları olduğu konusunda ikna etmek.

Gülen’in destekçileri ise, tahmin edilebileceği gibi, Gülen ile ilgili suçlamaları reddediyor vedarbe girişimi nedeniyle ona kumpas kurulduğuna inanıyorlar.

Hükümetin Türkiye’deki ve yurtdışındaki Gülencilere yönelik saldırılarının Erdoğan’ın giderek artan otoriteryenizminin ve sivil topluma, ifade özgürlüğüne ve insan haklarına yönelik saldırılarının bir parçası olduğunu iddia ediyorlar.

Türkiye hükümeti ile Gülencilerin 2013 yılına dek ortaklık etmiş olmaları ve Türkiye hükümetinin politikalarını uygulamak ve yumuşak gücünü kullanmak için Gülen örgütlerinden yararlanmış olması, Hem Türkiye Hükümetinin hem de Gülencilerin lobi hedeflerine ulaşmalarını zorlaştıran ilave bir katman oluşturuyor.

Zira her iki taraf da hem birbirlerinin zayıf ve güçlü noktalarını içeriden ve çok bilen rakiplere karşı mücadele ediyorlar, hem de her ikisi de eskiden sahip oldukları kaynaklardan daha azıyla yetinmek zorunda kalıyorlar.

Hem Türkiye hükümeti’nin hem de Gülen hareketinin Amerika’da lobicilik faaliyetleri yürüten, ya da lobicilik yapmak üzere büyük Amerikan firmalarına ihale veren çok sayıda kuruluşla resmi veya gayriresmi ilişkileri var.

Türkiye hükümeti adına çalışan, Türk-Amerikan iş konseyi (TAİK), Amerikan Türk Konseyi (ATC), Türkler Federasyonu, Türk-Amerikan Dernekleri Meclisi (ATAA) gibi, kısaltmaları alfabe çorbasını andıran bir dizi kuruluş var.

Gülen hareketi için lobi faaliyeti yürüten organizasyonlardan önde gelen ikisi ise Waşington Diplomasi Grubu ve Ortak Değerler İttifakı. Bu örgütlerin tamamı, Trump ile bağlantısı olan lobicileri ya istihdam ettiler ya da onlara başka bağlantılar kurmaya çalıştılar.

Türkiye Hükümeti ile Gülencilerin yolları ayrılmadan evvel, TAIK, Türkiye’ye ait her iki tarafın da paylaştığı Türkiye ait bir nüfuz aracıydı. Türkiye hükümeti, taraflar arasındaki çekişmeli boşanma sırasında, bu kuruluşu Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu kapsamına alarak, TAIK’i elinde tutmayı başardı.

Taik başkanı 2014 yılından bu yana bir meclis komisyonu tarafından seçiliyor. TAIK’in başkanlığını 2014-2017 yılları arasında Ekin Alptekin yürütüyordu. Alptekin’in danışmanlık firması Inovo BV, Flynn’e Gülen hakkında araştırma yapması için 530.000 Dolar ödedi.

Alptekin Buzzfeed’e verdiği kapsamlı bir söyleşide Türkiye hükümetinin ajanı olduğunu şiddetle reddetti ve Flynn’in seçim günü yayınlanan yazısını doğrudan sipariş etmediğini de iddia etti.

Ancak Flynn Aralık ayında Rus Büyükelçisi ile yaptırımlar konusunda yaptığı konuşmalar ile ilgili olarak FBI’ya yalan söylediği itiraf ettiğinde, lobicilik faaliyetlerini doğrudan doğruya Türkiye hükümetinin denetimi altında yürüttüğünü de itiraf etti. The Hill gazetesinde yayınlanan yazı da buna dahildi.

Alptekin Flynn’i lobici olarak tuttuğunda, Trump elbette henüz seçilmemişti ve kazanması da beklenmiyordu. Ancak Politico, Flynn’in Inovo BV ile yaptığı sözleşmenin lobicilik faaliyetleri ile ilgili kısmının menajeri Robert Kelley’e, Flynn’in Trump ile ilişisi nedeniyle mi tutulduğunu sorunca, Kelley “umarım öyledir” yanıtını verdi.

Laura Pitel’in haberine göre, Flynn, seçimlerden önce, İbrahim Kurtuluş ve Halil Mutlu gibi Gülen karşıtı başka Türkiyeli-Amerikalı’ların da, ilgisini çekti ve onlardan para aldı. Pitel’in haberine göre Mutlu, 2017 yılına kadar, yönetim kurulunda Erdoğan’ın kızının da ismi bulunan bir vakfın başkanlığını yapıyordu.

Kurtuluş ise CNN göre daha önce ATAA isminde, hükümet yanlısı ve geçmişinde Türkiye hükümeti ile bağlantıları olan başka bir Türk-Amerikan kuruluşunda çalışıyordu.

Türkiye’nin nüfuz simsarlarının Trump’ın kazanma şansının olduğunu düşünmüş olup olmadıklarını bilemeyiz ama Trump’a yakın bir lobiciyle seçim öncesinde bile bağlantı kurmak için zaman ve para harcamaya deyeceğini düşünmüş oldukları açık.

Trump’ın seçimleri kazanmasından sonra, hem Türkiye hükümetinin hem de Gülen Hareketi’nin yönetimle bağlantı kurma çabaları, tahmin edilebileceği gibi, iyice arttı.

