Tiny Url
http://tinyurl.com/ycnlhbzl
Sirwan Kajjo
Eki 16 2018

Türkiye’nin Kuzey Irak’taki askeri operasyonları gerilimi artırıyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Irak’ın Kandil ve Sincar bölgelerindeki varlığına son vererek, Türkiye’nin özellikle Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu güneydoğusunda otuz yıldan fazla bir süredir varlık gösteren ve son zamanlarda özyönetim için savaşan bu grubun sınır ötesi baskınlarını durdurmaya ant içti.

PKK’nin merkez üssü; Irak, İran ve Türkiye’nin sınırlarının buluştuğu noktanın yakınlarında, Kandil dağlarında bulunuyor. TSK bu bölgedeki militan gruplara sık sık hava saldırıları düzenledi.

Ancak medyada yer alan haberler Türkiye’nin Irak’taki Kürt özerk bölgesinin içindeki Bîradost ve Barzan bölgelerine takviye birlikler konuşlandırdığını gösteriyor. Bazı gözlemciler bu gelişmeyi, PKK’ye karşı düzenlenecek büyük bir saldırıya hazırlık yapıldığı şeklinde yorumluyor.

Irak Kürdistan’ının başkenti Erbil’deki Ortadoğu Araştırma Merkezi isimli düşünce kuruluşunun araştırmacılarından Yerevan Saeed “TSK aylardan beri Irak Kürdistan’a askeri yığınak yapıyor; Türkiye zaten senelerden beri PKK’ye karşı çok büyük bir askeri operasyon düzenlemeyi düşünüyor” dedi.

Said, “Anlaşıldığı kadarıyla Ankara, sınırlarının dışında bir çeşit güvenlik kuşağı oluşturarak, PKK başkaldırısını zayıflatmak ve Türkiye Kürdistan’ı üzerindeki etkisini azaltmak istiyor”  şeklinde konuştu.

TSK haziran ayında, PKK’ye karşı Kuzey Irak’ta düzenlediği operasyonlarında yeni bir safhanın başladığını duyurmuştu. Türkiye, hem kendisi hem de Avrupa Birliği ve Amerika tarafından terörist bir örgüt olarak görülen PKK ile mücadele etmek amacıyla uzun zamandan beri Irak’ın Kürt bölgelerinde çok sayıda ileri karakol bulunduruyordu.

Türkiye ve Irak 1983 yılında, TSK’nın Irak topraklarının 20 km kadar içine girerek sıcak takip yapmasına olanak tanıyan bir güvenlik anlaşması imzalamışlardı.

Paris’teki Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü araştırmacılarından Adel Bakawan “Söz konusu anlaşma eski Saddam rejimi ile yapılmıştı, ama 2003’ten bu yana hiçbir Irak hükümeti de bu konuda bir şey yapmaya yanaşmadı” dedi.

Ahval’e konuşan Bakawan, “Irak batık bir devlet, dolayısıyla herhangi bir Irak hükümetinin şimdi ya da yakın gelecekte Türkiye’den bu anlaşmayı sonlandırmasını isteyecek kadar cüretkâr olabileceğini düşünmek gerçekçi değil,” dedi.

Yerel kaynaklar, Irak’ın kuzey sınırlarındaki köylerde yaşayan sivillerin de, Türkiye’nin hava ve topçu saldırılarına yakalandığını belirtiyor.

Türkiye’nin saldırılarında ölen ya da yaralanan sivilleri belgeleyen Iraklı Kürt gazeteci Omid Jwanro, “Haziran ayında Türk savaş uçaklarının düzenlediği bir hava saldırısında, Erbil vilayetinin uzaktaki köylerinde, dokuz masum sivil öldü, 13 sivil de yaralandı” dedi.

Jwanro, Türkiye’nin bu sene Irak’ın sınır köylerine düzenlediği saldırılarda en az 35 sivilin öldürüldüğünü söyledi.

Türkiye ise, Irak Kürdistan’ında sivillerin öldürüldüğünü inkâr ediyor.

Amerika’nın Sesi Radyosu’nun Kürtçe Servisine bir mülakat veren Irak Savunma Bakanlığı Sözcüsü Yahya El Zubaidi, “Türk yetkililerle konuşup bu tür saldırılardan yakındığımız zaman bize sadece PKK savaşçılarını hedef aldıklarını söylüyorlar” dedi.

El Zubaidi, “Ama Türkiye Irak’ın egemenlik haklarına saygı göstermeli. Diğer komşu devletler de Irak’ın toprakları üzerindeki egemenliğine saygı göstermeli” şeklinde konuştu.

Analistler, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki operasyonlarının sürmesine karşın, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) büyük olasılıkla tarafsız kalmaya devam edeceğine inanıyorlar.

Bakawan “KBY bölgesel bir sistemin parçası olmak istiyor, dolayısıyla Türkiye’ye de, İran’a da, karşı çıkamaz; onlar sadece PKK’ye değil, Iraklı Kürt sivillere saldırsalar da karşı çıkamaz” dedi.

Bakawan, Iraklı Kürtlerin Türkiye’ye bağımlı olduklarını, dolayısıyla bölgelerinde Türk askeri operasyonları karşısında susmak zorunda kaldıklarını söyledi. Bakawan, “KBY’nin Türkiye’ye karşı yapacağı her hamle ya da alacağı her tavır, Irak Kürtleri açısından çok büyük ekonomik sonuçlar doğurabilir. Türkiye, eğer isterse, Kürdistan’ı kelimenin gerçek anlamıyla boğabilir” diye konuştu.

Türkiye ile PKK’ye karşı açıktan bir işbirliği pek muhtemel görülmese de, Irak Kürdistan’ının hakim durumdaki iki rakip siyasi partisinin, yani Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB), PKK’yi hem birbirlerine karşı, hem de Bağdat’taki merkezi hükümete karşı bir pazarlık unsuru olarak kullanmaları mümkün.

Saeed “KDP ve KYB arasındaki çatlak büyürse, bu bir ihtimaldir,” dedi ve ekledi:

“KDP oyundan kenara çekildiğini düşünecek olursa, Ankara’ya bağımlılığı artar, dolayısıyla Türkiye’nin daha fazla talebini kabul etmek zorunda kalır. Dolayısıyla bu denge KDP’nin PKK ile ilgili tavrının ne olacağı konusunda belirleyici bir unsur olarak görülmelidir.”