Türkiye Almanya’da yapabileceklerinin sınırlarını kavradı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Almanya'ya uzun zamandır beklenen resmi ziyaretini tamamladı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Erdoğan onuruna düzenlenen yemekte her şeyi olabildiğince sade kelimelerle anlattı.

Türkiye’de yoğun baskıya uğrayan muhalif aktivistlere dikkat çeken Steinmeier, bu gerçeklerin görüşmelerde göz ardı edilemeyeceğini ekledi, Türkiye’nin yeniden normalleşmesini beklediğini ifade etti.

Bu tür sözler diplomatik üslubun sınırlarını zorluyor, ancak Alman konuşma yazarları, daha kibar kelimelerle kaleme alınmış olsaydı mesajın yerini bulamayacağını düşünmüş olabilirler.

Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Türk-Alman ilişkilerini övdükten sonra sözlerini kesmedi.

Merkel’in Erdoğan ile yaptığı görüşmeler, Türkiye-Almanya ilişkilerinin yeniden canlandırılmasından, Türkiye-AB ilişkilerine, Türkiye'nin ekonomisini güçlendirmeye, Suriyeli mültecilere, Trans-Atlantik güvenlik yapısının revizyondan geçirilme ihtiyacına, Almanya'da yaşayan PKK’lıların iadesine, ABD’de yaşayan Türk din adamı Fethullah Gülen’in Almanya’daki destekçileriyle ilgili sorunlara, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına karşı dayanışmaya, Türkiye'deki demokrasi ve insan haklarının durumu ile daha birçok konuya kadar çeşitli konuları içeriyordu.

Bu konuların birçoğunda sağlam ama az ilerleme kaydedildi. Türkiye'nin AB üyelik sürecinin yeniden harekete geçirilmesi konusunda Merkel; Türkiye için hem iyi hem de kötü bir adres. İyi bir adres, çünkü Almanya’nın desteği olmaksızın AB’de önemli hiçbir inisiyatif alınamaz.

Aynı zamanda kötü bir adres, çünkü Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine yönelik ilk ve en büyük itiraz, Türkiye’ye tam üyelikten ziyade ayrıcalıklı ortaklık teklifiyle Merkel’den geldi.

Türkiye-AB ilişkileri başlığı altında iki konu önemli: Vize serbestisi ve Türkiye ile AB arasındaki serbest ticaret bölgesi anlaşmasının güncellenmesi.

Erdoğan, vize serbestisi için Türkiye’nin gerekli altı kriteri tamamlayacağı sözünü verdi. Serbest Ticaret Anlaşması’nın güncellenmesi konusundaysa Almanya, anlaşmanın Türkiye ekonomisine haksız bir zarar verdiğini kabul etti ama hâlâ ayak sürümeye devam ediyor.

Almanya, Türkiye’nin ekonomisini desteklemekten çekinmedi çünkü Türkiye’de büyük ticari çıkarları var. Türkiye'de 7 binden fazla Alman şirketi faaliyet gösteriyor.

PKK’lılar konusunda da Merkel, PKK destekçilerinin Türkiye’nin Almanya’daki çıkarlarına zarar vermesini engellemek için, Almanya’nın daha fazla şey yapması gerektiğini kabul etti ama somut bir adım atma sözü vermedi. Bu nedenle, bu konuda ağır da olsa ilerleme olabilir ama bundan hemen bir sonuç alınması beklenemez.

Gülen meselesindeyse Merkel, Almanya’nın daha fazla kanıta ihtiyacı olduğunu söyledi.

İran’a yönelik yaptırımlar başlığında, Türkiye ve İran arasında işbirliğine yer olabilir.

Türkiye’nin kötü insan hakları notu konusunda Almanya hareketsizliğini sürdürüyor. Hem Steinmeier hem de Merkel, insan hakları ve demokrasinin, Türkiye’nin uluslararası toplumla ilişkisinin temelini oluşturduğunu söyledi. Buna Almanya ile ilişkiler de dâhil.

Erdoğan, Merkel’e verdiği yanıtta hemen hemen tüm konularda ısrarla tutumunu sürdürdü. PKK’lılar konusunda haklı olarak daha cüretkârdı. Çünkü Almanya PKK'yı ‘terör örgütü’ olarak görüyor ve Almanya'da yaşayan PKK üyeleri için Türk yargısının tutuklama emirleri var. Bu yüzden Erdoğan, Alman makamlarının Türkiye'nin iade taleplerini reddetmek için bir mazereti olmadığını söyledi.

Madalyonun öbür yüzündeyse bazı terslikler yaşandı: Alman gazetesi Bild, Erdoğan’ın Merkel ile görüşmesi sonrası yapılacak olan basın toplantısını, Türk gazeteci Can Dündar katılacak olursa iptal etmeye hazır olduğunu iddia etti.

Dündar da, Erdoğan’a basının karşısına çıkmamak, Alman gazetecilerin eleştirel sorularıyla karşı karşıya kalmamak için bahane vermek istemediğini belirterek toplantıya katılmadı.

Terslikler, Erdoğan'ın Türkiye destekli bir kurumun (DİTİB) düzenlediği bir cami açılışı için gittiği Köln’de de devam etti. DİTİB, 25 bin Türk'ün bu etkinliğe katılacağını tahmin ediyordu, ancak Köln şehir meclisi açık alanda büyük bir yürüyüş yapılmasına izin vermedi ve açılış, 500 davetli ile bir kapalı etkinlik olarak gerçekleşti.

Köln Belediye Başkanı Henrietta Reker ve  Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Başbakanı Armin Laschet, Erdoğan’ın açılış törenine davetini reddetti.

Erdoğan-Laschet görüşmelerinin yapılacağı tarihi bir kalenin sahibi toplantıya ev sahipliği yapmayı kabul etmedi.

Erdoğan, ziyaretin Köln ayağının hazırlayan meslektaşları tarafından yanıltılmış olmalı. Yine de, Türkiye’nin bazı Avrupa ülkelerinde yapabileceği büyük mitinglerin sınırlarını kavramış olmalı.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.