Mar 03 2018

'ABD müttefikimiz, İran komşumuz ve Rusya da...' Ya sonra?

Türkiye'nin Suriye politikaları hem komşuları hem eski müttefikleri hem de yenileri ile ilişkilerini bozma kapasitesine sahip bir bataklığa dönüşmüş durumda.

Bu ülkede yedi yıldır devam eden savaşta, ABD ve Rusya vekalet savaşları yürütürken, Türkiye de ordusu ve militan bir güçle Afrin'e girerek, ABD himayesindeki YPG'nin otonom bir yapı kurmasını önlemek için çalışıyor. 

İran ise, Hizbullah milislerini İsrail sınırına yakın bölgelerde destekleyerek, İsrail'in güvenliği için bir tehdit algısı yaratmış durumda.

Amerika'nın Sesi'nde Hediye Levent'in haberinde, süper güçlerle bölgesel güçlerin bilek güreşinin gerilimi yükseltme kapasitesine dikkat çekiliyor.

Türkiye’nin Washington eski Büyükelçisi Faruk Loğoğlu ve Moskova eski Büyükelçisi Aydın Adnan Sezgin, tüm bu gelişmeler karşısında Türkiye'nin izlemesi gereken politikalarla ilgili, ilişkilerin derinliğine işaret ediyorlar.

Loğoğlu'na göre, ABD müttefik, İran komşu ve Rusya da çok yönlü bağların olduğu bir ülke. 

Ancak bu durum kimi zaman açmaza dönüşebiliyor. Güçlü ilişki ve bağlara karşın, Türkiye ve diğer ülkelerin Suriye'deki çıkarlarının büyük ölçüde çatıştığı bir gerçek.

Loğoğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Türkiye’nin çıkarları Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, sınırlarının güvenliği, terörle mücadele ve Suriye’nin yeniden inşasında öncü bir rol almaktır. Türkiye’nin çıkarları ABD, Rusya ve İran’ın hedefleriyle birebir örtüşmemekle beraber, her biriyle örtüşen unsurları da vardır. ABD müttefikimiz, İran komşumuz, Rusya çok yönlü bağlarımız olan bir ülkedir. Hangi konuda hangisi çıkarlarına uygun davranıyorsa, Türkiye o ülkeyle işbirliği yapar."

Loğoğlu'na göre, Türkiye'nin Afrin'deki operasyonu kısa tutup diplomatik çözümün adresi olan Cenevre Süreci'ne odaklanması en mantıklı seçenek.

Türkiye’nin Moskova eski Büyükelçisi ve yeni kurulan İYİ Parti bünyesinde çalışmalarını sürdüren Aydın Adnan Sezgin'e göreyse, AKP Arap Baharı'ndan bu yana dış politikada yanlış adımlar attı ve şimdi bunları düzeltmesi gerekiyor.

“Türkiye’nin nüfuz alanı oluşturmaya çalışmaktan çok güvenlik kaygısıyla hareket ettiğini” savunan Sezgin değerlendirmelerine şu sözlerle devam ediyor:

"Fırat kalkanı Harekatı IŞİD’e karşı elzem bir harekattı ve Türkiye’nin o sahada kalması gerekiyor. Önceki hataların onarılmasına yönelik Afrin Harekatı da gecikmiş bir operasyon.

Suriye’ye ilişkin hatalı politikalar askeri harekatları zorunlu kılıyor. Suriye krizinin başından beri hatalar yapılmasaydı bugün Türkiye’ye zarar veren, tehdit üreten ve üretecek bu olumsuz gelişmeler olmazdı. Karşı karşıya kaldığımız vahim sonuçlar harekatı zorunlu kıldı."

Loğoğlu ve Sezgin “Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonlarını Türkiye’nin sınır güvenliğinin korunmasına yönelik olduğu” değerlendirmesinde ise birleşiyor.