Ara 25 2017

'BAE krizinin arkasında Katar ve Müslüman Kardeşler var'


15 Temmuz’dan bu yana Türkiye’nin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile arası iyi değil. Darbe girişimininin arkasında olduğu bile iddia edildi BAE’nin. 

Son olarak da, iki ülke arasında “Fahreddin Paşa krizi” yaşanıyor. BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed’in ‘Medine Müdafii’ Fahreddin Paşa’yı hırsızlıkla itham edip “Erdoğan’ın atalarının Araplarla ilişkisi buydu” diyen bir tweeti paylaşmasıyla iki ülke arasındaki gerilime tarihsel husumet de eklenmiş oldu.

Uzun yıllardır Orta Doğu’yu yakından takip eden Fehim Taştekin, “Kavgayı tetikleyen bu olsa da arkasında Türkiye’nin Katar ve Müslüman Kardeşler’le ilişkisi yatıyor” diyor. 

Son dönemlerde bölgesel pek çok krizde Suudi Arabistan ‘amiral gemisi’ gibi dursa da Emirlikler ya bu geminin kaptan köşkünde ya da savaş takımlarıyla hemen yanında yer alıyor.

Suudilerden daha sofistike çalıştıkları söylenebilir. Washington’da etkili kanallara sahipler, İngilizler başta olmak üzere Avrupa’da kürklerine hürmetkar liderler bulmakta zorlanmıyorlar.

Yine başka coğrafyalarda da keselerinin gücüyle açılmaz denilen kapıları açıyorlar.
Emirlikler’le Suudi Arabistan’ın ihtilafa düştüğü ve Müslüman Kardeşler meselesinin Yemen stratejisi olduğunu söylüyor Taştekin:

“Suudiler pek çok yerde Müslüman Kardeşler’i tepeleseler de Yemen’de Husilere karşı onları destekliyor. El Kaide’yi destekledikleri gibi. Emirlikler ise Müslüman Kardeşler’in en azılı düşmanı.”

Emirlikler’in Müslüman Kardeşler hassasiyeti çok ileri düzeyde. Suudi Arabistan’da 2015’te Kral Abdullah’ın ölümü üzerine tahta geçen Kral Selman’ın Müslüman Kardeşler’le daha dostane ilişkiler kuracağı beklentisi oluşmuştu.

Bundan en fazla tedirgin olan da Şeyh Muhammed bin Zayed idi. Riyad’ı kendi planlarına çekmeye çalışan Yemen’in, bunun için Muhammed bin Selman’ı veliaht prensliğe kaldıran operasyona yardımcı oldukları da söyleniyor.

BAE, İran’a dış ticaret kanalları açmaktan çekinmedi. ABD’deki davada tanık sıfatıyla ifade veren Reza Zarrab’ın da anlattıklarından biliyoruz, Amerikan ambargosunu atlatma mekanizması olarak kurulan Zarrab-Halkbank çarkının bir ayağının Dubai olduğunu. Dış ticaret hacminde göğüsleri kabartan rakamların şişmesinde İstanbul-Dubai altın hattının hatırı sayılır bir payı vardı.

Katar’ı çökertme planın da yine BAE’yi ön planda gördük. Bu planın en önemli nedenlerinden biri, Katar’ın Müslüman Kardeşler’e verdiği destekti. Türkiye’nin Katar’a olan yakınlığı da ortada... 

Resmi tanınma olmasa da, özellikle son dönemde Türkiye’nin gerilim içinde olduğu İsrail’le de ilişkileri iyi düzeyde BAE’nin. 

2015’te İsrail Ebu Dabi’de Yenilebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) merkez binasında bir ofis açmıştı. İsrailli bakanların ülkeye girişleri yasak olmasına rağmen İsrailli yetkililer 2009’da itibaren IRENA’nın konferanslarına katılım adı altında BAE’yi ziyaret etti. Ayrıca gizli tutulan bakan ziyaretleri olduğunu da söylüyor Fehim Taştekin ve ekliyor:

"Kuzey Afrika’da Libya ve Tunus’ta olduğu gibi Eritre, Cibuti, Etiyopya ve Somali-Somaliland gibi Afrika Boynuzu’ndaki ülkelerle ilişkilerde de Emirlikler ve Katar iki eksen olarak kapışıyor."
 

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz