evren dede
Ara 08 2017

VİDEO HABER: Kronik sorunlar olduğu yerde duruyor, enerjide tam gaz işbirliği

 

GÜMÜLCİNE- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın iki gün süren Yunanistan gezisi olaylı başladı. "Lozan'ın güncellenmesi" talebini saatli bir bomba gibi mevkidaşı Prokopis Pavlopulos ile görüşmesinde kucağına bırakıverdi.

Pavlopulos'un bu beklenmedik çıkışa tepkisi, "Lozan'ın reform edilecek bir anlaşma olduğuna inanmıyoruz. Tartışılacak bir sözleşme değil" oldu.  Peki bir "krizle" başlayan ziyaret boyunca neler görüşüldü ve iki ülke arasındaki kronik sorunların çözümüne dair bir ilerleme kaydedildi mi? Bu soruya yanıt "hayır" olsa da, ilerleme sağlanan başka bir alan vardı: Enerji.

Ziyaret ortaya koydu ki, Türkiye ve Yunanistan arasındaki kronik sorunların çözümü hiç ama hiç kolay değil. Öte yandan, tüm bu sorunlara rağmen ticrari ilişkiler, özellikle enerjide işbirliği, ve turizm katlanarak artacak.

Dolayısıyla, Ege semalarında Türk ve Yunan savaş uçakları it dalaşı ile birbirine meydan okurken, iki ülke halkı bir elinde rakı, öteki elinde uzo ekonomi alanında tam gaz sürdürülen işbirliğini seyrediyor olacak.

Her ne kadar iki Cumhurbaşkanı, tüm diplomatik teamülleri yerle bir eden bir şekilde kameralar önünde atışmış olsa ve bu bir kriz olarak yorumlansa da, ki bir yönüyle öyle de, Türkiye ve Yunanistan halkı ilk kez kapalı kapılar arkasında tartışılanların neler olduğunu canlı bir şekilde izleme ve görme imkanı yakaladı.

Bu bile önemli bir kazanım olarak değerlendirilebilir. Bu tür büyük ziyaretlerde protokol kurallarına sıkı sıkı bağlı kalınır. Saat kaçta, kiminle, nerede ve ne konuşulacağı önceden belirlenir. Ziyaret programı da bellidir. Kapalı kapılar ardında ne kadar yüksek tondan restleşmeler yaşansa da, gazeteciler önünde gülümsenerek tokalaşılır ve umut verici açıklamalar yapılır.

Dünya tarihinde iki liderin biraraya gelip de “görüşmeler başarılı sonuçlanmadı” dediği ne kadar vakidir tartışma götürür. Hem gazeteciler hem iki halk ilk kez, “başarılı geçtiği” ilan edilen görüşmelerin arka planında neler olup bittiğine bizzat şahit oldu.

Bu konu bir yana, ziyaretin amacını üç ana başlık altında toplamak mümkün.

Birinci bölüm, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde Lozan Anlaşması’ndan kaynaklı devam eden sorunların daha yüksek tondan dillendiriliyor olması.

Hikayenin bu bölümünde Kıbrıs sorunu önemli bir yer teşkil ediyor. Bir diğer kronik sorun da Ege Denizi sorunu ki bunun içinde kıta sahanlığı ve hava sahanlığı gibi hususlar var. Türkiye, daha önce Yunanistan’ın hava sahasını 6 milden 10 mile çıkaracağını açıkladığında Türiye bunu “casus belli” savaş nedeni saymıştı.

Bu tür kemikleşmiş sorunlar mevcutken, iki ülkenin bu konulardan herhangi birinde çözüme varması şu anda pek mümkün değil. Hem Türkiye hem de Yunanistan’ın sabit tezleri var ve bu durum bir çözümü neredeyse imkasız kılıyor.

Ancak müzakerelere devam edilmesi arzusu iki tarafta da bulunduğu için heyetlerin önümüzdeki dönemde müzakereleri devam ettirmesi bir sürpriz olmayacaktır. Hiç değilse görüşecekler ki bu bile diyalogun kopmadan süregeleceğinin bir göstergesi.

