Beşir’in devrilmesiyle Türkiye stratejik bir müttefikini kaybetti

Sudan ordusunun Başkan Ömer El Beşir’i devirmesiyle, Türkiye stratejik bir müttefikini kaybetti. Ankara Afrika’daki nüfuzunu artırmak için Beşir’e güveniyordu ve Beşir’le ekonomik ilişkileri artıran çok sayıda anlaşma imzalamıştı.

Afrika’nın yiyecek sepeti olan Sudan, bu ülkenin içerdeki ve dışarıdaki durumunu kullanan Türkiye’ye; siyasi ve askeri maceralara girmesine, Mısır ve Suudi Arabistan’a baskı uygulamasına ve bölgedeki nüfuzunu artırmasına olanak sağlayan uygun bir zemin sunuyordu.

Destekçilerinin İslam Dünyası’nın lideri olarak gördüğü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, müttefiki Beşir’in kaybını telafi etmek amacıyla “Temennim odur ki, suhuletle... Sudan bu işi başarmalı ve normal demokratik süreci çalıştırmaya girmelidir” dedi.

Belli ki Erdoğan Sudan ile Beşir sonrası dönemde kurulması muhtemel ilişkilerin yolunu açmaya çalışıyordu. Konuşmalarında düşmanlarına veya komplocu olarak tanımladıklarına gözdağı vermeye ve onları tehdit etmesine alıştığımız Erdoğan’ın açıklamasında kullandığı serinkanlı ve diplomatik dil ne kadar kaygılı olduğunu yansıtıyordu.  

Türkiye Sudan’ın Suakin Adası’ndaki askeri varlığını artırarak ve böylece Kızıldeniz’de deniz yollarını tehdit edebilecek bir köprübaşı tutarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamını yeniden yaşatmaya çalışıyor. Ayrıca Türkiye, Somali ordusunu eğitmek amacıyla 2017 Ekim’inde Sudan’da, bir yıl sonra da Katar’da birer askeri üs açmıştı.

Kızıldeniz bölgesi ve Aden Körfezi; Mısır, Suudi Arabistan, Sudan ve İsrail başta olmak üzere, Türkiye ve İran gibi bölgesel ve ABD ve Çin gibi uluslararası güçler için stratejik. Bu bölgeler, ekonomi ve güvenli açısından önem taşıyor.

Bölgedeki ülkelerin kırılganlığını fark eden Türkiye, burada iyi bir fırsat yakalamıştı. Söz konusu kırılganlık, iç çatışmalardan, kaynak yoksunluğundan, fakirlikten ve bölgedeki merkezi hükümetleri zayıflatan diğer unsurlardan kaynaklanıyor. Bu unsurlar; bazı ülkelerin yabancıların askeri varlıklarını kabul etmelerine, ekonomik ve askeri yardım karşılığında, yabancıların ülkelerinde nüfuz kazanmalarına izin vermelerine yol açtı.

Sudan Beşir’in devrilmesinin ardından tarihinde yeni bir sayfa açarken, başarısızlığa uğramış 30 yıllık siyasal İslam projesini de sonlandırmış oldu. Söz konusu İslamcı proje Sudan’da birçok krize yol açtı, ülkeyi böldü ve etkileri hala süren ve düşmanlıklar yaratan iç savaşlara neden oldu.

İslam tarihi uzmanı Raşid El Kahyun, Beşir’in devrilmesiyle ilgili olarak “İslamcı partilerin yeniden zemin kazanma şansları azalıyor” dedi ve ekledi: “Devletler ve önemli isimler rahatsızlıklarını dile getirdiler ki, bu rahatsızlık Müslüman Kardeşler projesinin çökmüş olmasından kaynaklanıyor. Müslümanların sözde sultanı Erdoğan da bağırmaya başladı.”

Erdoğan’ın İslamcı hükümetinin yönetimindeki Türkiye rejimi, uluslararası yaptırımların olumsuz etkilerinden muzdarip Beşir’in İslamcı rejimini, bölgedeki kötü emellerini gerçekleştirmek için, Sudan’ın komşularına, özellikle de hali hazırdaki başkan Abdül Fettah El Sisi’nin 2013 yılında Müslüman Kardeşler hükümetini devirmesinin ardından Mısır’a baskı uygulamak amacıyla kullandı.

Erdoğan hükümeti Sudan’ı ayrıca, Müslüman Kardeşler’in öncülüğündeki siyasal İslam’a meydan okuyan Suudi Arabistan’a baskı uygulamak amacıyla da kullanmaktan geri durmadı.

Belirtmek gerekir ki, ordunun devlet kurumlarını korumak ve halkın taleplerini yerine getirmek amacıyla atacağı her adım, Erdoğan’ı üzecektir. Zira bu adımlar, Türkiye’deki 2016 darbe girişiminin kopyası olacaktır.

Söz konusu darbe girişimi Erdoğan’da büyük bir korku yaratmış olsa da, aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı’na muhaliflere baskı uygulamak, binlercesini tutuklamak ve özgürlükleri kısmak için bir fırsat sunmuştu.

Erdoğan rejimi, Beşir’i Türkiye’nin öncülüğündeki siyasal İslam’ı güçlendirmek için kullanmaya çalıştı. Ama ilginçtir ki, güney Sudan’ın ayrılmasına da, Darfur, Kordofan ve Sudan’ın diğer bölgelerindeki iç savaşa da aynı siyasal İslam yol açmıştı.

Beşir, Sudan’ı aşırılıkçı bir İslami yönetim tarzına sürükledi. 1990’larda, El Kaide lideri Usame bin Ladin’e ev sahipliği yaptı, sonra ABD’nin arzusu üzerine onu ülkeden çıkarttı.

Devrilen Sudan başkanı bölgesel ve uluslararası ihtilafları kullanarak, kendisini daimi lider kılabilecek bir güç kazanmaya çalıştı.

2013 yılında İran’ın o dönemdeki Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ı Hartum’da ağırladı. İki yıl sonra Beşir, Yemen savaşında Suudilerin öncülük ettiği ittifaka katıldı.

Beşir bir yandan  Türkiye ve Rusya ile de flört ederken, bir yandan da Washington’la güvenlik alanındaki işbirliğini artırarak, uluslararası yaptırımların mümkün olduğunca hızlı bir şekilde kaldırılması yönünde çaba sarf etti. Bu yaptırımlar 2017 yılında kaldırıldı.

Beşir o dönemde yüzölçümü açısından Afrika’nın en büyük ülkesi olan Sudan’da iktidara geldikten sonra, güneydeki isyancılara karşı uzun bir iç savaşa girişti. O savaş Beşir açısından, 2011 yılında Güneyin bağımsızlık kazanması ve Sudan’ın petrol kaynaklarının yüzde 70’ini kaybetmesiyle yenilgiyle sonlandı.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar