Erdoğan son iki yılda açtığı her cephede karşısında Fransa'yı buldu - Prof. Nora Şeni

Paris Sekiz Üniversitesi'nde jeopolitik profesörü ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü eski Müdürü Nora Şeni, Türkiye ile Fransa arasındaki gerilimi değerlendirdi ve Fransa ile olan krizin Avrupa ile yaşanan krizden ayrı okunamayacağını belirtti. 

Şeni, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkılmasının ardından Avrupa'ya karşı 'hodri meydan' politikası başlattığını ve bu durumun her geçen gün vahimleştiğini kaydetti.

Şeni, "Karşısında bu politikayı durduracak ne ABD ne NATO ne de Avrupa Birliği'ni buldu. Fransa'da 'Erdoğan nereye kadar gidecek' sorusu soruluyor ancak bence bu soru yerine, 'Erdoğan nereye kadar durdurulmayacak' sorusu sorulmalı" dedi.


 

Şeni açıklamalarını şu satırlarla sürdürdü:

"Son iki sene içinde Erdoğan açtığı her cephede karşısında Fransa'yı buldu. (BAŞLIK) Yunanistan'la sorunda, Libya'da, Dağlık Karabağ sorununda, Libya'da ve İslam-karikatürler krizinde hep karşı karşıya geldiler. 

Fransa'nın İslamla ilgili iç siyasetteki tavrı Erdoğan'ı en çok tehdit eden alan. Öldürülen öğretmenden sonra, Macron, siyasal İslam'a karşı kesin tavırlar vaat etti. Bunların ne kadarını gerçekleştireceğini bilmiyorum. Fransa'nın iç sahnesinde, Erdoğan'ın politikasını doğrudan tehdit eden bir pozisyon bu.

Çünkü, Türkiye, Fransız kurumlarında rolü büyük. Öğretim ve dini kurumlarda. Türkiye çok temsil edilen bir ülke. Bu pozisyon tehdit ediliyor. Macron, örneğin, Fransa'daki imamların artık dış ülkelerden değil de Fransa'da eğitim görmüş görmüş imamlardan oluşacağını söyledi. Burada Erdoğan politikasının kaybedeceği bir durum var. Oradan alevlenmiş bir fitil de var.

Fransa'da (İslamcı) katliamlar bitmiyor. İki ay evvel de iki kişi katledildi. Bunların ardı arkası kesilmiyor. Fransa'nın bu duruma karşı bir pozisyon alması şart.

Erdoğan ise dünya Sünni İslam'ının müdaafası kendine kalmış gibi görüyor. Erdoğan'ın politikası iç politikaya da bağlı bir seyir izliyor. İçeride kaybettiği sürece dışarıdaki 'başarılarını' sunabildiği sürece mevcut tutumunu sürdürecektir. Sünni dünyanın patronu, koruyucusu gibi sunuyor kendini ve bunun Türkiye'de bir karşılığı var. 

Erdoğan'ın şu anki politikasını şöyle ifade edebilirim: Muhafazakar demokrat pozisyonundan, 'güleryüzlü' İslam'dan vazgeçerek, ortaya sunduğu kart Batı karşılığına dönüşmüş durumda. Kaba, kalın bir Batı karşıtlığı.

Erdoğan'ın yaptığı, sivil alanı İslam'ın sembolleri ile işgal etmek. Bu işgalin artmasını bekleyebiliriz. Davranış ve yaşam tarzlarının daha fazla değişmesini bekleyebiliriz."