Ankara, Riyad ve Abu Dabi ile rekabeti daha da sertleştirir mi?

Türkiye, Arap dünyasının iki önemli ülkesi Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile giriştiği askeri, ekonomik ve diplomatik mücadeleyi koronavirüs krizine rağmen hız kesmeden devam ettiriyor. Son olarak Nisan ayında iki taraf, karşılıklı olarak medya kuruluşlarının internet sitelerine erişimi yasağı getirdi. 

Rekabetin ilk sinyalleri 2011 yılında patlak veren Arap Baharı ile birlikte ortaya çıksa da, Temmuz 2013’te General Abdulfettah el Sisi’nin Mısır’da Muhammed Mursi yönetimini devirmesi ilişkilerde ciddi bir kırılma meydana getirdi. 

Türkiye bu tarihten itibaren aktif olarak Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler hareketini desteklemeye başladı. Mursi’yi Mısır’ın meşru lideri olarak kabul ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bununla da yetinmeyerek seçim meydanlarında yaptığı rabia işaretiyle Müslüman Kardeşler’in Sisi yönetimine karşı direnişinin sembolü olan Kahire’deki Rabia Meydanı’nı ima etti. 

Müslüman Kardeşleri rejimlerinin varlığı için çok büyük bir tehlike olarak gören Suudi Arabistan ve Emirlikler de buna karşılık, yanlarına Mısır’ı da alarak Türkiye ve Müslüman Kardeşler’in önemli isimlerine ev sahipliği yapan Katar’a karşı diplomatik bir mücadele başlattı. 

15 Temmuz 2016’da Türkiye’de yaşanan başarısız darbe girişimi ve 2017’de Katar’a uygulanan abluka, iki kamp arasındaki mücadeleyi Libya gibi ülkelerde aktif savaşın eşiğine getirecek kadar tırmandırdı. Ekim 2018’de ünlü gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesi ile savaş uluslararası platformlara taşındı. 

Fakat ilişkilerde yaşanan gerginliklere rağmen Türkiye hem Mısır ve hem de Suudi Arabistan’la ilişkileri düzeltebilmek için yoğun bir çaba sarfediyor. 

Başta Erdoğan olmak üzere AKP’li yetkililer son dönemde hem Mısır ve hem de Suudi Arabistan’a karşı sert sözler sarfetmemeye dikkat etmemesi bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Fakat izlediği agresif dış politika ve Müslüman Kardeşlerle yakın ilişkisi bu iki ülkenin Türkiye’nin attığı adımlara karşılık vermemesine sebep oluyor. 

Gerginliklere rağmen Türkiye’nin hem Mısır ve hem de Suudi Arabistan’la ticari ilişkileri önemini koruyor. Türkiye’nin Mısır ile diplomatik ilişkileri hala normalleşmemiş olmasına rağmen Suudi Arabistan’la benzer bir sıkıntı yaşanmadı. 

Uzmanlara göre Türkiye bu ülkelerle ilişkilerin sertleşmesinde Birleşik Arap Emirlikleri‘nin büyük bir rol oynadığını düşünüyor ve bu yüzden de Abu Dabi’yi diğer ülkelerden uzaklaştırma politikası izliyor. 

Özellikle Yemen’de Riyad ve Abu Dabi arasında yaşanan güç mücadelesini kullanmaya çalışan Türkiye, Suudi Arabistan’ın kontrolündeki El Hadi hükümetinin siyasi ortaklarından Müslüman Kardeşler eksenli Islah Partisi ile yakın ilişki içinde. Birleşik Arap Emirlikleri ise hem Islah Partisi’nin Hadi hükümetinde yer alması ve hem de stratejik çıkarlarından dolayı kuzeydeki Husilere karşı savaşan Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyondan daha önce ayrılmıştı. 

Emirliklerin kontrolündeki Güney Geçiş Yönetimi, Aden ve pek çok önemli noktada el Hadi yönetiminden bağımsızlığını ilan etmiş durumda. Dolayısıyla şu anda El Kaide ve IŞİD yanlısı grupların alan elde etme çabalarını saymazsak Yemen’de üç savaş yaşanıyor. Başlangıçta Libya’da Mısır ve Emirlikler’in yanında yer alan Suudi Arabistan, Yemen’deki derin çatlaktan dolayı bu desteğini fiili olara çekmiş durumda. 

Dolayısıyla savaş her ne kadar Hafter ve Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında devam etse de aslında perde arkasında bu savaşı Türkiye ve Emirlikler yürütüyor. Libya iki ülke arasındaki hesaplaşmanın görüldüğü bir yer durumunda. 

Son dönemde Türkiye destekli güçlerin ülkenin batısında önemli kentleri ele geçirmesi ve başkent Trablus’un güneyindeki stratejik Tarhuna kentiyle Vatiyye Hava Üssü’nü hedef alması Hafter cephesinde önemli bir kriz meydana getirmiş gibi görünüyor. 

Sahada sert bir mücadeleye girişen iki ülke diplomatik alanda da karşılıklı sert ithamlarda bulunuyor. Emirlikler Türkiye’nin Libya’ya cihatçı sevkettiğini ve gayri meşru yollardan silah gönderdiğini, Suriye’de işgalci durumda bulunduğunu öne sürüyor. 

Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden dirilterek yeni tür bir emperyalizm peşinde olduğu propagandası yapan Emirlikler bunun için büyük bütçeli ‘Ateş Krallığı‘ adında Osmanlı döneminde Arap dünyasının nasıl geri kaldığını anlatan bir dizi projesini de yürütüyor. 

Türkiye ise, 2018’de Şam’da büyükelçiliğini yeniden faaliyete geçiren Emirliklerin, Ankara ile herhangi bir ateşkes anlaşması imzalamaması için Şam’a üç milyar dolar yardım teklifinde bulunduğunu öne sürüyor. Ayrıca Emirliklerin Yemen’de sivilleri öldürdüğünü, Filistin’in içişlerine müdahale ettiğini ve Türkiye’deki 15 Temmuz başarısız darbe girişimini desteklediğini de iddia ediyor. 

Emirliklerle olduğu gibi Suudi Arabistan’la ilişkileri kopma noktasına getiren Katar ablukası sırasında Türkiye hiçbir denge politikası gütmeden Katar’a tam destek sağladı. Şu anda bu ülkede bir üssü bulunan Türkiye, beş bin kişilik askeri personeliyle adeta Katar’ı komşu ülkelerine karşı koruyor. 

Arap Baharı’ndan sonra Türk-Suudi ilişkileri çok sıcak olmasa da, Ankara bu ülke ile ekonomik ilişkilerde yakalanan ivmeye zarar 

vermemek için büyük bir hassasiyet gösterdi. Arap dünyasının en büyük ekonomisi olan Suudi Arabistan’dan her yıl gelen onbinlerce turist ve yatırımcı, hem harcamaları ve hem de gayrimenkul sektörüne yaptıkları yatırımlarla Ankara’da yüzleri güldürüyordu. Ayrıca bu ülkeye ihracat da hızla artıyordu. 

Fakat Muhammed bin Salman’ın veliaht prens olarak atanması iki ülke ilişkilerinde bir kırılma yaşanmasına sebep oldu. Arda arda yaşanan Katar ablukası ve Kaşıkçı cinayeti Erdoğan ve Prens Salman’ın medya üzerinden sert bir savaşa tutuşmalarına sebep oldu. Erdoğan isim vermese de cinayetin arkasında Prens Salman’ın olduğunu öne sürdü. 

Türkiye’nin Martta 20 suudi vatandaşını Kaşıkçı cinayetinde yer aldıklarını öne sürerek mahkum etmesine Suudi Arabistan ve Emirlikler TRT ve Anadolu Ajansı’nın erişimlerini engelleyerek karşılık verdi. Türkiye de aynı şekilde her iki ülkenin resmi haber ajansları da dahil olmak üzere 20’ye yakın gazete ve televizyonun internet sitesini engelledi. 

Suudi yönetiminin, özellikle Yemen’de devam eden savaşta istediği sonuçları alamamasından dolayı, Türkiye ile gerginliği daha fazla artırmama yönünde adım atması dikkat çekiyor. 

Riyad, Yemen maruz kalacağı muhtemel bir yenilgi ile İran tehdidini çok daha fazla ensesinde hissedecek. 

İki ülkenin Kaşıkçı cinayeti üzerinde uzlaşması durumunda ilişkileri normalleştirme konusunda önemli adımlar atması da muhtemel. 

Buna karşılık Türkiye ve Emirliklerin yakın vadede uzlaşması pek mümkün görünmüyor. Libya krizini her iki ülke kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Aynı şekilde Suriye’de de Emirliklerin bizzat Esad’la yakın temasa geçmesi Türkiye’de endişe ile izleniyor. Geçtiğimiz ay telefonda görüşen Veliaht Prens Muhammed bin Zayed ile Esad, Suriye’deki son durumu görüşmüştü. 

Türkiye Esad’ın yanı sıra Emirlikler ya da Suudi Yönetimi’nin Kürtlere yardım etmesinden endişe duyuyor. Daha önce Suudi yetkililer Suriye’nin doğusuna giderek hem bölgedeki Kürtler ve hem de Arap aşiretlerle görüşmüştü. 

Koronavirüs kriziyle özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan çöküşün de iki ülkenin dış politikasına ciddi bir etkisinin olması muhtemel. Benzer bir durumun büyük bir ekonomik krizle boğuşan Türkiye için de geçerli olduğunu söylemeye dahi gerek yok. 

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’dan askerlerini çekme planları, İran’ın giderek agresifleşen dış politikası, nasıl evrileceği belli olmayan Yemen’deki savaş, petrol fiyatlarındaki tarihi düşüş, koronavirüs krizi, Türkiye’nin maruz kaldığı siyasi ve ekonomik bunalım, bölgede etkili olan gösteriler, Irak’taki siyasi istikrarsızlık, Doğu Akdeniz’de tekrar alevlenmesi muhtemel restleşme, Mısır ile Etiyopya arasında gün geçtikçe daha da gün yüzüne çıkan Nil suları üzerindeki sürtüşme vs bölge ile ilgili belirsizlikleri daha da artırıyor. Tüm bu olaylar Türkiye’nin bölge ülkeleri ile ilişkilerini de yakından ilgilendiriyor. 


@Ahval Türkçe