'Türkiye'nin planlarını İsrail'in Arap açılımı bozuyor'

Türkiye'nin Fırat'ın Doğusu'na yönelik tehditleri sürerken, ABD'nin PKK'nin tepe kadrosundaki üç ismin başına 12 milyon dolarlık ödül koyması, 'Ankara'nın gazını almaya yönelik bir adım' olarak nitelendiriliyor. 

Ankara'nın Suriye'ye yönelik planlarında hesaba katmadığı faktörler olduğuna değinen Gazeteduvar yazarı Aydın Selcen, 'İsrail'in Arap açılımı' olarak nitelendirdiği Suudi Arabistan (SA) ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Şam’la yeniden temasa girişine dikkat çekiyor.

11 Kasım Pazar günkü yazısında Selcen, ABD ve Türkiye'nin Menbiç'te ortak devriye gezmesinin de Ankara tarafından yeterli bulunmadığına değiniyor.

Ankara'nın mevcut Türkiye-Suriye sınırından memnun olmadığını, sınırlar çizilirken 'kazık yediği' düşüncesinde olduğuna değinen Selcen, görüşlerini şöyle sürdürüyor:

"Erdoğan durmadan Fırat’ın doğusunu temizlemekten, Sincar ve Kandil’i de teröristlerin başlarına yıkmaktan söz ediyor. Münbiç’te ortak devriye, yeterli bulunmuyor. Karayılan, Kalkan, Bayık’ın kellelerine ödül konulması da kandırmaca. Aslında bu sonuncu pek haksız değil. Kandırmaca değil de yatıştırma demeli. Ödülü koyan ABD’nin Dışişleri zaten.

Mühlet belli: Yerel seçimlerden önce. Sahne hazır: Trump’la, Putin’le, Macron’la, Merkel’le görüşmeler; İdlip’te çatışmasızlık vs. Konjonktür uygun: Kaşıkçı cinayeti ve İran yaptırımları. Fakat bu resme uymayan hareketlenmeler de var: İsrail’in Arap açılımı, Suudi Arabistan (SA) ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Şam’la yeniden temasa girişi.

Tarihsel bağlam öyle ki sürekli akışkan. Anlık resim çektim, o resmin üzerine oyunumu inşa ettim mümkün değil. SA ve BAE’nin Şam’la suyun sıcaklığını yoklaması Vaşington’la istişare ya da eşgüdüm yapılmadan olası gözükmüyor. Herhalde ABD’nin gözü, yeniden imar, yeni anayasa, Fırat’ın doğusunu içeren topyekun bir çözümde.

SA ve BAE de Irak’tan hoşnutsuz. Onların derdi, Ankara’nınki gibi, ABD’nin değil İran’ın Bağdat’ı tahakküm altına alması. Beşar Esat’ın zorla devrilemeyeceği de ortada artık. Öyleyse, Şam’a bir çekme halatı atmanın zamanı gelmiş olabilir. Rusya’nın da SA ve Körfez’le ziyaret ve Moskova’da kabul trafiği gözle görünür biçimde arttı."

Kaşıkçı cinayetinin, Erdoğan’a, Trump’a Veliaht Prens Muhammet bin Selman (MbS) yerine Ortadoğu’da yeni ve daha etkin pivot oyuncu olma önerisini sunma olanağı yarattığını ifade eden Selcen, Erdoğan’ın MbS’ye oyunun Ankara’nın kaygıları dikkate alınarak oynanması zorunluluğunu dayatma olanağı yarattığına işaret ediyor.

Türkiye’de demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü, hukuk devletinin ABD ve AB tarafından umursanmadığını savunan Selcen, "Hatta Türkiye ekonomisinin çökmesi bunlardan ziyade kaygı nedeni AB için. AB’nin derdi mülteci krizi ve onun kendi içlerinde yarattığı anti-İslam kimlikli aşırı sağ. ABD’nin dertleriyse İsrail’in güvenliği ve İran’ın çevrelenmesi, kanatlarının kırpılması" yorumunu yapıyor.

Buradan hareketle Selcen, Türkiye için Fırat’ın Doğusu'nu 'halletmek' için zaman baskısının arttığını savunuyor. 

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz