ABD ve Türkiye arasındaki çatlak, Rusya’nın güçlü bir şekilde Ortadoğu’ya geri dönüşüne yol açtı

Bir zamanlar amansız düşmanlar olan Rusya ve Türkiye geçtiğimiz birkaç yıl içinde ilişkilerini hızla rayına oturttular.

Amerikan The National Interest dergisi ABD ve İran savaşın eşiğindeyken Rus Lider Vladimir Putin’in İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşerek uzun süredir beklenen TürkStream doğal gaz boru hattını faaliyete geçirdiğini ve Libya’da bir ateşkes çağrısında bulunduklarını yazıyor.

Dimitri Alexander Simes imzalı makalede iki gün sonra Moskova ve Ankara’nın bu kez İdlib’de bir ateşkes ilan ettikleri belirtiliyor. NATO’nun uzun süreli iki müttefiki Ankara ve Washington arasında yükselen gerginliğin ortasında Putin ve Erdoğan’ın biraraya geldikleri vurgulanan makalede Türkiye’nin S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ve Suriye operasyonlarının ABD’de kızgınlıkla protesto edildiği ifade ediliyor.

Dergi, ‘ABD ve Türkiye arasında büyüyen fikir ayrılığı Rusya için ne anlama geliyor?’, Ankara ve Moskova gelişmekte olan ilişkilerini tam teşekküllü bir ortaklığa dönüştürebilir mi, yoksa Suriye ve Libya konusundaki anlaşmazlıkları daha da mı artacak?’ sorularını Türk ve Rus uzmanlara yöneltiyor.

ABD’nin İranlı general Kasım Süleymani’yi öldürdüğü bir ortamda düzenlenen boru hattı açılış töreninde konuşan Putin’in, Rusya ve Türkiye’yi Ortadoğu’nun istikrar güçleri olarak tanımladığına işaret eden dergi, Putin’in "Karmaşık bir dünyada yaşıyoruz ve maalesef bulunduğumuz bölgenin daha da kötüleştiğine dair çok fazla gösterge mevcut. Ancak Türkiye ve Rusya tamamen farklı davranışlar sergiliyor, halklarımızın, Avrpupa halklarının ve tüm dünyanın yararına olacak etkileşim ve işbirliği örneği sergiliyor" sözlerini aktarıyor.

TürkStream boru hattının Rusya’nın Avrupa’ya gaz ihracatını artırma projesinin bir parçası olduğuna vurgu yapılan makalede boru hattının kapasitesinin 31,5 milyar metreküp olduğu ancak ABD’nin bu projede yer alan Türk şirketlerini cezalandırmakla tehdit ettiği belirtiliyor.

Bir zamanlar amansız düşmanlar olan Rusya ve Türkiye’nin geçtiğimiz birkaç yıl içinde ilişkilerini hızla rayına oturttukları vurgulanan makalede iki ülke arasında gelişen işbirliğinin Washington’da alarm zillerinin çalmasına sebebiyet verdiği belirtiliyor.

11 Aralık’ta ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in Türkiye’yi, Rusya ile işbirliğini daha da geliştirmek için NATO’nun yörüngesinden çıkmakla suçladığı da dile getirilen makalede şunlar dile getiriliyor:

"Aynı gün, Senato Dış İlişkiler Komitesi S-400 alımı ve Suriye’nin kuzeyini işgalinden dolayı Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını öngören bir tasarıyı onayladı. Yaptırım uygulanacaklar arasında bazı Türk yetkililer, büyük bir Türk bankası da bulunuyor. Ayrıca Erdoğan ve ailesinin mal varlığının ortaya çıkarılması ve Türkiye’ye silah satışının sınırlandırılması oylanan tasarıda yer alıyor. Ancak tasarıya çok sert tepki gösteren Erdoğan, İncirlik ve NATO radar üssü Kürecik’in kapatılacağı uyarısında bulundu.

İstanbul Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Mesut Caşın, Erdoğan’ın tehditlerinin içinin boş olmadığını belirtiyor. Caşın yaptırımların Türk-ABD ittiafakı üzerinde bir deprem etkisi meydana getireceğini ifade ediyor ve Türkiye’nin İncirlik ile Kürecik’i kapatibeleceğini öne sürüyor.

Türkiye’nin cevabının sadece bununla sınırlı kalmayacağını ve ABD’nin baskısını artırmasının Türkiye’yi daha fazla Rusya ve İran’la yakınlaştıracağını da vurguluyor. Caşın, ‘Türkiye Rus Su-35 savaş uçakları ve daha fazla Rus uçak motoru alabilir. Yaptırım kararından Türkiye kaybedebilir, ancak ABD daha fazla zarar görür.’ diyor."

Ancak Moskova’da Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini koparabileceğini dair ciddi şüpheler bulunduğu vurgulanan makalede, Russia in Global Affairs dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fyodor Lukyonov’un, "Rusya’da kimsenin Türkiye’den NATO’ya karşı yükümlülüklerini terk etmesini ve ABD ile ittifakını iptal etmesini beklediğini sanmıyorum. Bunun mümkün olduğunu düşünen kimseyi de duymadım" şeklindeki sözlerine yer veriliyor.

Makaleye göre Lukyanvov şu görüşleri dile getiriyor:

"Erdoğan ABD ile daha fazla fikir ayrılığına düşmeyi Rusya ile daha fazla yakınlaşmaya tercih etmiyor, ancak dış politikada daha fazla bir bağımsızlık istiyor. Ancak yine de Türkiye’nin son hamleleri Rusya’yı ABD’nin uzun süreli müttefikine daha fazla yakınlaştırdı. Türkiye’nin Rusya ile müttefik olduğuna dair kesinlikle bir illüzyon yok. Ancak Türkiye değişiyor ve NATO içinde kendisini kısıtlanmış hissediyor.

Suriye üzerine uzun süredir devam eden ve bazen de ısınan farklılıklara rağmen Türkiye ve Rusya çatışmayı yönetme konusunda son zamanlarda aralarındaki işbirliğini artırdılar. Bu yeni ortaklık, zorunlu bir evliliktir.

Artan işbirliğinin nedeni iki taraf arasındaki ortak çıkarlar ya da karşılıklı güven değildir. Bana göre ikisi de yok. Ancak Moskova ve Ankara ortak bir eylem planı ve uzlaşma olmadan her ikisi de Suriye’de istediklerini alamayacaklarını biliyorlar."

Makalede görüşlerine yer verilen Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Ortadoğu uzmanlarından Kirill Semenov ise Putin ve Erdoğan’ın, her iki ülke için hisselerin daha küçük olduğu Libya’da da karşı karşıya gelmemeye çalıştıklarını vurguluyor.

Rusya’nın Hafter’I desteklediği, ancak bu desteğin ona zafer kazandıracak kadar olmadığının altını çizen Semenov, "Libya ne Türkiye, ne de Rusya için büyük bir problem değil. Tam tersine iki lider de Libya konusunda daha aktif bir rol oynama fırsatına sahip. Hatta birbirleriyle oynayarak diğer ülkeleri süreç dışına itmeyi dahi umuyorlar" diyor.


© Ahval Türkçe