Kudüs’e Türk yardımı İsrail’i şüphelendiriyor

Türkiye yoğun bir şekilde Filistin Yönetimi’ne yatırım yapıyor. Türk yardım ajansı olan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) basın açıklamasına göre bu eğilimin 2019’da da sürmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz ay TİKA Filistin Koordinatörü Bülent Korkmaz, ajansın 2005’ten beri Filistin’de 600’den fazla projeyi tamamladığını açıkladı. Korkmaz tüm bu projelerde Batı Şeria, Gazze ve Kudüs’ün tek bir varlık olarak görüldüğünü belirtti.

Temmuz 2018 itibariyle TİKA, Filistin’de altı okul inşa etti, dokuzunun restorasyonunu yaptı ve 20’si için ekipman sağladı. Korkmaz “TİKA çoğunlukla yoksul ve yetim öğrencilerin devam ettiği kâr amacı gütmeyen okullara destek veriyor” dedi.

Binlerce Filistinli öğrenci bu okullarda eğitim görüyor. Filistinli bir barış aktivisti olan John Elias Davas, Türk okullarının Filistin Yönetimi tarafından idare edildiğini ve tüm okulların aynı final sınavlarına tabi olduklarını söyledi.

Ama Jenin’de bir Türk okulunda eğitim görmüş olan bir Filistinli, okulların Filistin Yönetimi’nin okullarından daha iyi olduğuna inanıyor.

Okulun bu eski öğrencisi “Filistin Yönetimi okullarıyla Türk okulları arasındaki esas fark Türk okulları Türk dili ve kültürünün temelini öğretiyor” dedi:

“Okulda bir Türk günü düzenliyorlardı. Türk bir öğretmen gelip Jenin’de bizimle birlikte kalıyordu. Dahası, eğitim çok daha modern, öğretmenler çok da güncel duruma hâkimdi. Çünkü Türk hükümeti tarafından fonlanıyordu. Türk yetkililer de zaman zaman okulu ziyaret ediyordu.”

Doğu Kudüs’te yaşayan ve İsrail istihbaratıyla ilişkili olan Filistinli bir analist, TİKA’nın okul yaparak ve eğitim kurumlarını fonlayarak Doğu Kudüs’te kendisine sağlam bir zemin yarattığını söyledi.

Analist, “Bağımsız bir müfredat oluşturuyorlar. Bu müfredatın Filistin Yönetimi ya da İsrail’le alakası yok” dedi.

Konuştuğumuz analist, Doğu Kudüs’te yaşayan halkın çoğu için, bilhassa da Filistin Yönetimi’nin okullarında eğitim kötü durumdayken İsrail merkezli okullardan kaçınmak isteyen Filistinliler için Türk okullarının gittikçe bir alternatif haline geldiğini söyledi:

“Filistin Yönetimi’nin okullarına kıyasla Türk okullarına talep daha fazla. Filistin Yönetimi’nin okullarından çok daha fazlasını sunuyorlar.”

TİKA, Filistin eğitim sisteminde kendine yol açarken, Filistinli analist Türkiye’de de bir dizi Filistin okulunun açıldığını belirtti. Bu sırada TİKA, üniversitede ve Kudüs’teki Türk Kültür Merkezi’nde Filistinli öğrencilere Türk dili dersleri veren Kudüs Üniversitesi’nin yurtlarını yeniliyordu.

Geçtiğimiz sonbaharda TİKA Doğu Kudüs’te bulunan okullardaki öğrenci ve öğretmenlere 300’den fazla tablet dağıttı.

TİKA’nın faaliyetleri eğitimle de sınırlı değil. 2017 yılında ajans Kubbetüs Sahra’nın altın kubbesinin üzerindeki ikonik hilali restore etti. Buna ek olarak TİKA yerlilerin Doğu Kudüs’teki evlerine, dükkânlarını yeniledi, spor merkezine ve çocuk sığınma evine destek sundu, Müslüman mezarlığını onardı ve yüzlerce yoksul aileye gıda dağıttı.

TİKA ayrıca İslami eserleri restore etmek ve Kutsal Topraklardaki Türk bölgelerini ya da Türki öneme sahip bölgeleri korumak için de faaliyet yürüttüğünü açıkladı. 

Bu projelerin bir sonucu olarak birçok Filistinlinin olumlu bir Türkiye algısı var.

Dabas “Batı Şeria’da birçok Türk hamamı var” dedi, “Ayrıca Eski Osmanlı Mahkemesi’ni restore ettiler. Bu Filistinliler için en popüler seyahat noktası. Birçok Filistinli Türkiye’yi takdir ediyor.”

Jenin’deki Türk okulunda eğitim gören Filistinli öğrenci de bu görüşe katıldığını belirtti.

Öğrenci, “Türkiye’nin etkisi sadece okullarda değil, en sevdiğimiz turistik bölgelerimizden birinde de var” dedi: “Giyeceklerin ve gıda ürünlerinin çoğu Türk yapımı. Birçok Filistinli bu yardımı olumlu bir şekilde görüyor.”

Bazıları TİKA’nın Doğu Kudüs’teki faaliyetlerini insani faaliyetler dolayısıyla zararsız görse de, Doğu Kudüs’te artan Türk nüfuzuna herkes bu kadar olumlu bakmıyor. 

