Türkiye ve Mısır dost iken neden rakip oldu?

Nüfus ve etnik yapısı, coğrafi konumu, nüfuz alanı ve tarihi geçmişleriyle Ortadoğu'da birbirine çok benzeyen iki ülke Türkiye ve Mısır.

Hatta Mısır'da iki ülkenin birbirine benzerliğini vurgulamak için modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile Mısır'ın bağımsızlığı için büyük mücadeleler veren Mustafa Kamil Paşa'nın isimlerinin benzerliği espri olarak dile getirilir.

100 milyonluk nüfusuyla 82 milyonluk Türkiye'ye fark atarak Ortadoğu'nun en kalabalık ülkesi haline gelmiş olsa da, diğer pek çok konuda iki ülke büyük benzerlikler gösteriyor.

Tıpkı Türkiye'deki Kürtler gibi çok güçlü bir ikinci kimliğe sahip; Hıristiyan Kıptiler. Kıptiler ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 7-12'sini oluşturuyor. Ülke dışında özellikle ABD ve Kanada'da ağırlıklı olarak Hıristiyanların oluşturduğu çok güçlü bir Mısır lobisi bulunuyor.

Mısır, dışarı verdiği göçle de Türkiye'ye benziyor. Hali hazırda başta Suudi Arabistan, Libya ve Körfez ülkeleri olmak üzere, ABD, Kanada, Avrupa ve diğer ülkelerde 6 milyonda fazla Mısırlı yaşıyor.

Coğrafi olarak da Türkiye gibi iki kıtada toprakları bulunan bir ülke. Ana kara Afrika'da, Sina Yarımadası ise Asya'da yer alıyor.

400 milyonluk Arap coğrafyasının doğal lideri olan Mısır, Kafkasya, Balkanlar, Ortadoğu ve Orta Asya ile sıkı bağları bulunan Türkiye gibi büyük bir nüfuz alanına sahip.

Arap-İsrail savaşları, Cemal Abdulnasır'ın maceraperest politikaları, kesintisiz süren diktatörlükler, bir zamanlar Ortadoğu'nun en müreffeh toplumu olarak adlandırılan Mısır'ı ekonomik anlamda bir anda bölgesel rakipleri Türkiye ve İran'ın çok gerisine düşürdü.

Şu an Türkiye'nin yaklaşık yarısı kadar bir gayri safi milli hasılaya sahip olan Mısır'ın demokratik bir sistem inşa etmesi durumunda çok hızlı gelişme sağlayacak bir potansiyeli bulunuyor.

Arap Baharı'ndan önce, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve AKP liderlerinin Mübarek rejimi ile yakın ilişki kurmaları, akabinde 2005 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ile iki ülke adeta birbirini yeniden keşfetti.

Diplomatik anlamda birbirleriyle çatışacak çok alan bulunmadığından iki ülke ilişkileri hızla gelişmeye başladı. Mübarek rejiminin sonunu getiren 25 Ocak Devrimi iki ülke ekonomik ve siyasi ilişkilerini zirveye taşıdı.

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Mübarek'in gitmesi gerektiğini dile getiren ilk lider oldu. Darbeden sonra da Yüksek Askeri Konsey ve akabinde iktidara gelen Muhammed Mursi'yi ilk ziyaret eden isimler hep Türkiye'den oldu.

2013 Temmuz'unda Abdulfettah el Sisi'nin gerçekleştirdiği darbe, iki ülke ilişkilerinde bir kırılma noktası oldu.

Erdoğan yönetimi uzun süre Mısır'ın legal cumhurbaşkanı olarak Mursi'yi tanıdıklarını açıkladı. Hatta Türkiye'deki seçim propagandalarında Müslüman Kardeşler’le özdeşleşen Rabia Meydanı ve bu meydandaki çatışmalar sırasında hayatını kaybeden Esma ismi simgeleştirildi.

İki ülke ilişkileri Sisi darbesinden sonraki üç yıl boyunca ağırlıklı olarak Müslüman Kardeşlerin gölgesinde kalırken, daha sonra Sudan, Libya, Doğu Akdeniz gaz arama çalışmaları, Katar'daki Arap ablukası iki ülke ilişkilerinde yeni gerilim unsurları oldu.

2017'deki Katar ablukası bölgede Türkiye ve Mısır'ın liderliğinde iki blokun doğmasına sebep oldu. Ancak bu blokların liderleri her ne kadar Türkiye ve Mısır da olsa perde arkasında birbirine zıt üç Körfez ülkesi önemli bir rol oynuyor. Bu ülkelerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Mısır dış politikasını domine ederken, Katar da Türkiye'nin Ortadoğu politikasında önemli bir rol oynamaya başladı.

İki ülke ilişkilerinde en önemli kriz noktaları şunlar:

Filistin: Türkiye için Kıbrıs ne ise Mısır için de Filistin ve Gazze o. Eski Mısır toprağı olan Gazze'deki her gelişme Mısır'ı çok yakından ilgilendiriyor.  Bundan dolayı Mısır, Gazze ve Filistin ile ilgili atılacak her adımın kontrolünde olmasını istiyor. Erdoğan yönetiminin Hamas üzerinde kurduğu etki Kahire'nin sert tepkisini çekiyor. 

Mısır, İsrail ile üçü Filistin konusunda olmak üzere dört kez savaşmıştı.

