Yaşar Yakış
Mar 02 2018

Türkiye’nin Suriye politikasını yeniden düşünmek için bir fırsat

Geçtiğimiz Cuma günü BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) Suriye'de ateşkesle ilgili 2401 sayılı kararı tarafların “tüm Suriye’de” saldırıları durdurması gerektiğini zikrediyor.

Bu karar Türkiye’ye Suriye politikasında büyük bir uyarlama yapma fırsatını veriyor.

Türkiye’nin karara uyup uymayacağından bağımsız olarak, “tüm Suriye” ifadesinin var olan gerçeklerin bilinciyle metne eklendiğini varsaymak durumundayız. Bu ifade yoruma yer bırakmıyor.

Tasarıyı hazırlayan taraflardan  İsveç'in BM Daimi Temsilcilisi kararın ana unsurlarından birinin saldırıların “tüm ülkede” durdurulması olduğunu söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla telefonla arayarak ateşkesin Afrin’i de kapsadığını belirtti. 

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, kararın Türkiye’nin Afrin’deki askeri operasyonunu kapsayıp kapsamadığı ile ilgili bir soruya cevap verirken: “Türkiye'nin BM'de kabul edilen ateş kes tasarısını iyi okuması gerekir” cevabını verdi. 

Özetle, Türkiye Afrin operasyonunu askıya alma yönünde uluslararası toplumdan artan şekilde baskı görebilir.

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu yakın zamanda gerçekleştirdiği Ürdün ziyaretinde: “Rejim Afrin'e PKK ve YPG'yi temizlemek için giriyorsa, sorun yok... Ama rejim buraya PKK ve YPG'yi korumak için girerse, bizi kimse durduramaz" dedi.

Kulağa olumsuz gelmesine rağmen, bu cümlede yapıcı bir belirsizlik mevcut. Hiç kimse Suriye’de rejim yanlısı güçlerin Afrin’e YPG’yi korumak için girdiğini iddia etmiyor. 
Öncelikli olarak ülkelerini yabancı bir işgalciden kurtarmak için gidiyorlar ama aynı zamanda YPG’nin kanton olarak ilan ettiği yerel yönetimi de ortadan kaldırmayı hedefliyorlar.
 
Türkiye, operasyonunu Menbiç’e veya Fırat’ın doğusuna doğru genişletip genişletmesinden bağımsız olarak,  2401 sayılı karara uyabilir ve Afrin’de YPG savaşçıları ile uğraşmayı Suriye hükümetine bırakabilir.

Sadece BM Güvenlik Konseyi kararının bağlayıcı hükümlerini uyguluyor olacağından, böyle bir hamle için Türkiye’nin bir mazeret bulmasına da gerek kalmaz. Böyle bir hamle birkaç sorunu aynı anda çözebilir: 

Türkiye’nin Suriye ile ilişkilerini normalleştirmesi yönünde önemli bir adım olur ve ABD, Rusya, İran ve uluslararası toplumun birçok diğer üyesiyle Türkiye arasındaki tartışmalı konulardan birini ortadan kaldırabilir.

BM kararında Türkiye’nin böyle bir adım atmasını kolaylaştıran bir unsur daha var. Karara göre, IŞID, El-Nusra ve Konsey tarafından tanımlandığı şekliyle terörle ilişkilendiren tüm diğer birey, grup, girişim ve yapılara karşı yürütülen askeri operasyonlar çerçevesinde gerçekleştirilen saldırılar durdurulmayacak.

Türkiye’nin Doğu Guta’da desteklediği muhalif gruplardan Faylak ar-Rahman ve Suudilerce desteklen Ceyş-ul İslam, terörist olarak kabul edilen örgütlerle ilişkilerini kestiklerini ve BM’nin 2401 no’lu kararına uyacaklarını açıkladılar.

Bu iki grup Suriye ordusunun Doğu Guta’ya girmesini destekliyor. Türkiye’de Faylak ar-Rahman’ın bu yaklaşımına onay vermiş olabilir. Bu tavrın farkında olduğunu gösteren Suriye ordusu iki grup tarafından kontrol edilen bölgeleri bombalamadı. Bu hamle gelecekte onlara siyasi sürecin bir parçası olma fırsatını sunabilir. Aynı zamanda Türkiye’ye de siyasi süreçte ek nüfuz sağlayabilir.
 
Karar aynı zamandan dolaylı olarak Türkiye’nin İdlip’teki gözlemci konumun üzerinde olumsuz bir etki yapabilir. Ateşkes, El Nusra Cephesi'nin farklı cihatçı gruplarla kurduğu Heyet Tahrir el-Şam örgütünün savaşçılarına uygulanmayacağı için Suriye ordusu bu örgütü ya ortadan kaldıracak ya da örgütü Doğu Guta’dan çıkmaya zorlayacak. 

Başkentinin çevresinde terörist olarak nitelendirilen örgütler kol gezdiği sürece hiçbir Devlet güvende hissetmeyecektir. El-Nusra Guta’dan çıkmaya zorlanırsa gideceği ilk yere Türkiye ordusunun çatışmasızlık bölgesinde gözlemci olarak yer aldığı İdlip bölgesi olacak. Bu Türk ordusunun bölgedeki görevine ek yük getirecektir.

Bu kadar güçlü bir bağlılık belirttikten sonra Afrin operasyonunu bırakmak zor görünse de, bu fırsat kaçırılırsa, bu kadar iyi bir çözüm vadeden bir ortam öngörülebilir gelecekte bir daha oluşmayabilir.