'Erdoğan karşılama töreniyle övünse de işler iyi gitmiyor'

Vay be! Gösteriye bakın! Askeri tören, kırmızı halı, devlet şöleni. Cumhurbaşkanı Erdoğan krallar gibi karşılandı.

Almanya Cumhurbaşkanı’nın Berlin’deki mütevazı salonunda Erdoğan tüm anlaşmazlıkları geride bırakıp Türkiye ile Almanya arasında sıcak bir ortam yaratmak istediğini beyan etti. Buraya kadar güzel.

Ama peki o zaman neden on binlerce kişi ziyareti protesto etmek için toplandı? Alman Meclisi neden hiçbir vekilin bu gösteriye destek vermediği bir tartışma içine girmek zorunda kaldı?

Aralarında Şansölye Merkel’in de bulunduğu, Alman politikacıların çoğu neden devletin ev sahipliği yaptığı akşam yemeğine katılmadı?

Sebepler pek çok ve çeşitli ve Türk ulusuyla, Türk insanlarıyla ve Türk kökenli olsun ya da olmasın Alman halkını Türkiye’yle bağlayan nedenlerle hiç alakaları yok. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi duruşu ve yaptıklarıyla doğrudan alakaları var.

Türkiye NATO için önemli bir üye ve ortak olmayı sürdürse de, anti-terör kanununun kötüye kullanılması sonucu hukuk egemenliği, basın özgürlüğü, insan hakları, azınlıkların korunması ve sivil toplumun bastırılması yüzünden Almanya, Türkiye ve diğer AB üyesi ülkeler arasında büyük bir uçurum oluşmuş durumda.

Başkanlık demokrasisi sistemiyle birlikte Türkiye, batılı ülkelerin siyasetinde en önemli parça olan kuvvetler ayrılığı ilkesinden vazgeçti. Türkiye’de otoriter bir yönetime karşı anlam taşıyan teminatlar artık bulunmuyor. 150 binden fazla insan gözaltına alındı, 78 bin kişi tutuklandı ve 110 bin devlet memuru işten çıkarıldı.

Bu gerçekler ve rakamlar herkes tarafından bilinse de, Türk hükümeti izin vermediği için 30 Alman vatandaşının ülkelerine dönmelerine izin verilmiyor ve bunu neredeyse kimse bilmiyor. Bu 30 kişinin beşi halen hapiste. Tüm bunlardan sorumlu bir insanı devlet töreniyle ağırlamak, düzinelerce Alman vatandaşı insan hakları ihlalleriyle yüzleşirken, Alman Meclisi’nin çoğu üyesi için aşırı derecede hassasiyetten uzak bulundu.

Erdoğan’ın ekonomiyi tekrar rayına sokmak için dışarıdan yardıma ihtiyacı olacağı zaten Almanya’da net olarak biliniyor. Aynı zamanda Can Dündar ve diğer sözde ‘teröristlerin’ iade edilmesini talep ediyor.

Ziyaretten sadece günler önce Türk devleti, yurtdışında yaşayan Türklerin ‘hainleri’ Türk polisine ihbar etmesine yarayan bir uygulama yayınladı. Almanya’da Türk kökenli 3 milyondan fazla insan yaşarken, bu uygulamanın toplumsal huzura yapacağı etki tarif edilemez ve bu uygulamanın ziyaretten hemen önce ortaya çıkması birçok insan tarafından surata tokat gibi yorumlandı.

Alman gazetelerinden biri durumu değerlendirmekte sözlerini sakınmadı: “Erdoğan dilenci gibi geldi ve kabadayı gibi davrandı.”

Peki, şimdi ne yapacağız?

Son verilere göre Türkiye’nin ekonomik durumu daha da kötüye gidiyor. Durumu düzeltmek için elde olan en iyi fırsatlar artık yok. AB üyeliği ihtimali artık tamamen ortadan kalktığı için Gümrük Birliği anlaşmasının genişletilmesi ihtimali de gerçekçi görünmüyor.

Bu nedenle ekonomik rahatlama için Ankara artık en kısa sürede IMF’ye başvurmak zorunda - tam kapsamlı bir program için değil ama o seviyede bir programı engelleyebilmek için.

Avrupa ile ilişkiler konusunda Türkiye artık ‘tam üyelik’ konusunda ısrar etmeyi bırakmalı, hiçbir zaman olmayacak ve üyelik müzakerelerinin başarısız olduğunu kabul edip ekonomik işbirliği, inovasyon, endüstriyel alışverişler, know-how değişimi, Gümrük Birliği, vizesiz seyahat ve Suriye’deki savaş ile terörizmle mücadele gibi konularda ortaklık kurmaya yönelmeli.

İnsan hakları ve sivil özgürlükleri göz önünde bulundurduğumuzda, AB üyelik görüşmelerinin özgürlükçü ve laik Türklere fayda sağlayacağı ve ülke içinde onları daha güçlü yapacağı fikri maalesef gerçek dışı. Bu yüzden Türkiye’ye Avrupa Konseyi’ne ve insan hakları ile sivil özgürlükler konusunda BM’de imza attığı açıklamalar hatırlatılmalı.

Alman devleti de Türkiye ile pazarlıkların sürmesi gerektiğini bilmeli ama aynı zamanda ilişkilerin zorluğunu yansıtan bir tavır içinde olmalı. Erdoğan’a yapılan karşılama için Erdoğan kadar Almanya da sorumlu.

Erdoğan şu anda karşılama töreninin fotoğraflarını göstererek vatandaşlarına işlerin ne kadar iyi gittiğini anlatabilir. Ama işler iyi gitmiyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.