Erdoğan’ın ziyareti Almanya ile olan bazı sorunları kolaylaştırabilir

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Meclisinden dönüşünde, 28 ve 29 Eylül Eylül günleri Almanya’yı ziyaret edecek.

Alman mevkidaşı Frank-Walter Steinmeier ve Federal Şansölye Angela Merkel ile buluşacak. Ayrıca Köln’de Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yaptırılan bir camiinin de açılışına katılacak.

Bu ziyaret, Almanya ile yıllardır arzu edilenin altında bir düzeyde seyreden ilişkilerin normalleşmesi yolunda atılmış bir ilk adım olarak önem taşıyor.

Erdoğan’ın Almanya’ya yaptığı daha önceki ziyaretlerde de olduğu gibi, Erdoğan’ın politikalarına karşı çıkanlar ve Almanya’da yaşayan Kürtler Erdoğan ve Türkiye karşıtı gösteriler düzenleyebilirler.

Aşırı sağcı AfD ve die Linke üyesi bazı siyasiler Cumhurbaşkan Steinmeier’in Erdoğan onuruna vereceği resepsiyona katılmayacaklarını açıkladılar bile, ama bunun ortamdaki gerilimi yumuşatmak dışında bir etkisi olmayacaktır.

Alman gazetesi Frankfurter Rundschau Türkiye’de faaliyet gösteren 7 binden fazla Alman firmasının, sadece Türkiye’de hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi halinde rahatlayabileceklerini ve Merkel’in Erdoğan’dan talep etmesi gereken şeyin bunu sağlamak olduğunu hatırlattı.

İki liderin görüşlerinin ayrıldığı bir çok mesele olmasına rağmen, Amerikan Başkanı Donald Trump’un bir çok konudaki politikaları hakkındaki tavırlarında ortak bir duruşları var.

Birleşik Devletler Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkileyecek önlemler aldığında, Merkel, Almanya’nın ekonomik açıdan müreffeh bir Türkiye görmek istediğini açıklayan ilk yüksek profilli politikacı oldu.

Bunun ardınan Merkel’in Dışişleri Bakanı Maas da olumlu bir açıklama yaparak, Almanya’nın Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmek istediğini söyledi.

Resmi açıklamalara göre, Erdoğan’ın Almanya’daki gündeminde siyaset, ekonomi, güvenlik, savunma ve kültürel ve toplumsal meseleler gibi çok geniş bir yelpaze yer alıyor ama odak noktasında büyük olasılıkla Suriyeli mülteciler, Almanya’daki PKK faaliyetleri ve Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler gibi meseleler yer alacaktır.

Erdoğan muhtemelen Merkel’den Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Almanya’daki faaliyetleri üzerindeki kontrolu sıkılaştırmasını, Türkiye’nin terör destekçisi olarak nitelendirdiği çok sayıdaki eylemcinin iadesini ve Almanya’da yaşayan 3 milyon Türk kökenli insana daha fazla özen gösterilmesini, özellikle de Almanya’daki Türk vatandaşlarının İslam dininin vecibelerini yerine getirebilmeleri konusunda önlem alınmasını isteyecektir.

Merkel geçmişte bu tür sorunları duymazdan gelmedi. Muhtemelen bu sefer de Alman yasalarının ve kamuoyunun tahammül edebileceği ölçülerde, öyle yapacaktır.

Erdoğan ölüm döşeğindeki Türkiye - AB ilişkilerini yeniden canlandırabilmek için işe Merkel’i ikna ederek başlaması gerektiğini biliyor.

İki liderin konuşacakları somut meselelerden biri Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi. Anlaşma mevcut haliyle Türkiye’nin ekonomik çıkarlarına aykırı işliyor zira AB’nin gümrük birliği anlaşması imzaladığı üçüncü ülkelerin sınai ürünleri Türkiye pazarlarına gümrük vergisi ödemeden girebilirken, Türkiyeli ihracatçılar ürünlerini bu ülkelere ihraç ederken gümrük vergisi ödemek zorunda kalıyorlar.

AB şu ana kadar bu konuda bir adım atmadı ve belli ki elindeki bu avantajlı pozisyonu muhafaza edebildiği sürece muhafaza etmek istiyor.

Geçtiğimiz günlerde üç Türk bakanın, Alman Maliye Bakanı Olaf Scholz’a yaptıkları bir ziyarette, Scholz bu alanda adım adım bir yaklaşım sergileyerek ilerleme sağlanabileceğini söyledi. Bu, diplomasi dilinde Almanya’nın bu konuda şimdilik ayak sürüyeceği anlamına geliyor.

Merkel’in de elinde Erdoğan ile görüşmesinde gündeme getireceği konulara ilişkin kendi listesi olacaktır. Almanya Türkiye’de demokrasinin bozulması, Türkiye’nin kötü insan hakları ve ifade özgürlüğü karnesi ile ilgili yorumlarını her zaman dile getiriyor.

Erdoğan’ın bu eleştirileri kabul etmesi beklenmiyor çünkü bu alanda bazı kısıtlamalar varsa bile bunların Türkiye’nin 15 Temmuz 2016 darbesinden sonra içinden geçmekte olduğu kritik dönemeçten kaynaklandığına inanıyor.

Ziyaretin ekonomik boyutu doğrudan iş çevreleri ile ele alınacak. Erdoğan çok sayıda büyük Alman şirketinin Genel Müdürlerine hitap ettiği bir konuşma yapacak.

Ziyaret Türkiye ile Almanya arasında askıda kalmış tüm sorunları çözemeyecek olsa bile, doğru yönde önemli bir ilerleme sağlayabilir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.