Tem 04 2018

'Türkiye AB’den uzaklaşıyor, Gümrük Birliği müzakereleri mümkün değil'

Muhalefetteki Sol Parti’nin Türkiye ile ilgili soru önergesine Alman hükümeti 24 Haziran öncesi yanıt verdi ancak bu yanıtlar 3 Temmuz’da yayımlandı. Gecikmeli yayımlanan 10 sayfalık yanıtta Berlin, Ankara’nın Avrupa’dan uzaklaştığını, Türkiye ile Gümrük Birliği modernizasyonu müzakerelerinin başlamasının şu anda mümkün olmadığını açıkladı.

Alman hükümeti, OHAL sürecinde yargı bağımsızlığının ciddi biçimde zayıfladığını belirtti, darbe girişiminden bu yana 200 medya kuruluşunun kapatıldığını, 700'den fazla gazetecinin basın kartının iptal edildiğini, Doğan Grubu'nun da satışıyla ülkede medyanın yüzde 90'ının hükümet yanlısı hale geldiğini hatırlattı.

Federal Meclis'in internet sitesinde yayımlanan yanıtta Berlin, AB Komisyonu'nun İlerleme Raporu'nda dile getirdiği "Türkiye'nin dev adımlarla Avrupa Birliği'nden uzaklaştığı" tespitine katıldığını ifade edildi. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL sonrasında gelişmelerin "büyük bir dikkat ve endişeyle izlendiği", Türk hükümeti ile temaslarda eleştiri ve beklentilerin aktarıldığı ifade edildi.

DW Türkçe’ni haberine göre, Alman Hükümeti, yaşanan son gelişmeler sonrasında, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde ilerlemenin mümkün görülmediğine işaret etti ve devam etti:

"Federal Hükümet açısından Türkiye ile herhangi bir başlıkta müzakerelerin açılması gündemde değil. Müzakereler fiilen durmuş durumda."

Alman hükümeti ayrıca, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği modernizasyonu müzakerelerinin başlamasının da özellikle Türkiye'de hukuk devleti alanındaki olumsuz gelişmeler nedeniyle söz konusu olmadığına vurgu yaptı.

Berlin, AB'nin 2018-2020 yılları için Türkiye'ye vermeyi öngördüğü katılım öncesi mali yardımların (IPA) demokrasi, iyi yönetişim ve insan haklarına odaklanması beklentisini vurguladı ve devam etti:

"Alman hükümeti katılım öncesi mali yardımlarının özellikle sivil toplumun bağımsız aktörleriyle işbirliğinin güçlendirilmesi ve demokratik kurumların inşası için kullanılmasından yana ağırlığını koymaktadır."

Sol Parti, hükümete soru önergesinde, Türkiye'de son dönemdeki "kitlesel gözaltı ve tutuklamaların HDP'nin seçim kampanyasını ne şekilde etkilediği" sorusunu yöneltirken, bu konularda hükümetin "istihbarat kaynaklı bilgileri olup olmadığını" da sordu.

Hükümet yanıtında, "HDP, AKP Hükümetini gözaltı ve tutuklamalar yoluyla siyasi faaliyetlerini engellemekle suçluyor" ifadelerine yer verdi. Ancak yanıtın geri kalan bölümünün, gizli bilgiler içermesi nedeniyle kamuoyu ile paylaşılmayacağına dikkat çekildi.

Hükümet, Türkiye'de halen dokuz HDP'li, biri CHP'li olmak üzere toplam 10 milletvekilinin hapiste olduğunu, ayrıca 10 HDP milletvekilinin milletvekilliğinin düşürüldüğü bilgisini de aktardı.

Türkiye'nin 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Gülen hareketine karşı yürüttüğü operasyonlar da Sol Parti'nin hükümete yönelttiği bir diğer soru oldu.

Alman hükümeti, darbe girişiminden bu yana Türkiye'de Gülen hareketiyle ilgili olarak başlatılan soruşturmalarda 117 bin 101 kişinin gözaltına alındığı ya da tutuklandığı bilgisini aktardı. 1 Haziran 2018 itibariyle, bu kapsamda tutuklu bulunanlarının sayısının 53 bin 342 olduğu ifade edildi.

Alman hükümeti, siyasi gerekçelere dayandığını düşündüğü soruşturmalarda, Alman vatandaşlığına sahip altı kişinin Türkiye'de halen tutuklu bulunduğu bilgisini paylaştı. 29 Alman vatandaşının da yurtdışına çıkış yasağı nedeniyle Türkiye'den ayrılamadığı kaydedildi.

Almanya-Türkiye ilişkilerinde tartışma konusu olan başlıkları sıraladığı soru önergesinde ele alınan bir diğer unsur, Diyanet İşleri Türk- İslam Birliği'ne (DİTİB) yönelik eleştiriler oldu.

Bazı DİTİB camilerinde çocuklara asker kıyafetleri giydirilerek yapılan ve Alman basınında eleştirilen törenleri hatırlatan Sol Parti'nin, Türkiye'nin DİTİB üzerinden Almanya'daki Türkler üzerinde etkide bulunmaya çalıştığı yorumuyla ilgili olarak hükümet de eleştiriler ifadeler kullandı.

Soru önergesine yanıtta, "Federal hükümet, Türk devlet kurumlarının, DİTİB üzerinde din hizmetleri dışına çıkan nüfuz girişimlerine eleştirel bakmaktadır" denildi.

Hükümet, DİTİB'in bağımsız karar alabilmesi, bağımsızlaşmasını teşvik etmek amacıyla ikili görüşmeler yapılmakta olduğunu ifade etti.

Alman hükümetini, Türkiye'nin Afrin operasyonuna karşı sert tavır almamakla eleştiren Sol Parti, bu konuya da soru önergesine yer verdi.

Hükümet, operasyonu "meşru müdafaa" olarak gören Türkiye'den bu konuda daha güçlü deliller istedikleri bilgisini verdi ve şu ifadeleri kullandı:

"Federal hükümetin Türkiye'nin harekatının uluslararası hukuka uygun olduğu konusundaki tereddütleri bu yolla, bugüne kadar giderilemedi."

Sol Parti'nin "Afrin'in Antakya'nın bir parçası gibi yönetildiği" ve "450 kişilik Türk polis gücünün Afrin'de görevlendirileceği" iddialarına ilişkin sorusunu ise hükümet şu sözlerle yanıtladı:

"Federal hükümetin Afrin'in Antakya ilinin bir parçası gibi yöneldiği ve söz konusu polis gücü oluşturulduğu yönünde bilgisi yok."

Sol Parti'nin, Türkiye'den iltica başvurularına ilişkin sorularına da ayrıntılı yanıt veren hükümet, bu yılın Şubat ayında 609, Mart ayında 541, Nisan ayında 564, Mayıs ayında da 793 Türk vatandaşının Almanya'ya iltica başvurusunda bulunduğu bilgisini verdi.

Almanya Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), önceki aylarda yapılan başvurulardan 781'ini Şubat ayında karara bağlarken, 281 kişiye mülteci statüsü verildi, 314 başvuru ise reddedildi. Mart ayında 277, Nisan ayında 203, Mayıs ayında da 173 Türk vatandaşına, Almanya'da ilticacı statüsü verildi.

HABERİN DETAYINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