Sudan: Türk-Sudan ilişkileri, Aralık 2017'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu ülkeye yaptığı ziyaret sırasında Savakin Adası'nı yeniden turizme kazandırma konusunda Hasan el Beşir Yönetimi ile el sıkışmasından sonra büyük sıçrama yaşadı. Anlaşmaya göre savaş ve ticaret gemilerinin de adaya yanaşabileceğinin ortaya çıkması, Türkiye'nin buraya bir askeri üs inşa edeceği yorumlarına yol açtı. Bu durum Abdulfettah el Sisi'nin iktidara gelmesinden sonra Beşir yönetimi ile ilişkileri daha da gerginleşen Mısır'ın sert tepkisini çekti.

Kahire, Türkiye'nin Filistin, Akdeniz ve Libya'dan sonra güneyden de kendisini kuşatma stratejisi izlediğini öne sürdü. Geçtiğimiz Nisan ayında Beşir'e karşı gerçekleşen darbenin en önemli sebebi olarak, Sudan'ın Türkiye ve Katar ile gelişen ilişkilerini önlemek olduğu belirtiliyor. 

Libya: Türkiye ve Mısır'ın aktif olarak vekâlet savaşını yürüttüğü ülke Libya. Ankara Trablus'daki Fayyez el Sarrac hükümetini desteklerken, Kahire ise Halife Haftar liderliğindeki Libya Ulusal Ordusuna her türlü askeri ve lojistik desteği sağlıyor. Mısır, Sarrac hükümetinin Libya'ya egemen olması durumunda Müslüman Kardeşler Hareketi'nin tekrar dirilmesinden endişe ediyor.

Doğu Akdeniz: Bölge geçtiğimiz yıldan itibaren Doğu Akdeniz'de gittikçe artan hidro karbon kaynakları arama faaliyetleri ile yeni bir gerginliğe sahne oluyor. Mısır, İsrail, Kıbrıs, Yunanistan gibi bölge ülkeleri ile anlaşmalar imzalayarak hem bölgedeki doğal gaz arama faaliyetlerini hızlandırdı, hem de çıkarılacak gazın Avrupa'ya satışı için önemli bir merkez oldu. Fakat Türkiye'nin Kıbrıs çevresinde arama faaliyetlerine başlaması iki ülkeyi yine karşı karşıya getirdi. Türkiye'nin arama faaliyetlerinden etkilenmemesine rağmen diğer anlaşmazlıkların da etkisiyle Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan ile birlikte Ankara'yı hedef alan sert açıklamalar yapıyor.

Müslüman Kardeşler’e destek: Müslüman Kardeşler (MK) üyesi Muhammed Mursi'nin 2013 Temmuz darbesi ile görevden uzaklaştırılmasına en büyük tepki Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan geldi ve Mursi'yi ülkenin yasal lideri olarak tanıdığını söyledi.

Sisi yönetiminin MK üyelerini tutuklaması üzerine aralarında Amr Darrac, Mahmut İzzet ve Talaat Fehmi ile Suriye Müslüman Kardeşler iletişim direktörü Ömer Muşave'nin de bulunduğu yaklaşık 1.500 MK mensubu Türkiye'ye sığındı. Sisi ve bölgedeki diğer rejimlere karşı sert eleştiriler yönelten pek çok televizyon, radyo ve gazete de Türkiye'de faaliyet gösteriyor. Bunlar arasında Rabia Tv, Al Şark Tv ve Al Vatan Tv en ünlüleri.

Özellikle Savakin Adası'nın Türkiye'ye tahsis edilmesi iki ülke arasında bir medya savaşı yaşanmasına sebep oldu. Mısır medyası sık sık 'Beşir Sevakin Adası'nı Erdoğan'a tahsis ederek ateşle oynuyor' başlıkları attı.

Erdoğan'ın danışmanı İlnur Çevik, 29 Aralık 2017 tarihli Yeni Birlik gazetesindeki yazısında Erdoğan'ın Sudan, Çad ve Tunus gezilerinin Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde büyük bir kıskançlıkla izlendiğini yazdı.

21 Temmuz 2018 tarihli Star gazetesinin manşeti de 'Siyonizmin İşbirlikçileri' şeklinde idi. Habere göre İsrail'in Sisi, Veliaht Prens Muhammed ve Emirlikler liderinden güç aldığı belirtiliyordu.

21 Ocak 2018'de Ahram gazetesi yayınladığı bir makalede Türkiye'nin Ortadoğu'daki terörün ana sponsoru olduğunu öne sürdü.

Ülkenin önde gelen televizyon sunucularından Amr Edip, 'Türkiye Mısır'a savaş açtı' ifadelerini kullanırken, bazı gazeteler Türk ürünlerini boykot çağrısında bulundu.

Mısır parlamentosunun Arap dünyasından sorumlu komitesi Mart 2018'deki bir toplantısında Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki eylemlerini 'Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni katliamına benziyor' şeklinde değerlendirdi.

Türkiye'ye yönelik eleştiriler dizilere dahi yansıdı. Ramazan için çekilen dizilerden olan Kalabsh'ta Sina Yarımadası'nda Erdoğan'ın emriyle hareket eden bir terör örgütü dahi canlandırıldı.

İki ülke ilişkileri artan bu siyasi gerilimlere rağmen ekonomik anlamda en parlak dönemlerinden birini yaşıyor. Geçtiğimiz yıl iki ülke ticareti rekor kırarak 5,24 milyar dolara çıktı. Ayrıca Mısır'da özellikle tekstil ve kimya alanında yoğunlaşan 200'e yakın Türk şirketi de faaliyet gösteriyor.

Türkiye'nin hayati çıkarlarının bulunmadığı Libya ve Sudan gibi ülkelerde istikrarın sağlanması durumunda iki ülke ilişkilerinin çok kısa sürede düzelmesinin önünde hiçbir ciddi engel bulunmuyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.