Haz 03 2019

Fehim Taştekin: Türk-Rus ortaklığı İdlib’de her an ateş alabilir

Fehim Taştekin ile bu hafta Suriye’den Körfez’e uzanan coğrafyada Türkiye’nin sorun ve açmazlarını konuştuk. Amerika ile Rusya arasında sıkışan Erdoğan’ın çok fazla hareket alanı kalmadı gibi görünüyor. Trump’la olan yakın ilişkisi de S-400 krizini aşmasında yarar sağlamayacak bir aşamaya ulaşmış bulunuyor.

İdlib’teki durum ise giderek kızışıyor. Rusya, buradaki gelişmelerden Türkiye’nin sorumlu olduğunu açıklayarak topu Erdoğan’ın kucağına attı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İdlib’deki saldırıların sonlandırılması için Rusya, İran ve Suriye’ye yaptığı çağrıya ilişkin ilk yanıt Moskova’dan geldi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, İdlip Mutabakatı’nı hatırlattı ve saldırıların ortadan kaldırılması için sorumluluğun Türkiye’de olduğunu söyledi.

Putin bu konuda sessizliğini korurken muhtemel gelişmeleri Fehim Taştekin Ahval’e değerlendirdi:

“İdlib’de Türkiye’nin Ruslarla yürüttüğü müzakereler istediği sonuçları vermedi. İki güç, ateşle barutun yan yana durması gibi her an karşı karşıya riski altında hareket ediyor. Ankara İdlib’i Suriye’de tutunduğu mevzilerin bekası için gerilimin hapsedildiği bir bariyer gibi kurguluyor. Fakat Erdoğan Suriye’de oyunu sürdürme adına altına imza attığı Soçi Mutabakatı ile öylesine imkansız bir misyon üstelendi ki Putin karşısında boynu kıldan ince hale geldi.

Şimdi Putin, ‘Sen taahhütlerini yerine getirmediğin için ben operasyonla sahayı dizayn ediyorum’ diyor. Yine de her iki ülke bu meseleyi ilişkileri bozacak bir düzeye taşımak istemiyor. ABD’nin İdlib için devreye girmesi de Erdoğan’ın risk çıtasını yukarı itmesinde bir etken. Burada tehlikeli bir başka boyut daha var: Ankara’nın kalkan olduğu ve BM’nin de terör örgütleri listesinde yer alan silahlı gruplar, Türkiye’yi savaşın içine çekecek tezgâhlar peşinde.

İran’a karşı Mekke’de oluşturulan ortak cephenin altı boş

Suudi Arabistan İran’a karşı ortak bir cephe oluşturma amacıyla Mekke’de Körfez İşbirliği Konseyi ve Arap Birliği zirvelerini Mekke’de topladı. Ayrıca bu iki zirveyi İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısı izledi. Siyasi-ekonomik mecralar için tercih edilen Riyad ya da Cidde yerine Mekke’nin seçilmesi bir bakıma ‘İslam tehdit altında’ imajı yaratmaktı. Fakat ortak cephe tablosunun defosu çok.

ABD-İran kapışmasının bir cephesine dönüşmek istemeyen Irak bildiriye destek vermedi. Katar zirve sonrası çekincelerini dillendirerek Körfez’deki muhataplarının sinirlerini bozdu. Doha da zirve bildirisinin ABD-İsrail’in gündemine göre şekillendiğine işaret etti. İran tehdidi Mısır için geçerli değil. Ki Mısır, Pakistan gibi Arap NATO’su projesinde bel bağlanan ülke. Arap dışı unsur olarak Pakistan da komşusu İran’ı hedef alan bir projede bulunmaktan imtina ediyor. Çünkü bu tür bir ortaklık Pakistan’ı içeriden patlatabilir.

Ankara, Putin bir iyilik yaparsa ABD ile krizi aşabilir ama

S-400 kriziyle ilgili Türk-Amerikan ilişkilerindeki çarpışma Trump’ın Erdoğan’a bir jesti olarak 23 Haziran seçimi sonrasına ertelenmiş gibi gözüküyor. Fakat Trump yaptırımları gündemine gelen Kongre’de Türkiye’ye kalkan olamaz. Eğer Putin Erdoğan’ın durumunu dikkate alarak bir jest yapmak isterse orta yol bulabilirler. Tabi bu Erdoğan’ın Putin’e daha fazla taviz vermesi ve elini hepten kaptırması anlamına gelir. Bunun karşılığını Suriye’de mi alır bilmiyoruz."