İsmini vermek istemeyen İsrailli bir yetkili “Bakın, TİKA’dan yıllardır haberdarız” dedi:

“Eskiden, ilişkiler daha iyiyken, Türkiye’de ya da başka yerlerde ortak faaliyetlerimiz olurdu. Olumlu amaçları olan bir ajans.”

“Ama Doğu Kudüs bağlamında, TİKA Türk siyasi algısını ve ideolojisini yaymak için bir araç olarak kullanıyor ki, bunun İsrail’e yararlı olması şart değil. Doğu Kudüs’teki Arap nüfusla çalışıyorlar ve biz bunun İsrail devletinin çıkarlarına uygun bir intibak olmadığını biliyoruz. Günün sonunda Türk hükümeti yetkilileri İslami perspektifi temsil ediyor ki aşikâr ki öğrettikleri de bu.”

Haaretz’in eski temsilcisi de olan İsrail merkezli gazeteci ve yazar Nadaz Shragai şöyle dedi:

“TİKA, Türkiye dışında faaliyet gösteren, Türkiye hükümetine bağlı bir örgüt. Buradaki nüfuzunu artırması olumlu bir gelişme değil. Bölgeyi daha çok Müslüman, daha az Yahudi yapmaya çalışıyorlar. Kudüs’ü Müslümanların kontrol etmesini istiyorlar. TİKA bir yandan sağlık ve sosyal ihtiyaçlara para vermek gibi iyi şeyler yaparken bir yandan da İsrail karşıtı örgütleri ve davaları finanse ediyor.”

Örneğin, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) bir raporuna göre TİKA, 20 yeni apartman binasının yapımı için 13 milyon dolar bağışlamış ama tüm bu yeni evler Hamas çalışanlarına verilmiş, sıradan Filistinlilere değil. IDF’nin gösterdiği bir diğer örneğe göreyse, TİKA dezavantajlı Filistinli öğrenciler için 3 milyon dolar bağışlamış ama bu parayı alanlar sadece Hamas üyeleri. 

İsrailli otoriteler, TİKA’nın eski Gazze başkanı olan Şubat 2017’de İsrail tarafından tutuklanan Muhammed Murtaza’nın TİKA’dan almayı başardığı 23 milyon doları bilhassa Hamas üyelerine ve ailelerine dağıttığına inanıyor. Geçtiğimiz temmuz ayında İsrail’in ulusal güvenlik konseyi, radikal gruplarla bağları gerekçesiyle TİKA’nın Filistin bölgesindeki faaliyetlerini gemleme planlarını açıkladı.

Ayrıca TİKA, Meir Amit İstihbarat ve Bilgi Merkezi'nin bir raporuna göre, Osmanlı devlet arşivlerini araştırdı ve Kudüs ile Beytüllahim’deki devasa toprak parçalarının İslami vakıf mülkü olduğunu gösteren toprak belgelerini Filistin Yönetimi’ne teslim etti. TİKA İsrail devletinin toprak taleplerini engellemek için Osmanlı belgelerini Filistin Yönetimi’ne devretti.

Ve İsrailli bir think tank kuruluşu olan Jerusalem Centre for Public Affairs’e (Kudüs Halkla İlişkiler Merkezi)’ne göre, TİKA Kudüs'te birçok eski Osmanlı mülkü satın aldı, Yüksek Müslüman Konseyi’ne sızdı ve İsrail yanlısı olmamakla bilinen İslâm Hareketi ile bir ittifak kurmaya çalıştı.

Tel Aviv’deki Bar-Ilan Üniversitesi’nde Arap kültürü çalışan Mordechai Kedar, “Türkiye, Kudüs’te İsrail, Ürdün ve Filistin Yönetimi’nin statüsünü ele geçirmeye ve böylece Kudüs’teki kutsal bölgelerin koruyucusu olmaya çalışıyor” dedi: “Bu onların, (Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan’ın liderlik ettiği dar Osmanlı tarzı düşünce tarzlarının bir parçası. Erdoğan kendisini sultan olarak görüyor. Mekke ve Medine’ye gidemediğine göre, Kudüs’e gidiyor.”

Kedar, şöyle açıkladı:

“Tarihsel olarak Kudüs her zaman Mekke ve Medine’nin merkeziyetini zorlamıştır, bugün de aynı şekilde. Türkiye’nin Kudüs’te yaptığı her şey, kendisini, Mekke ve Medine’nin koruyucusu olan Suudi Arabistan’ın karşısında Kudüs’ün koruyucusu olarak gösterme çabasının etrafında dönüyor. Kesinlikle Türkiye, Suudi Arabistan’ın İslam dünyasındaki merkeziyetine meydan okuyor. Kudüs’teki faaliyetleri ise herkese Türkiye’nin de kutsal yerleri olduğunu göstermek.”

TİKA Başkanı Serdar Çam, 2017’deki bir röportajında ajansın Doğu Kudüs’te gizli bir gündemi olduğunu inkâr etti ve bölgeyi daha İslami hale getirmeye çalıştıklarına yönelik iddiaları yalanladı.

Çam, TİKA'nın Beytüllahim'deki Doğuş Kilisesi'nin restorasyonunu da finanse ettiğini ve ajansın bir dini diğerinden üstün tutmadığını söyledi:

“TİKA hem Filistinli hem de İsrailli yetkililerle yakın bir koordinasyon içinde ve İsrail’deki misyonumuzu diplomatik kurallar çerçevesinde sürdürmeye devam edeceğiz.”

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.