Adı, Senato’nun Rusya soruşturmasını yürüten yargı komitesi’nin yakın geçmişte yayınlanan tutanaklarından silinmiş Türkiyeli bir işadamı da, Trump’ı seçimlerden kısa bir süre sonra bir av partisine davet etti. Trump bu adamın Flynn ile ilişki olduğunu reddetse de söz konusu davetin sırf zamanlaması dahi kuşku uyandırıyor.

TAIK-ATC yıllık ortak kongresi 2017 baharında Trump International Hotel’de yapıldı, bu yıl ki de sonbaharda aynı yerde yapılacak. Alptekin’in yerine Trump’la bağlantıları olan Türkiyeli başka bir işadamı, Mehmet Ali Yalçındağ geldi.

Yalçındağ, İstanbul’daki Trump Kulelerinin sahibi Doğan Medya Grubu’nun eski başkanı. TAIK geçtiğimiz şubat ayında Mercury lobi grubunu tuttu. Mercury’nin TAIK için çalışan elemanlarından biri Bryan Lanza, Trump’ın seçim kampanyasında ve geçiş sürecinde de çalışmış.

Mayıs ayının başında Mercury Türkiye ile, ayda yüzbin dolardan daha yüksek bir ücretle, sekiz aylık bir sözleşme imzaladı.

Türkiye  hükümeti Trump ile bağlantısı olan başka lobicilerle de doğrudan iletişime geçti. Temsilcilerh meclisi silahlı hizmetler komitesi deniz gücü başkanı Randy Forbes’un adı, Trump’un geçiş döneminde, Deniz Kuvvetleri bakanlığı için geçiyordu ve Trump Tower’da görüldüğü söyleniyordu.

Forbes bu görevi alamadı ve 2017 yılının Ağustos ayında dev lobicilik firması Greenberg Taurig’e katıldı. Greenberg Taurig 2014 yılından beri Türkiye’yi temsil ediyor ve Mart ayında Türkiye ile 1.7 Milyar dolarlık bir sözleşme imzaladı. Forbes bu sene Şubat ayında Türkiye’nin yabancı temsilcisi olarak kayıt yaptırdı ki bu onun bu amaçla yaptırdığı ilk kayıttı.

Türkiye aynı zamanda, yakın geçmişte Politico’nun Trump Waşington’unun en güçlü lobicisi olarak tanımladığı Brian Ballard’ında müşterisi. Politico’da çıkan portreye göre Trump da Ballard’ın eski müşterileri arasında ve birbirlerini otuz yıla aşkın bir süredir tanıyorlar. Türkiye hükümeti Ballard Ortaklığını ilk olarak 2017 Mayısında, yıllık 1.5 Milyon dolarlık bir ücret karşılığında tuttu.

Türkiye hükümeti lobicilerle yeni sözleşmeler yapmakla kalmıyor, aynı zamanda muhtemelen diğer gruplara da Gülen Hareketi ile ilişkili kuruluşlarla çalışmamaları için baskı uyguluyor.

Gülenci Ortak Değerler İttifakı’nın başkanı Alp Aslandoğan, bu senenin Mayıs ayında, The Hill’e, kendi kuruluşu için çalışan, Burson-Marsteller isimli bir lobi grubuna, Türkiye hükümeti tarafından, kendilerini müşteri olarak bırakmaları için baskı uygulandığını söyledi.

Burson-Marsteller sonradan, 2017 Mayısında, sekiz aylık, 1.1. Milyon dolarlık bir sözleşme imzalayarak, Türkiye hükümeti ile çalışmaya başladı.

Türkiye hükümeti gibi Gülenci kuruluşlar da Trump yandaşlarını tutuyor ve yönetimdeki yetkililerle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyorlar. Waşington Diplomasi Grubu Gotham Government Relations’a lobicilik faaliyetleri için 2017 yılında 99.000 dolar ödedi.

Gawker’a göre Gotham 2011 yılından itibaren Trump için lobi faaliyeti yürütmüş ve Trump’un kampanyasının başlangıcında çok kalabalık bir destekçi kitlesi varmış gibi bir yanılsama yaratılmasına yardımcı olmuştu.

Gotham’dan Brad Gerstman geçtiğimiz Mayıs ayında The Hill’e “Gülen ile bağlantılı bir grup için yürüttükleri lobi faaliyetinin özellikle Erdoğan’ın nüfuzunu dünyada nasıl kullandığı konusunda Trump yönetiminde farkındalık yaratmayı amaçladığını” söylemişti.

Ancak Gotham ve Waşington Diplomasi Grubu’nun yolları geçtiğimiz şubat ayında ayrıldı. Waşington Diplomasi grubundan Bilal Ekşili, bu ayrılık ile ilgili soruyu “ bu tür sözleşmelerin doğası gereği, başka ilişkileri başlattık ve bitirdik” şeklinde yanıtladı.

Gotham ise Ahval’in yorum talebine yanıt vermedi.

Türkiye hükümeti ve Gülen Hareketi sadece Trump ile bağlantılı lobicileri tutmuyor, aynı zamanda Başkan Yardımcısı Mike Pence’i etkilemeyi hedefleyen çabalar da gösteriyorlar.

Bu dizinin bir sonraki bölümünde Pence yönelik lobi faaliyetleri ve Türkiye ve Gülen lobicilerinin neden onu hedef aldıkları ele alınacak.