Bir diğer kronik sorun da azınlık hakları meselesi. Erdoğan bu konuda yeni bir söylemle ortaya çıktı. Batı Trakya Türkleri şeriat ilkeleri ile yönetiliyor ve Atina yönetimi tarafından atanan müftülerle yönetiliyorlar. Ancak Erdoğan ziyaret sırasında bu sistemin yerine başmüftü seçimini gündeme getirdi. Oysa Lozan Anlaşması’nda başmüftülük makamına dair bir madde bulunmuyor. Başmüftülüğün geçtiği tek yer Atina Anlaşması ki, Yunanistan bu anlaşmayı zaten uygulamıyor.

Türkiye ise, Lozan'ın değiştirilmesini istediği ve başmüftülük konusunda ziyaret boyunca Atina Anlaşması’na referans da vermediği için konu yeni bir mesele olarak masaya konmuş durumda. Atina hükümeti müftüleri bizzat atıyor çünkü Osmanlı’dan kalan bir uygulama bu. Müftü yargı erkinin sahip olduğu yetkilere sahip ve kadı konumunda. Müslüman toplum arasındaki tüm uzlaşmazlıklarla ilgili karar verebiliyor.

Evlenmeler, boşanmalar, miras hukuk, velayet gibi tüm konular müftünün önüne geliyor. Bu kilit konumdan dolayı müftüler Atina tarafından atanıyor. Başmüftülük gibi yürürlükte olmayan Atina Anlaşması’ndan çekip çıkarılan ancak Lozan’da tanımlanmamış bir konumu Yunanistan’ın kabul etme ihtimali yok denecek kadar az.

Yine Lozan’ın güncellenmesi konusu da artık masada olan bir başka konu. Artık Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde başka bir sorun başlığı gerçeği bulunuyor. Erdoğan’ın bu talebine rağmen Yunan tarafı, ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, Lozan’ın herhangi bir şekilde elden geçirilmesine katiyetle sıcak bakmamakta.

Yine de Lozan’ın bundan sonraki süreçte iki ülke ilişkilerinin bir başka gündem maddesi olmasının önüne geçmek zor görünüyor.

Tüm bu diplomasi meseleleri bir kenara, iki ülke arasında işlerin tıkır tıkır işlediği tek alan ekonomi ve turizm. Tekrar edileceği üzere, yukarıda F-16’ların ne yaptığı Türkiyeli ve Yunan turistlerin akın akın gidiş-gelişlerini hiçbir şekilde etkilemeyecek.

Turizm ilişkilerindeki bu olumlu tabloya bir de enerji ayağı eşlik etmekte. Azerbaycan doğalgazının TANAP ve TAP boru hatlarıyla iki ülke üzerinden Avrupa'ya taşınacak olması, Türkiye-Yunanistan arasındaki gergin ilişkilere nefes aldıran bir işbirliği alanı. Boru hattının 2018 sonunda tamamlanması bekleniyor. O hattan gaz akışı gerçekleştikçe kadim sorunların görünürlüğü de azalacaktır.

Çünkü enerji ve boru hatları huzur ve barış ister. Gaz akışı başladıktan sonra iki ülke ilişkilerinde daha barışçıl bir dilin hakim olduğu öngörülebilir. Böylece, sorunlar çözülmemiş kalsa da enerji alanındaki işbirliği pekişecek. Hatta, ekonomi anlamdaki yatırımların daha da artması beklenebilir.

Ekonomik işbirliği alanındaki bir diğer gelişme de Selanik-İstanbul arasında tren seferlerinin yeniden başlamasının planlanması. Benzer şekilde Selanik ile İzmir arasında gemi seferlerinin başlaması gündemde.

Tüm bu konulara bakıldığında, Erdoğan'ın ziyareti iki ülke arasındaki sorunlarla ilgili yeni bir açılım getirmemiş olsa bile, iki ülkenin meselelerinin ilk kez bu kadar şeffaf bir şekilde tartışılması Türkiye-Yunanistan halkları açısından faydalı oldu.

2018’de IMF denetiminden kısmen çıkmış ve piyasalara yeniden dönmüş bir Yunanistan, Türkiye ile daha yakın ekonomik ilişkiler geliştirecektir muhakkak.