Jerusalem Post: Türkiye, İsrail ile ilişkileri düzelterek ABD’ye mesaj vermek istiyor

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), ilişkileri düzeltmek için İsrail ile görüşmeler yaptığı yönündeki iddialar gündeme bomba gibi düşerken, İsrail’in sağ tandanslı gazetelerinden Jerusalem Post gazetesi ise Ankara’nın İsrail ile ilişkilerini rayına oturtarak Joe Biden yönetiminin muhtemel bir izolasyonundan kurtulmak istediğini öne sürüyor. 

Seth J. Frantzman imzalı Jerusalem Post haberinde, “Türkiye'nin aşırı sağcı hükümeti bu yıl Hamas liderlerine iki kez ev sahipliği yaptı, "Kudüs bizimdir" ve El Aksa Camii'ni İsrail'in elinden "kurtaracağı" iddialarını destekledi - ancak şimdi İsrail'i Washington'dan gelecek tecritten kurtulmak için kullanmak istiyor” deniyor.

Al-Monitor gazetesindeki, “Türk milli istihbarat teşkilatının İsrailli yetkililerle gizli görüşmeler yaptığı” yönündeki habere de değinilen yazıda Türkiye’nin kısa bir süre önce İsrail ile ilişkilerini normalleştiren Körfez ülkelerini sert sözlerle tehdit ettiğine işaret ediliyor. 

“Ne değişti?” sorusunu soran gazete cevap olarak da şu iddiaları dile getiriyor:

“Ankara, son aylarda Washington'dan izole edildi. Türkiye, Washington'da dikkatlice organize edilmiş lobiler aracılığıyla Trump yönetiminin Suriye ve diğer bölgelerdeki dış politikasını yıllarca kontrol edebilirken, İsrail'i ezmeye, Rusya'nın S-400 hava savunma sistemini satın almaya ve ABD ile müttefiklerini tehdit etmeye devam ederek etkisini kaybetti.”

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Suriye ve IŞİD karşıtı büyükelçisi James Jeffrey gibi Ankara yanlısı isimlerin çoğunun, Trump’ın ABD seçimlerini kaybetmesiyle görevlerinden ayrıldıklarına işaret edilen yazıda Pompeo’nun son aylarda bölgeye yaptığı ziyaretlerde Türkiye'den uzak durduğu, bu şekilde artık ödün verilmeyeceği, Ankara karşısında daha fazla el pençe durulmayacağı mesajı verildiği de ileri sürülüyor. 

Türkiye’deki iktidar partisinin, Trump’ın seçim zaferi üzerine büyük bir kumar oynadığı, bu yüzden Joe Biden ve Nancy Pelosi'yi tweet ve mesajlarla tehdit ettiğine de işaret edilen yazıda, “Ancak Trump kaybetti ve Ankara Beyaz Saray'daki arkadaşlarını da kaybetmiş görünüyor. Trump yönetiminin İran’a karşı sert olduğunu bildikleri için Amerikalı dostlarına “İran'a karşı” olduklarını söylemek için de lobicileri kullanmışlardı. Türkiye, Suriye Demokratik Güçleri ve Ermenistan’a yönelik saldırılarla ilgili ABD’den gelen eleştirileri savuşturmak için bunların İran’la bağlantılı olduklarını iddia etti” şeklinde iddialar da dile getiriliyor. 

Türkiye’nin geçmişte de İsrail ve ABD'deki İsrail yanlısı sesleri Washington’da kullanmaya çalıştığı ve her altı ayda bir bu grupları yokladığına işaret edilen yazıda Türkiye’nin, Yunanistan, Kıbrıs, İsrail, Mısır ve BAE'nin Mart ve Nisan aylarında potansiyel olarak yakınlaştığını görünce, İsrail, Mısır ve Yunanistan arasında büyüyen işbirliği bozup bozamayacağını anlamak için de bu gruplar nezdinde zemin yokladığı ifade ediliyor. 

S-400’ler konusunda Ankara’nın ABD’ye farklı bir hikaye sattığına da işaret edilen yazıda, “Evet, Rusya'nın S-400'ünü aldığını söylüyor, ancak ABD'li yetkililere silahı "açmayacağı"nı söylüyor. Bu, bir ABD müttefikinin Rus savaş uçaklarını satın alması, ancak onları uçurmayacağını iddia etmesi gibi” deniyor. 

“Türkiye İsrail'i maşa olarak nasıl kullanıyor?” sorusunun da sorulduğu yazıda şu ifadeler kullanılıyor:

“Aslında İran anlaşmasını desteklemesine, İran Devrim Muhafızları üyelerine ev sahipliği yapmasına ve İran'ı sıklıkla birlikte çalışabileceği bir ülke olarak görmesine rağmen, Ankara İsrail'in İran'a karşı çabalarını sessizce desteklediğini iddia ediyor. Türkiye, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasından sonra İsrail büyükelçisini geri çekti. Ankara, elçilik hamlesinin ardından Filistinlileri İsrail'e karşı organize etmeye çalıştı.”

Türkiye’nin İsrail'e veya Yahudilere karşı nazik olarak ABD'de yeni bir sayfa açmayı düşündüğü de öne sürülen yazıda bu modelin daha önce de kullanıldığı belirtiliyor. 

Türkiye'nin ABD'deki Yahudi grupların, soykırımı inkar etmenin İsrail-Türkiye ilişkilerini daha yakın hale getireceğini iddia ederek Ermeni Soykırımı'nın tanınmasına karşı lobi yapmasını sağlayan eski günlerdeki gibi davrandığına da işaret edilen yazıda, “İşin garibi, Ermeni Soykırımının inkar edilmesi İsrail ile Türkiye'yi yakınlaştırmadı; Türkiye bunun yerine İsrail'i Naziler gibi olmakla suçladı. Yani tüm soykırımı reddetme çalışmalarının sonunda İsrail soykırımla suçlandı. Türkiye bu kez Ermenilere yönelik bir saldırıyı desteklemek istediğinde, Washington’da soykırım inkarını değil, Ermenistan'ın İran ile müttefik olduğunu iddia eden fısıltılı bir kampanya yürüttü, ki öyle değil. Türkiye şimdi Kudüs'e geri dönmek istiyor – Washington’daki havanın lehine dönmesi için” deniyor. 

İsrail’in birkez daha Türkiye’nin yardımına koşup koşmayacağının açık olmadığına vurgu yapılan yazının sonunda özetle şu ifadeler kullanılıyor: “İsrail, gelecekte, Ankara’nın istediğini alır almaz, gözlerini Kudüs'e yeniden dikeceğini görebilir.

Geçmişte ABD’de Ankara’yı destekleyen İsrail ve İsrail yanlısı sesler yaptıklarının karşılığında hiçbir şey istemediler. Türkiye ile her zaman işlerin net olmadığı nokta burası olmuştur. 

İsrail'in artık Ankara'nın aşırı sağ hükümeti için bir maşa olmaya hazır olup olmadığı belli değil.

Türkiye ayrıca Suudi Arabistan'la yakınlaşmak için manevra yapıyor ve Yunanistan'a karşı söylemini yumuşattı. 

Ankara’daki hükümet - hiçbir insan hakları grubunun, Afrin'de devam eden etnik temizlik ve işgal konusunda hiçbir şey yapmayacağını – ancak Fransa ve ABD gibi NATO ülkelerinin, Ankara'nın dahil olduğu haftalık krizlerden ve Türkiye'nin Suriye, Libya, Kafkasya ve diğer devletleri istikrarsızlaştıran saldırganlık ve savaşlarından sıkıldığını biliyor.