Yaşar Yakış
Kas 16 2017

Türkiye-Rusya ilişkileri hala yolunda mı?

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen Pazartesi Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile görüştü, bu yıl içinde altıncı defa. Rusya tarafından inşa edilecek Akkuyu Nükleer Santrali'nin temel atma töreni için yıl sonundan önce, yedinci bir görüşme de mümkün.

Suriye krizinin görüşmelerde ağır bastığı görülüyor. Soçi için ülkeden ayrılmadan önce Ankara'da düzenlenen basın toplantısında Erdoğan, Suriye krizi için siyasi süreci destekleyen Putin-Trump ortak açıklamasını eleştirdi. Bununla birlikte, aynı gün, Rus Devlet Başkanı ile Soçi’de yaptığı toplantının ardından, aynı açıklama hakkında daha yumuşak bir dil kullandı ve siyasi süreci desteklediğini söyledi.

Bu, Putin'in Erdoğan'ı siyasi çözümün hikmetine ikna ettiğini gösteriyor. Bu, ziyaretin önemli sonuçlarından biri. Böyle ılımlı adımlar sayesinde, Türkiye'nin Suriye politikası sahadaki gerçeklerle daha uyumlu hale geliyor.

Rusya, Suriye'deki muhalefet ya da hükümet tarafındaki tüm aktörleri kapsayacak bir 'Suriye Ulusal Diyalog Kongresi' düzenlemeyi planlıyor. Türkiye, PKK terör örgütünün Suriye topraklarındaki bir kolu olarak gördüğü YPG’nin Kürt savaşçılarının kongreye davet edilmesine karşı çıktı. Rusya, Türkiye'yi kızdırmamak için elinden geleni yapacak ve muhtemelen YPG üyelerini farklı bir isim altında davet edecektir. 

Zirve görüşmelerindeki diğer önemli konu ekonomik işbirliğiydi. Önceki zirvede, ikili ticaret hacmini mevcut 15 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarılması için iddialı bir hedef üzerinde anlaşmaya varılmıştı. Erdoğan, daha erken bir tarihte hedef hacme ulaşılması için, Rusya'dan Türk iş insanlarına vize verilmesinin kolaylaştırılmasını istedi.

Diğer bir önemli işbirliği projesi Türk Akımı doğalgaz boru hattı. Bu proje, Putin'in 1 Aralık 2014'teki Türkiye ziyareti sırasında neredeyse bir anda belirdi. Güney Akım isimli oriijinal proje, Karadeniz'i geçecek ve Bulgaristan sahillerinde kıyıya çıkacaktı. Yıllık 63 milyar metreküp gazı, AB ülkelerine taşımak için tasarlanmıştı. Putin, projenin gerçekleşmesindeki yavaş süreçten bıktı ve projenin hem adını hem de kapsamını değiştirmeye karar verdi.

Projeye Türk Akımı ismini verme kararı aldı ve iniş noktası Bulgaristan'dan Türkiye'ye kaydırıldı. Her birinin kapasitesi 15,75 milyar metreküp/yıl olan iki paralel boru hattından oluşan projenin ilk kısmı şu anda inşa aşamasında.

Türkiye'nin Rus doğalgazına bağımlılığı halen yüzde 40'dan fazla. Bu bağımlılık, Türk Akımı projesi 2018'de faaliyete geçtiğinde yüzde 60'a yükselecek.

Rusya tarafından inşa edilecek ve işletilecek olan nükleer santralin tamamlanmasıyla bağımlılık artmaya devam edecek. Santralin ilk ünitesinin 2022 yılında ve kalan üç ünitenin de müteakip üç yılda faaliyete geçmesi bekleniyor.

Erdoğan, basın toplantısında, yıl sonundan önce - o zaman uygun olması halinde - Putin’in katılımı ile nükleer santralin temel atma törenini düzenlemeyi planladığından bahsetti.

İki lider, Türkiye'den taze meyve ve sebze ithalatı hakkındaki kalan kısıtlamalarının da kaldırılması kararı aldı.

Bazı teknik ayrıntıların halledilmesi gerektiği için, Rusya tarafından üretilen S-400 füzelerinin satın alınması da görüşüldü. Türkiye bu alım için NATO ülkelerinde ağır şekilde eleştirildi, ancak, bazı NATO ülkeleri ile de ortak Ar-Ge projeleri yürütmekle ilgilenmesine rağmen, kararlı durdu.

S-400'lerin NATO silahlarıyla birlikte çalışabilirliği hala açık bir sorun. Türkiye, NATO ülkelerinin silah satışlarına koşullar koyma ve teknoloji transferini reddetme tutumu karşısında rahatsızlığını göstermek için, Rus füzelerini satın almış olabilir.

Soçi'deki bu zirve toplantısında kutlanacak önemli bir başarı olmayabilir, ancak bütün olarak ziyaret Türkiye ve Rusya arasındaki ikili ilişkilerin hala yolunda olduğunu teyit ediyor.