Kas 01 2017

Mesut Barzani'den sonra Türkiye

Türkiye’nin Orta Doğu’daki politikası ve müttefikleri seri biçimde değişirken, ülke büyük resimde nerede duruyor? Suriye’de İran ve Rusya’yla birlikte hareket etmesi, Irak Kürt Yönetimi’nin karşısında ve Bağdat’ın yanında yer alması Türkiye’yi orta vadede nasıl etkileyecek? 

Aydın Selcen bugün Gazete Duvar’da yayınlanan yazısında, Ankara’nın Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi (IKBY) üstünde kalan etkisinin de aşınacağını kaydediyor ve iki ülkede de yaklaşan seçimler öncesinde “sahadaki gelişmeler, 2002’de iktidara geldiğinde Erdoğan’ı siyaset dışına itmek için her türlü kemeraltı vuruşu deneyen kurulu düzenin hayal ettiği gibi” diyor.

Selcen, “Bağdat’ın silahı çekip Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) şakağına dayamasına" Ankara’nın destek vermesinin, KDP ve Kandil arasındaki husumeti en azından bir süre geri plana iteceğini yazıyor.

Ankara tekrar edegeldiğim üzere sınır ötesi Kürtlerle sağlıklı, somut zemine oturan, karşılıklı çıkara dayalı, akılcı ilişkiler kurmadan bölgesinde etkin dış siyaset izleyemez. Ayrıca Irak ve Suriye’de kamu düzeninin yeniden tesisi ve görece istikrar ulusal çıkarlarımıza uygun olmakla birlikte, haddinden fazla güçlü Bağdat ve güçlü Şam’ın ulusal çıkarlarımıza ne denli uygun olduğu sorgulanmalıdır.

Mesut Barzani 1 Kasım’da yapılması planlanan ancak son gelişmelerden sonra ertelenen başkanlık seçimlerinde aday olmayacağını açıklamıştı. 12 yıldır IKBY Cumhurbaşkanı olan Barzani’nin bağımsızlık referandumu hamlesi, Irak Kürdistanı’nı nerdeyse tamamen uluslararası toplumda yalnız bırakmıştı. IKBY’nin en yakın müttefiklerinden ABD de, Irak merkezi yönetimi ve Kuzey Irak özerk yönetimi arasındaki çatışmalarda taraf tutmayı reddetmiş; iki yönetimi diyaloğa davet etmişti.