Cengiz Aktar
Ara 21 2017

Avusturya, Türkiye’nin AB sürecini belirleyecek ülkedir 

 

Avusturya’da yeni kurulan sağcı hükümetin programında Avrupa Birliği’nin Türkiye ile müzakerelere son vermesi ve bu amaçla diğer AB ülkeleri arasında taraftar aranacağını belirten bir husus var. 

Ankara bu hususa tepki olarak Dışişleri Bakanlığı’nın websitesinde şu notu yayımladı: 
“Avusturya’nın yeni hükümetinin programındaki bu talihsiz ve basiretsiz ifade, ayırımcılığı ve ötekileştirmeyi temel alan siyasi akım hakkında taşınan endişeleri maalesef doğrular niteliktedir.

Bunun yanısıra, AB’nin ülkemizle yaptığı akitlerden kaynaklanan yükümlülüklerinden bunlar yokmuşçasına kaçmaya çalışmak ve bunu yaparken de yanına müttefikler aranacağını söylemek dürüst olmadığı gibi dostane olmaktan da uzak bir yaklaşımdır.

Küresel düzeydeki sınamalar karşısında müttefikler aranacak yerde ülkemizin meşru haklarını hiçe sayma yolunda karşımızda ittifak arandığının hükümet programıyla ilanı siyasi ve diplomatik adaba da yakışmayan bir üsluptur. 

Türkiye’nin dostluğunu kaybetme sınırlarını zorlayan bu ifadeler hayata geçirilmeye çalışıldığında layıkıyla karşılıklarını bulacaktır.”

Avusturya ile yeni bir krizin habercisi konumundaki bu gelişme hakkında bilmemiz gereken noktalar şunlardır.

• Avusturya, Türkiye’nin AB ile Haziran 2016’dan bu yana tamamen donmuş üyelik müzakere sürecinin böyle devam edemeyeceğini ve müzakerelerin sonlandırılması gerektiğini epeydir kamuoyu önünde dile getiren tek AB üye devletidir;

• Dışişleri eski bakanı ve yeni Başbakan Sebastien Kurz’un başını çektiği bu tavır müzakerelerin fiilen hiçbir surette devam edemeyeceği anlamına gelir;

• Avusturya bu konuda yalnızmış gibi görünse de Brüksel’deki müzakerelerle ilgili her düzey toplantıda AB ülkeleri temsilcileri Avusturya’dan farklı davranmıyorlar;

• Türkiye ile müzakerelerin devam etmediğinin resmî kanıtı AB’nin Estonya-Bulgaristan-Avusturya dönem başkanlıklarına tekabül eden 1 Temmuz 2017- 31 Aralık 2018 dönemi için hazırladığı 18 aylık eylem planıdır. Tıpkı bir önceki 18 aylık plan gibi bu plan da Genişleme başlığı altında (s.16) Türkiye’yi zikretmez.

• Her hâl ve kârda müzakere konularında kararlar oybirliği gerektirdiğinden Avusturya’nın muhalefeti müzakerelerin devam etmemesi için yeterlidir;

• Avusturya’nın duruşu bu ülkenin 2018’in ikinci yarısındaki dönem başkanlığı esnasında diğer üyeleri de kapsayan somut bir mecraya yönelebilir;

• Türkiye, hükümeti ve ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla (İKV, TÜSİAD) Dışişleri Bakanlığı’nın yukarıdaki notuna ilâveten yeni hükümetin tavrını akitler, ahde vefa, Avrupa değerleri gibi kavramlara atfen eleştiriyor;

• Oysa AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinde AB tarafının gönülsüzlüğü ve vizyonsuzluğuna rağmen son tahlilde AB değerlerini ayaklar altına alan ve artık asgarî koşulları hiçbir surette yerine getirmeyen taraf Ankara rejimidir;

• AB yıllardır Ankara’nın müzakere edebilmek için şart olan Kopenhag Siyasî Kriterleri’ne uymadığını ve dolayısıyla bir gözden geçirmeye ihtiyaç olduğunu bile bile epeydir ilişkiyi koparmamaya özen göstermiştir;

• Oysa bugüne kadar hiç uygulanmamış olsa da her müzakere eden adayın Müzakere Çerçeve Belgesi’nde müzakerelerin dayandığı ilkeler başlığının beşinci maddesi çok açıktır;

• “Birliğin temelini oluşturan özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere tam saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin Türkiye’de ciddi ve ısrarlı bir şekilde ihlal edilmesi durumunda, Komisyon, kendi tasarrufuyla veya Üye Devletlerin üçte birinin talebi üzerine, müzakerelerin askıya alınmasını önerebilir ve müzakerelerin tekrar başlaması için karşılanması gereken koşullara yönelik tekliflerde bulunabilir. 

Konsey, Türkiye’yi dinledikten sonra, müzakerelerin askıya alınıp alınmaması veya müzakerelerin yeniden başlaması için aranacak koşullarla ilgili bu tür bir öneriyi nitelikli çoğunluk esasına göre kararlaştıracaktır. 

Üye devletler, Hükümetlerarası Konferans’taki genel oybirliği şartından bağımsız olarak Hükümetlerarası Konferans’ta Konsey kararına uygun olarak hareket edeceklerdir. Avrupa Parlamentosu’na bilgi verilecektir.” 

• Türkiye’nin durumunun bu maddede belirtilenden farklı olduğunu söylemek mümkün değildir;

• Son olarak Avusturya Türkiye’nin AB sürecinde tahminlerin ötesinde söz sahibi bir ülkedir;

• Hükümetin tavrına ilâveten, Komisyon’da Genişleme Politikasından sorumlu Komiser Johannes Hahn (her ne kadar Türkiye ile yukarıda açıklanan nedenlerden çoktandır ilgilenmiyorsa da) Avusturyalıdır. Keza Komisyon’un Ankara temsilcisi Büyükelçi Christian Berger de Avusturyalıdır.