Şub 12 2018

‘Bir felaketten kaçınmanın tek yolu Türkiye ile Rusya’nın anlaşması’

Türkiye’nin yanısıra, küresel güçler de Suriye’de kendi kurtarılmış bölgelerini yaratmış durumda. Her birinin hedefi farklı ancak günün sonunda tek bir hedef kalıyor: Ulusal çıkarlar!

Suriye böylesi bir paylaşımın öznesi olurken, ortaya çıkan insani krizin boyutları da her geçen gün artıyor. Afrin operasyonu nedeniyle binlerce kişinin yerlerinden edildiğine dair uluslararası bağımsız gözlem kuruluşlarından uyarılar geliyor.

Benzer bir kriz, Esad rejimine bağlı askeri birliklerin saldırdığı ve sivillerin hayatını kaybettiği İdlib’te de yaşanıyor.

Geçtiğimiz günlerde kimyasal silah saldırısı ile gündeme gelen İdlib, Kriz Grubu’nun da gündeminde.

Kriz Grubu’nun 9 Şubat’ta yayınladığı rapora göre, İdlib’te felaketle ve çok sayıda insan kaybıyla sonuçlanabilecek bir askeri hesaplaşma, bir yanda Türkiye ve Rusya’nın diğer yanda militanların bir anlaşmaya varması ve bir gerilimin önlenmesi için cephe boyunca askeri güçlerini yerleştirmeleri halinde önlenebilir.

Raporda özetle şu bilgilere yer veriliyor:

Kuzeybatı Suriye’de kurulan çatışmasızlık bölgesi çöküşün eşiğinde.

Rus hava desteği ile güç kazanan Suriye rejimi askerleri İdlib’e doğru ilerliyor. Suriye rejiminin ve İran destekli militanların karartması altında, Türk askerleri Şubat başında sınır hattı yakınında mevzi aldı.

Bölge, şu ana kadar çatışmasızlığı reddeden cihatçı örgüt Heyet Tahrir el Şam tarafından kontrol ediliyor. Rusya, İran ve Batılı güçler, bu örgütün uzlaşılmaz olduğu ve askeri yöntemlerle yenilgiye uğratılması gerektiği görüşünde. Türkiye’nin ise daha incelikli bir bakışı var ancak Kürt güçlere karşı savaş fikriyle meşgul vaziyette.

Esad rejiminin, İdlib’in kalbine bir saldırısı çok yakın.

Bu askeri harekat, hava saldırısını, karada ise, nüfusu yoğun bölgelerde militanlara karşı bir savaşı içerecek gibi görünüyor ki bu da bir başka insani kriz ve felaket yaratacak, Türk sınırına doğru yeni bir kaçışa neden olacaktır. Bu da, çok sayıdaki mülteci nedeniyle zor durumda olan Türkiye’yi daha da gerecektir.

Yapılması gereken, Türkiye ile Rusya’nın cephe hattı boyunca askeri varlığını konuşlandırması ve Suriye rejiminin bir saldırıya kalkışması konusunda caydırıcı olması. Bu harekat, Türkiye’ye cihatçı Heyet Tahrir el Şam’ın etkisini kırması, onu çatışmasızlığa ve uzlaşıya zorlaması için zaman kazandıracaktır. 

İdlib’te giderek kötüleşen durumu ele almak için iyi seçenek yok. Heyet Tahrir el Şam’ı hizaya getirmek ya da yerinden çıkarıp atmak için askeri harekatlar muhtemelen kontrol edilmeyen bir gerilim ve yıkıcı insani sonuçlar doğuracak. Hatta, birbirinin boğazına çöken isyancı grupları muhtemelen ortak düşmana karşı da birleştirecektir.

Bu gruplar, askeri açıdan yenilgiye uğratılsalar ve bölgedeki kontrolleri sona erdirilse bile, bu tür askeri çözümler cihatçı meydan okumayı ortadan kaldırmayacaktır. Sonuç, Suriye ve belki de ötesinde asimetrik savaşın uzaması şeklinde tezahür edebilir. İlaveten, yenilen grupların artıkları kendini yönetemeyen bölgelere ve zayıf ülkelere kayabilir ya da Avrupa, Rusya, Orta Asya’ya dönebilir.

 Türkiye’nin, cephe hattına asker yerleştirmesi bu gerilimi azaltabilir ancak Ocak sonu ve Şubat başındaki örneklerde olduğu gibi yüksek risk de içerir. Bu tür bir askeri harekat ve konuşlandırma, El Kaide’nin oynadığı role soyunmaya niyetli militanların sayısını arttırabilir. Türkiye daha fazlasını yapmak istedikçe durum daha da zorlaşabilir. Bu durumda yapılabilecek şey, Moskova’nın Esad rejiminin saldırısını ve peşi sıra gelebilecek insani bir krizi engellemesidir.

Türkiye’nin cephe hattına yerleşmesi, sınırlı bir Türkiye-Heyet Tahrir el Şam çatışması, iç karartan senaryolar içinde en iyisi. Bu senaryo biraz zaman kazandırır ve Esad rejiminin tüm gücüyle bir saldırı başlatmasının ve sonuçları yıkıcı olacak bir insani krizin önüne geçer.

https://www.crisisgroup.org/middle-east-north-africa/eastern-mediterranean/syria/b56-averting-disaster-syrias-idlib-province