Şub 07 2018

'Selçuklu'dan beri Büyük Oyun'u çalışıyoruz'

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili Ali Koç, geçtiğimiz aylarda kamuya açık bir konuşmasında, Türkiye'deki ayrışmayı ve kutuplaşmayı kastederek 'karpuz gibi ortadan ikiye bölünmüş vaziyetteyiz' demişti.

Aynı benzetme Türkiye medyası için de yapılabilir. Bir yanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a 'tapar' vaziyette konum alan gazete patronları ve yazarları, öte yanda Türkiye'nin Erdoğan yönetimi altında artık iflah olmayacağını savunan muhalif medya. 

Yine de, yandaş olarak tabir edilen ve Erdoğan'ın talep ve beklentileri dışında hemen hiçbir konuda kalem oynatmaya köşe yazarları, 'daha ne kadar iktidar yanlısı olunabilir ki' sorusuna hemen her gün 'dahası var' dedirten yazılarla yanıt veriyor.

Son olarak, Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı İbrahim Karagül, ülkenin yüzde 50'sine yakınını oluşturan muhalefetin aksine pembe ve tartışmaya fazlasıyla açık bir tablo çizdi.

Karagül, ABD'yi 'hasta adam' olarak tanımladıktan sonra, 'Türkiye'nin artık durdurulamaz' olduğunu savundu ve ekledi, "Çünkü biz Selçuklu’dan beri “Büyük Oyun”u çalışıyoruz!"

Hayli iddialı ve üst perdeden kaleme alınan yazısında Karagül, bölgede hiçbir devletin Türkiye'yi karşısına alarak bir tasarrufta bulunamayacağını iddia ediyor.

Hatta Karagül'e göre, Türkiye dünyanın en hızlı yükselen gücüdür, dünyanın en şaşırtıcı sıçramasını yapmakta.

Türkiye'nin dünya siyasetindeki rolünü, sıradan bir vatandaşın bile tanımlamaya kalkarken durup düşüneceği cümle ve nitelendirmelerle ifade eden Karagül şöyle devam ediyor.

"Sadece ekonomik yükseliş değildir bu; Türkiye yüzyıllara dayanan siyasi genetiğini yeniden keşfetmiş ve devreye sokmuştur ve bu tarih değiştirici bir güçtür.

O psikolojik eşik aşıldı. Artık hazmedeceksiniz!

İmparatorluk geçmişi olan, dünyanın merkez ülkelerinin tamamı, bu değişimin ne anlama geldiğini, neleri değiştireceğini, ne tür “yeni durumlar” oluşturacağını çok iyi kavramaktadır. Kavga işte bu yüzen çok büyüktür."

Bir köşe yazısından ziyade propaganda metnini anımsatan satırlarda Karagül, ABD, AB ve NATO'nun görüşlerini 'hizaya sokma, tehdit, korkutma ve sindirme' çabaları olarak yorumluyor. 

Demokrasi ve özgürlük talepleri için 'palavra' tabirini kullanan Karagül, bu talepte bulunanları ise 'ülkeye yabancılaşmak'la itham ediyor. 

ABD'yi, "Türkiye’yi sınırlama sevdasıyla kendini tecrit etmiş, marjinalleştirmiş, sadece Türkiye için değil, dünya için de yıkıcı bir tehdit haline gelmiştir. Bütün itibarını, güvenilirliğini kaybetmiştir" sözleriyle suçlayan Karagül şöyle devam ediyor:

"Türkiye için büyük devrim,  bin yıllık siyasi genetiğini keşfetmesidir. Bu bin yıl içinde, bugün Ortadoğu denilen bölgede hiçbir güç, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni karşısına alan hiçbir ülke, bir varlık, bir gelecek inşa edememiştir.

Bundan sonra da böyle olacaktır. İster ABD olsun, ister AB ülkeleri olsun, isterse Rusya ya da bölge ülkeleri olsun, Türkiye’ye rağmen hareket eden, Türkiye’yi devre dışı bırakmaya çalışan, Türkiye’yi Anadolu’ya hapsedip oyun kurmaya çalışan her ülke kaybedecektir.

ABD bunun ilk kaybedenidir. Türkiye’yi kaybettikten sonra bölgede de kayıpları başlamıştır. Belki rastlantıdır ama Türkiye’yi kaybetmesine paralel biçimde dünyada da yalnızlaşmakta, gerilemektedir. Washington’daki sistem içi kavgalara bakarsak, bu kayıplar devam edecektir.

Biz Selçuklu’dan beri bu ‘oyun’u çalışıyoruz. Eğer mesele harita ise, Türkiye masanın tam ortasındadır. Öyle PKK, PYD ile bozulabilecek bir senaryo değildir bu. Büyük Oyun’dur ve biz Selçuklu’dan beri bunu çalışıyoruz."

https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/abd-hasta-adam-olmustur-turkiye-artik-durdurulamaz-cunku-biz-selcukludan-beri-buyuk-oyunu-calisiyoruz-2044305

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar