Şub 07 2018

"OHAL sürdüğü müddetçe Almanya ile ilişkilerde iyileşme çok güç"

Almanya’da geçen yılın eylül ayında yapılan genel seçimlerden bu yana devam eden hükümet kurma girişimlerinde son dönemece girildi. Koalisyon görüşmelerinde ise Türkiye ile ilgili taslak metinde AB üyelik sürecine ilişkin öneriler yer aldı.

Taslak metinde, “Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarının durumunun uzun süredir kötüye gittiği” belirtilerek, “O nedenle AB üyelik müzakerelerinde hiçbir yeni faslın açılmaması ve görüşülen hiçbir faslın da kapatılmamasını istiyoruz” ifadelerine yer verildi.

Almanya'da Merkel liderliğindeki yeni hükümetin üzerinde anlaştığı koalisyon sözleşmesi ve SPD lideri Schulz'un dışişleri bakanlığı Türkiye ile ilişkileri nasıl etkileyeceğine yönelik olarak ise Heinrich Böll Vakfı Türkiye Temsilcisi Kristian Brakel, Türkiye ile işbirliğinin aday ülke statüsü zemininde sürdüğüne, mali yardımların da devam ettiğine dikkat çekiyor analizinde.

Brakel, “Aslında fiilen bir sona doğru ilerliyoruz. Resmi olarak olmasa da fiilen, hiç adım atılmaksızın, süreç durmuş oluyor” diyor. Brakel'in vize serbestisiyle ilgili değerlendirmesi ise şöyle:

“Bence vize serbestisi adımı atılmalı, bundan hem Avrupa hem Türkiye faydalanacak. Ancak gayet tabii gerekli kriterlerin tamamı yerine getirilmiş değil. Zaten koalisyon sözleşmesinde de bu kapı kapatılmıyor. Kriterlerin yerine getirilmesi halinde gerçekleşebileceği belirtiliyor. En önemlisi terörle mücadele yasasındaki değişiklik. Bu konuda üzerinde çalışılmış, mutabakata varılmış değişiklik, bildiğimiz kadarıyla hazırlandı ve Erdoğan’ın masasında bekliyor.”

Hamburg Protestan Yüksek Okulu öğretim görevlisi, siyaset bilimci Yaşar Aydın'a göre ise, koalisyon sözleşmesiyle Ankara’ya, “Biz artık Türkiye’yi AB’de göremiyoruz” mesajının verildi. Aydın, Cumhurbaşkanlığı seçimi için Erdoğan'a destek olarak yorumlanacak herhangi bir adım atılmasından da kaçınıldığını paylaşıyor. Aydın, AB müzakereleri ile ilgili olarak Berlin’in topu Ankara’ya attığını söyleyerek, “Almanya, ‘Kapıyı kapatan taraf biz değiliz, kapıyı demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaşarak siz kapatıyorsunuz’ diyor ve aynı zamanda da aslında kapıyı açık bıraktığı mesajını vererek, topu Ankara’ya atıyor” diyor.

Almanya'daki seçimlerden önce Türkiye’ye yönelik sert eleştirileri ve üyelik müzakerelerinin dondurulması gerektiği yönündeki çıkışıyla Türkiye'nin tepkisini çeken SPD lideri Martin Schulz, yeni hükümette dışişleri bakanı olarak görev yapacak. Bunun ilişkileri ne yönde etkiyeleyeceğine yönelik yorumu ise şu oluyor Aydın'ın:

"Açıkçası çok büyük bir fark olacağına da ihtimal vermiyorum. Unutulmamalı, bu insanlar Türkiye karşıtı insanlar değiller, haklı eleştirileri var. Türkiye’de iç siyasette, demokrasi ve hukuk devleti bağlamında normalleşme olmadığı, OHAL sürdüğü müddetçe ilişkilerde iyileşme çok güç."

Heinrich Böll Vakfı Türkiye Temsilcisi Kristian Brakel ise normalleşmeye dönük sürecin Deniz Yücel’in serbest bırakılmasına bağlı olduğunu ifade ederek, şunları söylüyor:

“Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşıyor, Türkiye’de muhalefete baskı artıyor, iç siyasette olumlu değişim olmadığı müddetçe Türkiye Almanya’da gündemde yer almaya devam edecek. Almanya Türkiye ile hem ekonomik hem güvenlik alanında iyi ilişkiler istiyor. Ancak Türk siyasiler kendilerini kandırmasın. Türkiye’deki mevcut koşullarda iyileşme olmadığı müddetçe Almanya’da hangi hükümet olursa olsun hiçbir şey yokmuş gibi davranamaz.”

HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN