Rusya'nın 'önlenemez yükselişi'ne mi şahitlik ediyoruz?

Her ne kadar Türkiye ve Rusya kamuoyu önünde doğrudan bir gerilim ve çatışmadan kaçınsa da, iki ülke de Suriye'de farklı emel ve çıkarların peşinde koşarken, bundan sonra tarafları nelerin beklediği merak konusu.

Rusya'nın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan ile Suriye'de iş birliği yaptığı ve Suriye'nin yeniden imarı konusunda bu iki ülkeden gelecek kaynak akışına bel bağladığı yönündeki yaygın kanı karşısında, Türkiye'nin bu iki Körfez ülkesiyle derin bir husumet içinde olması ve Suriye'deki varlıklarına şiddetle karşı çıkması, Ankara-Moskova hattını gerecek yeni bir unsur olarak ortaya çıkıyor.

Türkiye ile Rusya arasındaki örtülü - kimi zaman da görünür - rekabete değinen Gazete Duvar yazarı Fehim Taştekin, Ankara'nın Katar politikasıyla ilgili, "Komşularının hışmını üzerine çeken Katar’a kalkan olmak için bu ülkeye üs kurarken Körfez’de Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere çok sayıda Körfez ülkesinin düşmanlığını kazandı. Bereketi bol olsun der gibi. Yine Ömer el Beşir zamanında Sudan’ın Sevakin Adası’nı üsse dönüştürmeye heveslendiğinde Kızıldeniz’in paydaşları Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail’le husumet tazelendi. Libya’da savaşan taraflardan biri hariç Doğu Akdeniz’de enerji kavgasında herkesi karşısına almayı başardı" yorumunu yapıyor.

Taştekin, Libya'da da derinleşen kamplaşmaya dikkat çekiyor ve Tunus'ta da Ankara'nın müdahalesi nedeniyle bir iç gerilim yaşandığına işaret ediyor. 

Rusya'nın tüm bu bölgelerdeki politikalarını yorumlayan Taştekin, şu ifadeleri kullanıyor:

"Bu atışları çok iyi karşılayan bir aktör varsa o da Rusya. Sadece Karadeniz havzası değil Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya müdahaleleri lehine çevirdi. Suriye’de bozguna uğrattığı ülkelerle ilişkilerine yeni ‘güzellikler’ ekliyor! İsyanı finanse eden Arapları şimdi Şam’a ortak olarak taşımaya çalışıyor. ABD’nin bölgesel ortakları Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ün kenarından köşesinden çekiştirdiği Libya karmaşası da Ruslara sahne alma fırsatları sundu, sunuyor.

Suriye’den başlayıp Akdeniz havzasında Sovyetlerin çöküşüyle yitirdiği etki alanını yeniden inşa ediyor. Handiyse varlığını unuttuğu Tartus üssünü sıcak denizler için yeniden çapa haline getirmekle kalmayıp yanına eklediği Hmeymim Hava Üssü’nü bölgesel operasyonlar için kullanmaya başladı. Bu konuşlanmanın sadece Suriye’deki operasyonlarla sınırlı olacağını öngörenleri kısa sürede yanılttı.

Rus Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde araştırmacı Anton Mardasov’a göre Rusya bir süredir Hmeymim’i Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Sudan’a uçuşlarda lojistik merkez olarak kullanıyor. 21 Mayıs’ta Türkiye destekli Trablus hükümetinden sonra 26 Mayıs’ta ABD’nin Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Libya’da Hafter’in kontrolündeki üslere gönderilen Rus jetlerinin Hmeymim’den havalandığını açıklayarak bu üssün yeni rolüne parmak bastı. Bu olay, Suriye’deki üslerin nasıl sıçrama tahtasına dönüştürüldüğünü gösteriyor. Hmeymim’den Bingazi ve (el değiştirinceye kadar) Vatiyye Üssü’ne uçuş trafiği dikkat çekici. Hmeymim’in 2015’ten bu yana geçirdiği dönüşüm basitçe kapasite artışıyla sınırlı değil. Ruslar başlangıçta Tu-95MS ve Tu-160 uçaklarıyla güdümlü füze saldırılarını Rusya’nın Mozdok ve Olenya üslerinden havada yakıt ikmali yapmak suretiyle gerçekleştiriyordu. Artık bu uçaklar Hmeymim’in genişletilen pistlerini kullanıyor. Hatta uzun menzilli denizaltı karşıtı Tu-142M3 gibi ağır uçaklar da inip kalkıyor. Rusya MiG-31 gibi önleyici jetlerin konuşlanması için Halep’teki Kuveyris üssünü de istiyor."

Rusya'nın Suriye'de hedeflerine ulaşma başarısına vurgu yapan Taştekin, "Savaş bitse bile Rusya, Suriye’deki üslenme kapasitesini genişletmek ve uzun vadeye yaymak istiyor. Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin 29 Mayıs’ta imzaladığı bir kararname ile Savunma ve Dışişleri bakanlıklarına Suriye’de Rus silahlı kuvvetlerine ilave gayrimenkul ve deniz alanı tahsisi için Şam’la müzakerelere başlama görevi verdi. 2015’te imzalanan anlaşmalarla Hmeymim ve Tartus 49 yıllığına Rusya’ya tahsis edilmişti. Bakalım Ruslar bu sefer ne koparacak" yorumunu yapıyor.

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz