Tiny Url
http://tinyurl.com/y5pvcxsc
Nis 11 2019

Almanya'daki partilerden AP seçimleri için Türkiye karşıtı propaganda

Avrupa Birliği üyesi devletlerde gündem Avrupa Parlamentosu seçimleri. Seçime giren partilerin en çok dile getirdiği konulardan biri de Türkiye'nin AB üyeliği süreci. Siyasi partilerde AB sürecinin durdurulması çağrıları yükseliyor.

Almanya’nın Adalet Bakanı ve aynı zamanda Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Avrupa Parlamentosu seçimlerindeki liste başı adayı olan Katarina Barley, Türkiye’de hukuk devleti alanında yaşananları “kaygı verici” olarak nitelendirdi.

Berlin’de Yabancı Gazeteciler Cemiyeti (VAP) üyeleriyle bir araya gelen Barley, Avrupa Parlamentosu seçim kampanyası hakkında bilgi paylaştığı toplantıda, Türkiye’deki gelişmeler, yerel seçim sonuçları ve Türkiye’nin AB üyelik süreci hakkındaki soruları da yanıtladı.

SPD’nin Türkiye’de iki kardeş partisi olduğunu hatırlatan Barley, “Gayet tabii ki CHP ve HDP’nin seçim başarılarından ötürü memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Barley, Türkiye’deki yerel seçim sonuçlarına itiraz süreçleri hakkında ayrıntılı değerlendirme yapmak istemediğini söylemekle birlikte, yaşanan gelişmeleri endişeyle izlediklerini kaydetti:

“Türkiye’de hukuk devleti alanında yaşanan gelişmeleri zaten birkaç yıldır büyük bir endişeyle izliyoruz. Her ne kadar adalet bakanlıkları arasında iyi ilişkilerimiz olsa da Türkiye’de hukuk devleti alanında yaşanan gelişmelerden ötürü kaygılıyız ve bunu da muhataplarımıza açıkça dile getiriyoruz.” 

DW Türkçe’nin “Türkiye Avrupa’nın bir parçası mı? Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin tutumunuz nedir?” sorusunu da yanıtlayan Barley, üyelik müzakereleri hakkında ayrıntılı yorum yapmaktan kaçınarak, diyaloğa vurgu yapmakla yetindi.

Barley şöyle konuştu:

"Evet, Türkiye Avrupa’nın sınırında, Avrupa ve Asya kıtalarının buluştuğu noktada… AB’nin Türkiye ile yakın ilişkilerini sürdürmesi gerekmekte, buna çok büyük önem atfediyorum. Zorlu partnerlerle diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini ispatlamış olan Willi Brandt’ın partisinin mensubuyum. Ve bunu muhakkak ki Türkiye ile de yapacağız.”

Sosyal Demokrat Parti’nin Avrupa Parlamentosu seçimleri için hazırladığı programda, “Öngörülebilir gelecekte Türkiye’nin tam üyeliğine ne Türkiye ne de AB hazır” ifadeleri yer alıyor.

Türkiye ile işbirliğinin büyük bir sınama olduğuna dikkat çekilen parti programında, “Güncel tüm zorluklara rağmen Türkiye ile Avrupa, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler büyük önem taşıyor” görüşü aktarılıyor.

Başbakan Angela Merkel, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine şüpheyle baksa da, başbakanlığı boyunca Türkiye'nin AB perspektifinin ucu açık bir şekilde sürdürülmesini savunagelmişti.

Ancak Merkel'in partisi CDU ile kardeş partisi CSU'nun Avrupa Parlamentosu seçimleri için hazırladıkları ortak bildirgede, Türkiye’nin AB üyeliğine kapıyı kapatan sert ifadeler yer aldı.

Bildirgede Türkiye’nin AB üyeliğinin söz konusu olmayacağı belirtilirken, “Bizim Avrupa'mız sınırlarını biliyor. Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği bizimle söz konusu olmayacak. Türkiye ile üyelik yerine yakın bir ortaklık konusunda anlaşacağız” denildi.

Hristiyan Demokratların Avrupa Parlamentosu seçimlerinde liste başı adayı Manfred Weber de seçim kampanyası sürecinde Türkiye’nin üyelik sürecine son vermek istediklerini açıkladı. Aynı zamanda Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) Avrupa Halk Partisi'nin (EPP) AB Komisyonu Başkan adayı olan Weber, “AB Komisyonu Başkanı olduğum takdirde Türkiye ile üyelik müzakerelerinin sona erdirilmesi talimatını vereceğim” dedi.

Türkiye’nin tam üyeliğinin gerçekleşmeyeceğini söyleyen Weber, Türkiye ile “yakın bir ortaklık” inşa edilmesi gerektiğini savunuyor.

Avrupa Parlamentosu seçim programında Türkiye’ye en geniş yer ayıran Yeşiller Partisi ise, “Türkiye’deki demokratik güçlerin güçlendirilmesi” başlığı altında, “Türkiye Erdoğan değildir, Erdoğan da Türkiye değildir” ifadelerine yer veriyor. Programda şu ifadeler yer alıyor:

“Erdoğan'ın, hukuk devletinin, demokratik hakların, toplumsal özgürlüklerin içini boşaltan bir çizgi izlediği bu süreçte Türkiye’nin AB üyeliğinin söz konusu olamayacağı açık. Ancak demokratik ve dünyaya açık bir Türkiye için AB kapılarının açık tutulması gerekmekte. Üyelik müzakerelerinin resmen durdurulması hata olur.”

Yeşiller'in liste başı adayı Ska Keller de müzakerelerin Türkiye’de kendini Avrupa ile özdeşleştirenler ve insan haklarının güçlendirilmesi için bir araç olabileceğine, sürecin sona erdirilmesinin ise yapıcı bir adım olmayacağına dikkat çekiyor.

Sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisi ise AP seçim programında, “Türkiye kültürel olarak Avrupa’nın bir parçası değildir” argümanını öne sürerek üyelik müzakereleri ile mali yardımlara derhal son verilmesini, Türk vatandaşlarına vize serbestisi tanınmamasını istiyor.