Nikolas Birbari
May 18 2018

Yunanistan'ın 8'lerle ilgili ikilemi

Yunanistan’ın, Türkiye ile ile olan zaten sorunlu  ilişkiler zincirine yeni bir halka ekleten sekiz firari Türk askerinin kaderi önümüzdeki haftalarda açıklığa kavuşacak.

Sekiz Türk subayı, Türkiye’deki 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden bir gün sonra askeri helikopterle Yunanistan’ın sınır kenti Aleksandroupolis’e ‘‘zorunlu iniş”  yapmış; ve hemen ardından Yunan makamlarından siyasi sığınma talebinde bulunmuşlardı.

Yunan hükümet yetkilileri, sekizfirarinin Yunanistan’a geldikleri  gün, “darbecilerin Yunanistanda hoş karşılanmadıkları” gerekçesiye 15-20 gün içinde Türkiye’ye iade edileceklerini açıkladılarsa da; bu vaatleri askerlerin sığınma talebinde bulunması ile birlikte başlatılan hukuki sürece takıldı.

Türkiye’nin sekiz Türk askerinin iadesi için üç ayrı iade talebini üst üste ret eden Yunan Danıştayının nihai kararları ise Türk-Yunan ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği gibi; Yunan hükümetini de zor durumda bıraktı.

Danıştayın Türkiye’ye iadelerini ret eden gerekçeli kararında ise sekiz askerin “Türkiye’de adil yargılanacaklarına dair herhangi bir güvencenin verilmemiş olması” ve “Türkiye’ye iadeleri olasılığıda hayati tehlikeleri olabileceği” tezleri savunuldu.

Yunan Danıştayı, sekiz askerin darbede yer alıp almadıklarına değil; sadece Türkiye’ye iade edilip edilmeyeceklerine karar vermekle yükümlü idi.

Hükümet ise “kuvvetler ayrılığına saygı zorunluluğu” nedeniyle Danıştayın bu kararına müdahale edemedi.

Danıştay’ın askerlerin Türkiye’ye iadelerinin ret etmesinden sonra, bu kez Cenevre insan hakları sözleşmesi uyarınca sığınma talepleri ile ilgili ikinci hukuki süreç başlatıldı.

16 Temmuz 2016’dan bu yana “göz altı” statüsünde bulunan firari askerlerin sığınma taleplerini ayrı ayrı inceleyen İçişleri Bakanlığı’na bağlı birinci dereceli İltica Komisyonu  ilk iki askerin sığınma taleplerini ret etti. Ancak ikinci dereceli İltica Komisyonu bu kararı kabul etti .Yunan hükümetinin bu karara itirazı ile kendilerine “mülteci” sıfatı tanıyan hüküm donduruldu ve askıya alındı.

Yunan hükümetinin, Gömenlerden Sorumlu Bakanlığı aracılığıyla yaptığı bu itiraza gerekçe olarak , söz konusu Türk askerlerinin ‘‘15 Temmuz darbe girişiminde gerçekten fiilen yer aldılarsa  sığınma hakkına sahip olamayacakları” gösterildi.

Askıya alınan bu karardan sonra iki asker (Süleyman Özkaynakçı ve Ahmet Güzel) yoğun güvenlik önlemleri altında adresi gizli tutulan bir adreste “ev hapsine” alındı ve hükümet ile iltica komisyonu arasındaki bu görüş ayrılıkları Danıştaya sevk edildi.

Sekiz askerden altısı,16 Temmuz 2016’dan bu yana göz altında bulundukları polis karakolundatutuluyor. Sığınma talepleri kabul edilip onanan ancak hükümetin itirazı sonucunda bu hakları dondurulan iki asker ise ev hapsinde. Şimdi hepsi  Danıştay’ın tümüne birden sığınma hakkı verilip verilmeyeceğine dair vereceği nihai kararı beklemeye başladı.

Yunanistan Adalet Bakanı Andonis Kontonis, başka bir davaları olmazsa, sekiz askerin 16 Temmuz 2016’dan bu yana göz altı altı sürelerinin Mayıs ayı sonunda tamamlanacağı gerekçesiyle serbest bırakılmalarının zorunlu olduğunu açıkladı.

Kontonis,  Danıştay’ın Türkiye’ye iadelerini ret eden kesin kararlarına istinaden askerleriin Türkiye’ye iadelerinin söz konusu olmadığını açıkladı.

Ancak Yunan Bakan, sekiz askeri 15 Temmuz darbe girişiminde yer almakla suçlayan Türkiye’den bir talep gelirse, sekiz askerin “darbe yapma teşebbüsü” suçlamasıyla tekrar göz altına alınıp Yunan mahkemelerinde yargılanmalarını önerdi. Fakat Türkiye’nin  bu öneriye sıcak bakmadığı anlaşıldı.

Şimdi bütün dikkatler, Mayıs ayı sonunda ya da Haziran ayı başlarında toplanması beklenen Danıştay’ın vereceği karara çevrilmiş durumda.

Danıştay, Yunan hükümetinin itirazına rağmen siyasi sığınma taleplerini kabul ederse; Yunan makamları sekiz askerin her birine  “mülteci kimlikleri” ile “seyahat belgeleri” verecek ve arzu ettikleri ülkelere gidebilecekler.

Danıştay, sığınma taleplerini ret ederse, o zaman askerler Yunanistan dışına çıkamayacakları gibi ailelerini de Yunanistan’a getirme hakları olmayacak. Yunanistan ise “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Kartası” uyarınca askerlerin “kaçırılma/ öldürülme” gibi karşılaşacağı olası tehlikelere karşı can güvenliklerini  korumak zorunda kalacak.

Askerlere siyasi sığınma hakkı verilmesinden yana olan Anayasa profesörü Nikos Alivizatos, “Cenevre sözleşmesi, hükümetler ile adalet arasındaki görüş arılıklarını bertaraf itmek amacıyla insan hakları ve sığınma hakkı gibi davaların hükümetlerin müdahale edemeyeceği bağımsız adalet tarafından görüşülmesini sağlamıştır. Türk askerlerinin siyasi sığınma taleplerine verilecek karar bu nedenle son derece önemlidir. Siyasi sığınma talepleri kabul edilirse, seyahat belgeleriyle arzu ettikleri ülkelere gidebilecekler; Yunanistan da böylece bu ağır yükten kurtulmuş olacaktır...”  diyor.

Ceza Hukuku Profesörü Hristos Milonopoulos ise şu yorumu yapıyor:

“Danıştay’ın Türkiye’ye iadelerini ret eden nihai kararından sonra, Yunan makamlarının askerleri sınır dışı etme olanağını ortadan kaldırmıştır.. Diğer yandan sekiz askerin tutukluluk süreleri sona ermekte olup daha fazla alı konamazlar.. Serbest bırakılmaları olasılığında bunların kaçırılma tehlikesi büyüktür...”

Uluslararası Mülteciler Komisyonu avukatlarınan Vasilis Papadopulos ise, “Sekiz askerin darbe girişiminde yer aldıklarını kanıtlayan hiç bir delil gösterilmemiştir . Dolayısıyla siyasi sığınma taleplerinin ret edilmesine herhangi bir hukuki gerekçe gösterilemez.. hala göz altında bulumaları ise hukuk dışıdır...” görüşünü savunuyor.

Avukatlarının ortak görüşü:  Sekiz askerin Yunanistan’daki varlıklarının  Türk-Yunan ilişkilerinde her zaman açık bir yara oluşturacağından; bunlara bir an önce mülteci kimlikleri verilmesinden ve seyahat belgeleriyle yasal yollardan Yunanistan dışına çıkmalarının sağlanması gerektiğinde birleşiyor.